1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

08.03.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlıklı konuları 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile protestoların sürdüğü Libya'ya askerî müdahalede bulunulması tartışmaları.

default

Hamburger Abendblatt, bugün dünyanın dört bir yanında düzenlenecek miting, tören ve etkinliklerle kutlanacak olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü ele alıyor. Yorum şöyle:

"Kadınlar gerçekten de o kadar dışlanmış, boyunduruk altına alınmış, zayıf ve yılın geri kalan 364 gününde dinlenmiyor da bu nedenle mi 8 Mart gibi bir güne ihtiyaç duyuluyor? Dünya Kadınlar Günü'nün kutlanmasına devam edilmeli. Clara Zetkin'in 8 Mart'ı Kadınlar Günü olarak ilan etmesinin üzerinden 100 yıl geçtikten sonra dünya genelindeki en yoksulların beşte üçünü kadınlar oluşturuyor. Yine okuma-yazma bilmeyenlerin üçte ikisi de kadınlar ve dünya genelindeki maaşların sadece yüzde 10'u kadınlara ödeniyor. Yaptıkları iş karşılığında para almayanların üçte ikisi de kadınlar. İnsan ticaretinin en büyük kurbanı kadınlar. Bunu yapanlara yılda 30 milyar dolar kazandırıyorlar. Kadınlar tecavüze uğruyor, sünnet ediliyor, taşlanıyor ya da kilit altında tutuluyor. Üstelik bunlar çoğu zaman resmî biçimde yapılıyor. Sadece kadın oldukları için bu acıları çekmek zorunda kalanlar için bir uluslararası kadınlar günü olmalı."

Braunschweiger Zeitung ise konuyu şirketlere kadın kotası getirilmesi tartışmaları ışığında ele alıyor:

"Çocuk ve kariyerin bir çatı altında birleştirilebilmesi mümkün kılınmalı. Bunun için de konunun daha fazla gündemde kalması, tartışılması gerekiyor. Öte yandan aynı kalifikasyonlara sahip olmalarına ve işletmede aynı sürede çalışıyor olmalarına rağmen kadınların, erkek meslektaşlarından daha az maaş aldıktları da bir gerçek. Ancak Dünya Kadınlar Günü bu konuda hiçbir şeyi değiştiremez. Kadınlara bakış açısındaki değişim, öncelikle şirket yöneticilerinin kafalarında olmalı. Yani bu konuda herşeyden önce zihniyet değişikliği gerekiyor."

Berliner Zeitung ise yorumunda son aylarda Kuzey Afrika ülkeleri ile Ortadoğu'daki protesto hareketlerinde kadınların üstlendiği rolü masaya yatırıyor:

"Kahire'deki kadın devrimciler, Anayasa Komisyonu'nda tek bir kadının bile yer almaması ve yeni kabinede de kadınların sayısının çok az olması nedeniyle kızgın. Tunus'ta da durum daha iyi görünmüyor. Eski, devrik diktatör laik, kadın dostu bir tablo için uğraşmışken, şimdi İslâmcı güçler muhafazakâr bir modelin propagandasını yapıyor. Her iki ülkede de işte bu nedenle devrim sürecine katılan kadınlar bugün geniş çaplı bir kadın mitinginin düzenlenmesi çağrısında bulundu. Sloganları, 'Biz de mücadele ettik, şimdi iktidarda az da olsa pay sahibi olmak istiyoruz.' Her ne kadar bütün bu olup bitenlerde erkekler ön planda olsa da, bir önemli noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor: Arap dünyasındaki devrimler, kadınlar konusunda da ilerlemeler kaydedilmesini sağladı."

Bugünkü Alman gazetelerinin geniş ayırdığı bir başka konu ise Libya lideri Muammer Kaddafi'nin görevinde kalmakta ısrar etmesi ve isyancılara yönelik kanlı operasyonlar düzenlenmesi emrini vermesi nedeniyle, ülkeye olası bir askerî müdahalede bulunulması tartışmaları. Batılı ülkelerin pek sıcak bakmadığı bu seçenekle ilgili olarak Mannheimer Morgen şu değerlendirmeyi yapıyor:

"Afganistan ve Irak'a düzenlenen ve fiyaskoyla sonuçlanan askerî müdahalelerden sonra Batılı politikacıların yeni bir maceraya sürüklenmek istememeleri, anlaşılır bir durum. Ancak buna rağmen hiç kimse askerî müdahale seçeneğini tamamen rafa kaldırmamalı. Kaddafi'nin yurtdışında silahlandırılan ordusu bir katliam yaparsa, buna tahammül edilemez. Kaddafi'ye karşı tehditler dile getirilerek temkinli bir tavır izlenmeli ve eğer bunları dikkate almazsa, bunu somut adımların takip edeceği ifade edilmeli. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in Kaddafi'ye yönelik uyarısı da bu açıdan değerlendirilmeli. Rasmussen, uluslararası devletler topluluğunun Libya'da durumun daha da gerginleşmesini kabul etmesini tasavvur edemediğini söyledi. Peki ama uluslararası toplum, gerçekten de böyle bir tavır takınırsa, ne olacak?"

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Top ç u

Editör: Murat Çelikkafa