1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.11.2003 - Avrupa basınından özetler...

Alman gazetelerinde bugün yorum sütunlarında, daha çok iç politik konulara yer verilmiş. Öne çıkan konular ise, Hristiyan Birlik Partisi Federal Meclis üyesi Martin Hohmann’ın, Yahudi düşmanı ifadeler içerdiği gerekçesiyle eleştirilen konuşmasının yol açtığı skandal ve Almanya’da vergi gelirlerinin sanılandan milyarlarca Euro daha az olacağı yönündeki tahminler.

Hohmann’ın açıklamalarının neden olduğu çalkalanma hakkında Bremerhaven kentinde çıkan Nordsee Zeitung adlı gazetenin yorumu şöyle:

“Hohmann, darkafalı açıklaması ile Federal Meclis grubundan ihrac edilmesi için yeterli gerekçeyi sundu. Parti Başkanı Angela Merkel’in, en azından parti grubunu daha fazla zarara uğramaktan korumak için, bu adımı atması ve Hohmann’ı ihraç etmesi gerekiyor. Çünkü Yahudi düşmanı açıklamalarda bulunan bir kişinin, demokratik bir partinin meclis grubunda yer almaya devam etmesinin sadece tek bir anlamı olabilir. Evet, eğer Hohmann ihraç edilmezse, bu, konuşmada geçen Yahudi düşmanı ifadelerin bir kez daha kamuoyu önünde tekrarlanmamak şartıyla hoşgörüldüğü anlamına gelir. Merkel’in, harekete geçmediği her bir günün, partisine verdiği zararı düşünmesi gerek.”

Stuttgarter Nachrichten gazetesi ise vergi gelirlerinin Federal Maliye Bakanı tarafından öngörülenden daha düşük olacağı yönündeki tahminler konusunda şu satırlara yer vermiş:

“Almanya’da Federal Maliye Bakanı “insan, çalıştıkça hata yapar” prensibi ile çalışamaz. Hans Eichel, artık güneşi balçıkla sıvayamıyor: Uzmanların federal yönetim, eyalet yönetimleri ve yerel yönetimler için yaptıkları yıllık vergi gelir tahminleri, üst üste altıncı kezdir Federal Maliye Bakanlığı’nın tahminlerinin epey altında kalıyor. Bu da, uzmanların hatası değil. Görünüşe bakılırsa politikacılar yine tahminde bulunacak, uzmanlar bu tahminleri düzeltecek, vatandaşa da hiçbir tarafın çok yanlış tahminlerde bulunmaması için dua etmekten başka yapacak birşey kalmayacak.”

Konu hakkında Lübecker Nachrichten gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Son tahminlere göre, durum daha da ürkütücü bir hal alıyor. Her alanda mali kaynak sıkıntısı çekiliyor. Vergi reformunun, vergi kaynaklarının yeniden çağlamasına yolaçıp açmayacağı da meçhul. Siyasetçiler tartışmayı bırakıp, bir karara varamıyor. Uzmanlar arasında da, “doğru yol” konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. Ama yavaş yavaş bu tartışmaları dinleyecek halimiz kalmıyor. Nasıl olursa olsun da bir karar verilsin ve bu dalgalanma dursun. İşletmelerin ve vatandaşların, açıklığa ve şeffaflığa ihtiyacı var.”

Roma’da yapılan AB-Rusya Zirvesi’nde, AB Dönem Başkanı İtalya’nın Başbakanı Silvio Berlusconi’nin, Rusya Devlet Başkanı’na yönelik eleştirilere karşı çıkması ve örneğin Çeçenistan’daki insan hakları iddiaları karışısında Putin’i savunmasına, uluslararası basının yorum sütunlarında geniş yer verilmiş. Roma’da çıkan La Repubblica gazetesi, Berlusconi’yi ağır bir dille eleştiriyor:

“Berlusconi’nin, Ruslar’ın Çeçenistan’da izlediği politikaları savunmasını ve Yukos krizinde Putin’e şartsız arka çıkmasını, küçük bir diplomatik çam devirme olarak nitelendirmek mümkün değil! AB’nin hiçbir dönem başkanı, birliğin diğer hükümetleri tarafından kendine verilen bu görevi bu kadar kötüye kullanmamış ve hiçbiri bu boyutta bir diplomatik ve kurumsal bir krize yol açmamıştı. AB’nin dış politik geçmişi sırf altın sayfalar ile dolu değil, ancak, birlik adına konuşan hiçbir devlet adamı, daha önce üzerinde konuşulup anlaşılan ilkeleri bu denli çiğneyerek, tam tersini yapmamıştır.”

Daha çok muhafazakar çizgisi ile tanınan Fransız Le Figaro gazetesi de, yorum sütununda, Roma’daki zirveden sonra yapılan ortak basın toplantısında Berlusconi’nin Putin için söylediklerinin yarattığı şoku yansıtıyor:

“AB Dönem Başkanı Berlusconi, Putin’i resmen övgüye boğdu. İtalya Başbakanı’nın, zirve sonrasında yapılan ortak basın toplantısında sergilediği tavır, herkesi hayretler içinde bıraktı. Rusya, yavaş yavaş otoriter bir düzene doğru ilerlerken ve petrol milyarderi Hodorkovski, hak ve hukukun mumla arandığı bir şekilde tutuklanırken, Berlusconi’nin Rus ulusunu, parlak bir geleceği olan bir demokrasi kalesi olarak nitelendirmesi inanılır gibi değil. Berlusconi ayrıca, Çeçenistan’da her şeyin normal olduğunu söyledi ve insan hakları ihlalleri gibi iddiaları ise “basının uydurması” diye niteledi. Bu açıklamalar o kadar şoke ediciydi ki, Putin bile bu kadar kayıtsız bir yandaş bulduğuna şaşırmış görünüyordu.”

Alman Bertelsmann ve Japon Sony, müzik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerini birleştirmek konusunda bir niyet mektubu imzaladı. BMG ve Sony Music şirketlerinin birleşmesi ile, dünyanın en büyük müzik şirketi oluşacak. Müzik ve ekonomi dünyasında büyük yankı uyandıran bu haber hakkında Bielefeld’de çıkan Westfalen-Blatt adlı gazete şu yorumu yapıyor:

“Müzik dünyasında “kim kiminle gerdeğe girecek?” oyunu üç yıldan uzun bir süredir devam ediyor. Şimdi Bertelsmann ve Sony’nin müzik bölümleri nişanlandı. İki devin sanatçı yelpazesi, Michael Jackson’dan Christina Aguilera’ya, José Carreras’dan AC/DC’ye kadar uzanıyor. Sony ve BMG, ellerindeki sanatçılarla, Universal şirketini dünya sıralamasındaki “bir numara”dan indirebilir. Ancak bu düğün de, müzik branşının içinde bulunduğu krizi çözmeye yetmeyecek. Sorun şu: korsan kayıtlara ve internetten yasadışı olarak müzik yüklemeye rağmen, günümüzde müzikten nasıl para kazanılabilir?”

  • Tarih 07.11.2003
  • Hazırlayan Derleyen: Aydın Üstünel
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abwj
  • Tarih 07.11.2003
  • Hazırlayan Derleyen: Aydın Üstünel
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abwj