1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.10.2011 - Alman basınından özetler

Apple’in kurucularından Steve Jobs’un ölümü, 7 Ekim 2011 tarihli Alman gazetelerinin en önemli yorum konusunu oluşturuyor.

default

Ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung’dan bir alıntıyla başlıyoruz basın turumuza:

“Jobs, başarının sırrını çoktan keşfetmişti: İnsanlara hem işe yarar, hem eğlenceli hem de estetik görünümlü ürünler sunmak... Garajda başlayan ve multimilyarderliğe uzanan hayat hikâyesi o kadar çok anlatıldı ki artık o, efsaneler arasındaki yerini çoktan aldı bile. Onu efsane hâline getiren en önemli özellik, sıfırdan bir imparatorluk kurmayı başarmış olmasıydı. Bu şekilde kurulan bazı imparatorluklar, kurucusu öldükten sonra da yaşamaya devam ediyor. Ancak kurucusunun karizması, yaratıcılığı ve cesareti üzerine bina edilen imparatorluklar, onun ölümünden sonra fazla uzun ömürlü olmayabiliyor.”

Bir diğer ulusal gazete Die Welt ise Steve Jobs’un dünyayı değiştirdiğini savunuyor:

“Bu adamda pek çok özellik birarada toplanmıştı: Zekâ, yaratıcılık, cesaret, azim ve bir parça da hırs. Ama aynı zamanda bir mucit için pek de alışık olmadığımız yaklaşımı onu diğerlerinden farklı kılıyordu: Steve Jobs sadece bilgisayarların neler yapabileceğini öğrenmek istemekle kalmıyor, aynı zamanda kullanıcıların da beklentilerini anlamaya çalışıyordu. O, işe hep insanı merkeze koyarak başladı ve bu şekilde hayatımızı önemli ölçüde etkiledi. Apple çağının öncesiyle kıyasladığımızda bugün artık daha farklı iletişim yöntemlerini kullanıyor, daha farklı yazıyor, daha farklı düşünüyoruz. Standford’daki o meşhur konuşmasında Steve Jobs, öğrencilere ‘Zamanınız sınırlı, onu boşa harcamayın’ diye öğüt vermişti. Jobs’un hayatı da kısa sürdü. Ama o, bunu en iyi şekilde kullandı ve dünyayı değiştirmeyi başardı.”

Essen kentinde çıkan Westdeutsche Allgemeine Zeitung ise Jobs'un ‘dâhilik’ tanımlamasını değiştirdiği görüşünde:

“Eskiden bilgisayarlar çirkin, cep telefonlarının yetenekleri ise sınırlıydı. Eskiden koşu yaparken kulaklıktan dinlediğimiz müzik, biz hareket ettikçe kuru bir gürültü ve uğultuya dönüşürdü. Sonra Steve Jobs geldi. Diğer firmalarda adına ‘eleman’ denilen, ama Hz. İsa’dan yola çıkılarak Apple’de ‘havâri” diye tanımlanan çalışanlarıyla birlikte pek çok yeniliğe imza attı. Diğer firmalarda ‘müşteri’ olarak adlandırılan, ama onun ‘velînimet’ olarak gördüğü kişilere, sevecekleri, vazgeçemeyecekleri ürünler sundu.  Önce Mac, sonra iPod, iPhone ve ardından iPad. Steve Jobs, hayatımızı değiştirdi. Eskiden, yaşadığı zamanın ruhunu ve dinamiklerini yakalayıp algılayabilenlere ‘dâhi’ denirdi.  Steve Jobs, bu anlamda da çıtayı yükseltti: Artık, yaşadığımız zamana bir ruh, bir anlam kazandıranlara ‘dâhi’ deniyor.”

Basın turumuzda son olarak Koblenz merkezli Rhein-Zeitung'dan bir yoruma yer veriyoruz:

“Steve Jobs, belli bir misyonu olan bir yıldızdı. Yakalandığı hastalıklar onu yıldıramamıştı. Ta ki geçen ağustos ayında Apple’deki görevlerinden resmen ayrılana kadar. Yine de Apple tutkunları, onun geçen salı günü yeni iPhone’un tanıtımını yapmasını umuyordu, ancak umutları boşa çıktı. Tıpkı yepyeni bir iPhone umanların beklentilerinin boşa çıktığı gibi... Böylesine hayal kırıklıklarına artık alışmamız gerekiyor galiba. ‘Ölüm eskiyi ortadan kaldırır ve yeniler için yer açar’ diyordu Jobs. Şimdi Steve Jobs öldü. Peki ama bundan böyle yenilikleri kim ortaya çıkaracak?”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Başak Özay

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız