1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.04.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınında Kırgızistan’daki şiddetli çatışmalarla ABD’nin yeni nükleer stratejisi ile ilgili yorumlar ağırlıkta.

default

Kırgızistan’ın Talas kentinde başlayan, daha sonra başkent Bişkek ve Narın’a sıçrayan şiddetli gösteriler, bugünkü gazetelerde geniş yer buluyor. Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’i hedef alan gösterilerle ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor:

“2005 Mart’ında da öfkeli Kırgızlar yolsuzlukla suçladıkları Rusya yanlısı rejime yönelik gösteriler düzenlemişlerdi. O zamandan bu yana ülkede çok az şey değişti. İktidara gelen Kurmanbek Bakiyev, selefi Askar Akayev’den daha hoşgörülü ya da dürüst değil. Tarih tekerrür etti ve ülkede toplu gösteriler düzenlenmesine yol açan nedenler değişmedi. Ancak Kırgızistan’da iyileşmenin olmamasında muhalefetin bölünmüşlüğünün ve karizmatik bir lider adayının da bulunmamasının etkisi büyük. Bunun yanı sıra yoksul olan bu ülke siyasi bakımdan, gelişmelerde söz sahibi olan dış güçlere de bağımlı. ABD'nin Kırgızistan’a askeri üsler nedeniyle ihtiyacı var. Rusya’nın da gerekçesi de aynı. Çin ise komşu ülkeye ekonomik nedenlerden dolayı ilgi duyuyor. Bu üç büyük güç, halkın, dış güçlerin çıkarlarını savunmayacak bir hükümeti desteklemesine izin vermeyecektir.”

Dresdner Neueste Nachrichten'in aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Nasıl oluyor da Orta Asya’daki bu zorba rejimin insan hakları ihlalleri bu kadar az haber oluyor? Kırgızistan ve Özbekistan'ın insan hakları ihlalleri konusunda İran ve Suriye ya da başka otoriter rejimlerden kalır tarafları yok. Bu sorunun yanıtı basit olduğu kadar utandırıcı da: Kırgızistan ve daha çok da Özbekistan, Orta Asya’da terörle mücadele adı verilen savaşta vazgeçilemeyecek öneme sahip. Burada askeri üsler var ve bunlar sayesinde bölge üzerinde etkili olmak mümkün. Amerikan Ordusu ya da Alman Ordusu'nun Özbekistan ya da Kırgızistan’la işbirliği yapması halinde, Afganistan misyonunun zarar görmesi kaçınılmazlaşabilir. Bu politikanın ahlaki hedeflerle ilgisi olmadığı kesin. Afganistan’da insan hakları için mücadele ettiğini söyleyenler birkaç kilometre uzaklıktaki otoriter rejimleri destekliyorsa, o zaman insanları ikna etme konusunda ciddi bir sorunları var demektir.”

Magdeburg’da yayımlanan Volksstimme, aynı konuyla ilgili yorumunda, Kırgızistan'daki olayların kısa süre içinde bölgenin tamamına yayılabileceği uyarısında bulunuyor:

“Yoksul, daha yoksul, en yoksul. Orta Asya'daki Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan'ın durumu özetle böyle görünüyor. Ekonomik olarak zayıf olan bu cumhuriyetlerin eski Sovyetler Birliği'nden ayrılıp, bağımsızlıklarını ilan etmeleri onlara ulusal bayraklarla ve yeni hükümdarlardan başka bir şey getirmedi. Gerçi yönetimler demokratik bir görünümde olsalar da, uygulamada bu otokratik rejimler sürekli olarak yeni isyanlar doğuruyor. Bu Özbekistan'daki Fergana Vadisi'nde de böyleydi, şimdi Kırgızistan'da da aynı. Bu ülkelerdeki ulusal sorunların, komşu Afganistan ve bütün bölgeyi etkisi altına alma tehlikesi var. Radikal İslamcılar, Batılı ülkelerin Afganistan misyonuna hizmet eden askeri üslerine ev sahipliği yapan Sovyetler Birliği'nin bu eski cumhuriyetlerine kadar yayılabilir. Bu konuda iyileşme belirtileri görünmüyor. Hem de hiç.”

Nürnberger Nachrichten ABD Başkanı Barack Obama’nın ülkesinin nükleer stratejisinde değişiklik yapma kararını şöyle yorumluyor:

“Nobel barış ödülünü veren jüri, Obama’ya bu ödülün verilmesinin nedenleri arasında, nükleer silahlardan arınmış bir dünyayı hedeflemesini gösterdiğinde, herkes gülmüştü. Şimdi Obama bu ödülü hak ettiğini ispatladı. ABD’nin 1945 yılında Japonya’ya atom bombası atması, ikinci dünya savaşını bitirdi, ama aynı anda, insanlığın kendi kendine yok edebileceği bir silahlanma yarışını da başlattı. Obama nükleer silahların daha önce de var olan risklerini bizlere gösterdi. Nükleer silahların azaltılması için ciddi biçimde çalıştığından kuşku duyulmamalı.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız