1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

09.05.2005 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve diğer Avrupa gazetelerinde bugün, II. Dünya Savaşı’nın sona erişinin 60. yıldönümünü ön plana çıkıyor. Frankfurter Allgemeine Zeitung adlı Alman gazetesi orta ve doğu Avrupa ülkelerinin kaderini konu ettiği yorumunda, savaş sonunda özgürlüğü kavuştuktan hemen sonra bu kez Sovyet esaretine giren bu ülkelerin ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra özgür ve egemen olabildiklerini vurguluyor. Yorum şöyle devam ediyor:

“Gücünü baskıdan alan eski ihtişamının ardından gözyaşı döken ve devlet başkanının otoriter sisteme dönüş arayışı içinde olduğu Rusya, savaş sonrası geçmişini inkar ettiği için Moskova’ya güvenmeyen Baltık ülkeleri çareyi ABD’ye sığınmakta arıyorlar. Güvendikleri ABD’yi de hürriyeti amblem haline getirdikten sonra dünya politikasını hallaç gibi atıp tarihi revizyonist açıdan değerlendiren bir lider yönetiyor. Bush’tan önce hiçbir ABD Başkanı, Avrupa’nın, Yalta’da ABD ve İngiltere’nin de katkılarıyla bölündüğünü telaffuz etmemişti. Putin ve Bush’un Moskova’da konuşacakları konular arasında emperyalist nostalji ve demokrasinin özü kadar Rusya’yı Avrupa’dan uzaklaştıran zihniyet farkı da var.“

Süddeutsche Zeitung gazetesi de Rusya’nın kendi tarihiyle nasıl yüzleştiğini yorum konusu yapıyor:

“Rusya geçmişini yeniden tartmak istemiyor. Çünkü Rusya dekorunun arkasında Sovyet tarihinin uyuyan canavarı yatıyor. Ruslar bu yüzden dönüp geriye bakmak istemiyorlar. Büyük kurtuluş savaşına Hitler-Stalin paktının kara gölgesini düşürtmemekte direttiklerinden Stalin döneminin milyonlarca kurbanı unutulmaya terk ediliyor. Gorbaçov ve Yeltsin bu hatayı düzeltmeyi denemişlerdi. Ama Putin’in Rusyası geçmişin ufkunu yeniden daraltıyor ve bu yüzden de geçmişin idrakiyle geleceğe ilerlemekte güçlük çekiyor.“

Almanya’nın ciddi siyasi gazetelerinden Die Welt, II. Dünya Savaşı’nın Avrupa’da sona erişinin 60. yıldönümüne şu satırları ayırıyor:

“Gören ve çeken, Hitlerli 12 yılın sadece bir düzine yıldan ibaret olmadığını bilir. Ama Almanlar’ın Hitler imajının etkisinden kendilerini tamamen sıyırabildikleri söylenemez. Cumhurbaşkanı Horst Köhler haklı olarak, Almanlar’ın tarihteki tek Führer’inin Hitler olmadığı gerçeğini idrak etmelerini bekliyor. Alman tarihinin en karanlık sayfasıyla özdeşleşen bu kavram üzerindeki ağır ipotekten kurtarılmalıdır.“

Almanya’nın kayıtsız şartsız teslim olduğu 8 Mayıs’ın bu ülkede Demokrasi Günü olarak kutlanmasının isabetli bir karar olduğunu dile getiren General-Anzeiger gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“Almanya güven ve kararlılıkla muhafaza edeceği demokrasiyi özümsemiştir. Almanya’nın günün birinde, milletler camiasının eşit bir ferdi olacağını bundan 60 yıl önce kim düşünebilirdi? Geçmişin zerresini dahi unutmadığı ve tarihinin karanlık sayfalarını kapatmadığı için bu millet kendine güven duymaya layıktır. Bu ülke Avrupalı ortaklarıyla birlikte barış, iyi komşuluk ve insan haysiyetine saygının bekçiliğini üstlenmiştir. Ancak güven yerini memnuniyete bırakmamalıdır. Cumhuriyetimiz önemli ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya. Bu sorunların üstesinden gelinmesi de istikrarlı demokrasinin selameti açısından kaçınılmazdır.“

İngiliz Financial Times gazetesi de savaşın sona erişinin 60. yıldönümüne şu satırlara yer veriyor:

“Günümüzün ilişkilerini tarih belirlememelidir. Tıpkı savaştan hemen sonra Fransa ile Almanya’nın barıştırılmalarına çalışan devlet adamları gibi günümüzün liderleri de ne zaman geleceğe bakılacağını bilmelidirler. Batı Avrupa’nın savaşla hesaplaşması 60 yıl sürdü. Doğu Avrupa’nın tarihle yüzleşmesi 1989’dan sonra mümkün olabildi. Ortak geçmişin şekillendirilmesi zaman alacaktır ama Avrupa’nın ortak geleceği için bu gayrete değer.“

İtalyan Corriere Della Sera gazetesi, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden ve utanç duvarının kalkmasını izleyen uzun belirsizlik döneminden sonra Rusya ile ABD’nin yeniden karşı karşıya geldiklerini öne sürüyor:

“Bu anlaşmazlık, Moskova’daki büyük zafer kutlamalarının hemen öncesinde bir Baltık ülkesinin başkentinde patlak verdi. Bu çatışmanın ne şekil alacağını ve Avrupa’nın siyasi dengeleri üzerindeki olumsuz etkisinin ne olacağını şimdiden kestiremeyiz. Ama, George Bush’un Riga konuşmasının, siyasi sonuçları kaçınılmaz olan bir tarih düellosu başlatacağını kesinlikle söyleyebiliriz.“

II. Dünya Savaşı’nın faturasını en ağır ödeyen ülkelerden Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da yayımlanan Hospodarske Noviny gazetesinin değerlendirmesi ise şöyle:

“Ne kadar bir daha asla dense azdır ve bütün hayal kırıklıklarına rağmen umut veren bu slogan sürekli tekrarlanmalıdır. II. Dünya Savaşı’nın başladığı Avrupa şunu idrak etmiştir; Zaferin kalıcı olması, mağluba gelecek umudu vermekle mümkün olabilir.“

  • Tarih 09.05.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Ahmet Günaltay
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abqg
  • Tarih 09.05.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Ahmet Günaltay
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abqg