1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.05.2005 - Avrupa basınından özetler...

Avrupa basınında bugün, Papa II. Jean Paul’ün cenaze töreni, Talabani’nin Irak devlet başkanlığına seçilmesi, Almanya’da açıklanan yoksulluk raporunda Türk göçmenlerin konumu, PKK’nın Almanya’daki Kürtler’e yaptığı baskı ve Almanya’da genç sürücülere alkol yasağı konulması planlarıyla ilgili haber ve yorumlar göze çarpıyor:

Alman Süddeutsche Zeitung gazetesi Papa II. Jean Paul’ün cenaze töreninin tam bir kaos ortamına sahne olacağını belirtiyor ve şu yorumu yapıyor:

“St. Pierre Meydanı’ndaki tüm çatılarda keskin nişancılar bekliyor. St. Pierre Bazilikası etrafında toplam 15 bin güvenlik görevlisi bulunuyor. Bugünkü cenaze töreni için meydanda dört milyon insanın olacağı tahmin ediliyor. Yani Vatikan’da olanağüstü hal hakim.”

Alman Westfalenpost gazetesi ise Papa’nın dün açıklanan vasiyetnamesini değerlendiriyor. Gazetenin yorumu şöyle:

“Papa acı çekti. Özellikle yaşamının son yıllarında sağlık sorunlarından muzdaripti. Vasiyetnamesi, Papa’nın görevinde zorlanmasına rağmen, Allah’a duyduğu güvenle inananlara hizmet etmeye karar verdiği gösterdi. Papa vasiyetnamesinde kendisine düzenlenen suikastten kurtulmasının, Allah’ın görevine devam etmesinin verdiği bir işaret olduğunu belirtti. Papa’nın bu yüzden görevinden istifa etmediği anlaşılıyor. İnsanlar da Papa’nın bu sorumluluk duygusunun farkına vardı ve şimdi ona aynı şekilde karşılık vermeye çalışıyor.”

Papa II. Jean Paul ile ilgili son yorumu Avusturya’da yayımlanan Kurier gazetesinden seçtik:

“Papa II. Jean Paul’den geriye ne kaldı? Komünizmin yenilmesinde sunduğu yardım, Yahudi, Müslüman ve Ortodokslar’la köprü kurulması, savaşa, insan hakları ihallerine ve kapitalizme karşı oluşunu dile getiren politik açıklamalar.”

Basında göze çarpan bir diğer konu ise Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Talabani’nin Irak devlet başkanlığına seçilmesi ve Şii İbrahim Caferi’ye hükümeti kurma görevini vermesi. Danimarka’nın liberal gazetesi Politiken’ın konuyla ilgili yorumu:

“Bundan 15 yıl önce Saddam Hüseyin döneminde Irak’ta Kürtler’e yönelik soykırım yapılıyordu. Şimdi ise Kürt bir politikacı olan Talabani, halkın seçtiği parlamento tarafından devlet başkanlığına getiriliyor. Bu, Iraklı Kürtler’in zaferi. Komşu ülkelere örnek olacağı için Irak’ın zafere de denilebilir. Bu, Irak için bir zafer. Çünkü Arap ülkelerinin Kürtlerin kuzeyde kendi ülkelerini kurarak Irak’ın dağılmasına neden olacağı korkuları yersiz çıktı. Kürtler’in yaşadığı üç ülke Suriye, İran ve Türkiye için Talabani’nin seçilmesi olumlu bir gelişme olsa gerek.”

Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinde Reinhard Müller imzasıyla yayımlanan bir yorumda, PKK örgütünün Almanya’da yaşayan Kürtler’i kendisine mali yardım yapmaya zorladığı belirtiliyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

“Bundan on yıl önce PKK taraftarları ya kendilerini yakıyor ya da otobanları kapatıyordu. Şimdi ise PKK’nın sesi soluğu çıkmıyor. 1993 yılından beri Almanya’da yasak olan örgütle ilgili yeni haberler geliyor. Karlsruhe’deki Federal Savcılık ve Alman mahkemelerine göre, PKK hala kriminal bir örgüt. PKK artık Türk konsolosluklarını işgal etmiyor, ancak Almanya’da yaşayan Kürtler’e bir çeşit şiddet uyguluyor, tehdit ediyor, özgürlüklerini kısıtlıyor ve bazı ödevleri yerine getirmesini istiyor. Almanya’da, PKK her yıl 10 milyon Euro kazanç sağlıyor. PKK, Almanya’da yaşayan 500 bin Kürt’ün herbirinin kendisine vergi ödemesini istiyor. Kim ödemek istemezse, PKK’nın gözünde suç işlemiş sayılıyor. Polise gidenlerin de cezalandırılması öngörülüyor.”

Almanya’da yaşayan Türkler’le ilgili bir başka yorumsa Stuttgarter Zeitung gazetesinde yer alıyor. Gazete kısa bir süre önce açıklanan Almanya’daki yoksulluk raporunda Türk göçmenlerin yoksulluk sınırının altında yaşamasını masaya yatırıyor:

“Almanya’da hakim olan ilgisizlik, batı Almanya’daki büyük şehirlerde varoşların oluşmasına neden oldu. Almanya’daki yaşayan Türkler’in Almanca öğrenmesi şart. Almanca’nın iyi öğrenilmesi okulda ve meslek yaşamında başarılı olmanın en önemli koşulu. Bunu yaşama geçirmek için gereken önlemler ne yazık ki şimdiye dek alınamadı.”

Almanya’da Federal Ulaştırma Bakanı Stolpe’nin yeni ehliyet alan gençlerin araba kullanırken alkol almasının yasaklanması önerisi de Alman basınında değerlendiriliyor. Bu öneriyle ilgili olarak Kölner Stadt Anzeiger gazetesinin yorumu şöyle:

“Genç sürücülerin çok az bir miktar bile olsa alkol aldıklarında araba sürmeleri yasaklanmanmak isteniyor. Eyalet Ulaştırma Bakanları’nın bu öneriyi dikkate alıp tartışmaları iyi olur. Ancak bunu sadece yasalarla düzenlemek sorunu çözümlenemez. Haftasonları gençlerin gittiği yerlerde özellikle de diskoteklerin çevresinde gerekli kontroller yapılmazsa, yasal düzenleme bir sonuç getirmez.”