1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.06.2004 - Alman basınından özetler...

BM Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen Irak kararı, bugün başlayan G8 zirvesi ve Almanya’daki işsizlik sorunu, bugünün Alman basınında öne çıkan konular arasında.

BM Güvenlik Konseyi’nde çıkarılan Irak kararı ve G8 zirvesi ile ilgili Mitteldeutsche Zeitung ’da şu satırlar yer alıyor:

‘’Güvenlik Konseyi’nde temsil edilen ülkeler sorumluluk üstlendi. Bu, Almanya, Fransa, Rusya gibi Irak savaşını eleştiren ülkeler için de geçerli. Irak geçici hükümetinin insani yardım, mali yardım ya da belki güvenlik konularında destek istemesi durumunda karara imza atan ülkeler bu isteği geri çeviremeyecek. Irak konusunda uzlaşmanın G8 zirvesinin hemen bir gece öncesinde çıkması tesadüf değil. Çünkü dünya çapında siyasi ve ekonomik durum tehditlerle çevrelenmiş durumda ve bu tehditlerin sınırı yok.’’

Nürnberger Nachrichten gazetesinde de konuyla ilgili şu yorumda bulunuluyor:

‘’Irak ile ilgili kararın kabulü Amerikan Başkanı Bush için önemli bir diplomatik başarı. Bush şimdi G8 zirvesinde dış politikadaki önemli dönemeci ilan edebilir. Atlantik ittifakında bir yıldan uzun süredir yaşanan tartışma sona ermiş oldu. AB artık yeniden tek sesle konuşmaya başladı ve eski Avrupa yeni Avrupa gibi bir bölünme kalmadı. Batı dünyası şimdi ileriye bakıyor ve hep birlikte sıkıntılı bir dönemden yeni ufuklara açılmaya çalışıyor. Irak’ın huzura kavuşması Fransa, Almanya gibi savaş karşıtı ülkelerin de çıkarınadır. Kaos sürdüğü müddetçe Ortadoğu huzura kavuşamayacak, Irak işgal altında bulunduğu sürece şiddet, direniş ve sabotajlar da sürecektir.’’

Berliner Zeitung gazetesinde ise konuyla ilgili farklı bir bakış açısı yansıtılıyor:

‘’Çıkarılan Irak kararı Güvenlik Konseyi üyeleri için bir fukaralık belgesidir. Iraklılar tabii ki şu an ülkede barışı kendi güçleriyle sağlayamaz. Ve ülkede bir iç savaş yaşanması, ki bu savaşın sorumlusu ABD’dir, savaş karşıtlarının çıkarına olamaz. Ancak tam da Amerikan Başkanı Bush’un kötü bir durumda olduğu ve BM’nin desteğine ihtiyaç duyduğu bir zamanda Konsey üyelerinin işgalcilere açık çek vermemesi gerekirdi. Burada ticari çıkarlar önemli rol oynuyor. ABD, Irak’taki büyük ihalelerin dağıtımı ile ilgili mevcut uygulamalarını yeniden gözden geçiriyor. Böylece zamanında savaşa karşı çıkan ülkeler de Irak’taki yeniden imar ihalelerine katılabilecek.’’

Bugün başlayan G8 zirvesi ile ilgili Reutlinger General Anzeiger gazetesinde şu yorum yer alıyor:

‘’Sembolik siyaset, göstermelik dayanışma ve karşılıklı çıkarlar arasında uyum sağlama çabalarının bu kadar merkezde yer almasına ender rastlanır. Kudretli ve bazen de baygın süpergüç Amerika’nın dünyadaki imajının iyileştirilmesi ABD Başkanı Bush için hayati önem taşıyor. Seçim kampanyası mücadelesi içinde bulunan ve oldukça yıpranan Bush’un ikinci dönem için seçilmesi, büyük ölçüde Irak politikasında bir an önce elle tutulabilir başarılar sağlanmasına bağlı.’’

Basın turumuzda şimdi de Almanya Dışişleri Bakanı Fischer’in Türkiye’nin AB üyeliği ile ilgili Mittelbayerische Zeitung gazetesine verdiği bir demeci aktamak istiyoruz. Yeşiller partili Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin AB üyeliğini kesin dille reddeden Hristiyan Sosyal Birlik Partisi’nin Başkanı Edmund Stoiber’i sert dille eleştirdi. Stoiber’in tutumunu budalalık olarak değerlendiren Fischer eski Hristiyan Sosyal Birlik Başkanı Franz Joseph Strauss’un da, eski Başbakan Hristiyan Demokrat Helmut Kohl’ün de Türkiye’nin üyelik perspektifini onayladığını hatırlattı. 11 Eylül saldırılarının ardından Türkiye’nin Avrupa güvenlik bölgesinin içinde yer aldığına işaret eden Fischer, ‘’Tam da böyle bir dönemde Türkiye’nin yüzüne kapıları kapatmak felaket sonuçlara yol açacak bir budalalıktır’’ şeklinde konuştu.

Frankfurter Allgemeine Zeitung ’da yayınlanan yorumda ise Avrupa Para Birliği ile ilgili endişeler dile getiriliyor:

‘’Avrupa Para Birliği’nin kalıcı başarısı, Avrupa ekonomi ve para birliği bölgesinde parasal işlerin hükümetlerin nüfuzuna kapalı oluşundan geçer. Maastricht Anlaşması’nın özü budur. Dolayısıyla hükümetlerin ekonomik büyümede avantajlar elde etmek için sürekli enflasyonist politikalara başvurmaları engellenmelidir. Ülkeler arasındaki istikrar odaklı temel uzlaşı sallantıda. Avrupa hükümetleri artık Avrupa Merkez Bankası’nın para politikalarına uymak istemiyor.’’