1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.08.2009 - Alman basınından özetler

Devlet Başkanlığı seçimi öncesi Afganistan'daki durum, Güney Osetya savaşının birinci yıldönümü, El Fetih'in kongresi, Alman ekonomisi ve Schalke'nin tartışmalı marşı, gazetelerde öne çıkan başlıca yorum konuları.

default

Basın özetlerine Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinde yer alan ve cumhurbaşkanlığı seçiminin yaklaştığı Afganistan’ ile ilgili gelişmelerin ele alındığı yorumla başlıyoruz:

“Sadece bu yılın temmuz ayında, Taliban rejimini devirmek amacıyla 2001 yılında başlatılıp 2002’de sona eren savaştakinden daha fazla Batılı asker öldü. Savaşın kaybedilmesi nasıl önlenebilir? ABD Başkanı, bu soruya askerî yığınakla yanıt veriyor. Tıpkı selefinin Irak’ta yaptığı gibi O da Afganistan’daki asker sayısını bir kat artırıp 100 bine çıkarıyor. Bu kuvvetin %80’i Amerikan ve İngiliz askerlerinden oluşacak. Düşmandan alınacak toprakları güvenliğe kavuşturmak, savunmak ve yardım etmek, mâkul Amerikan stratejisinin prensiplerini oluşturuyor. Aynı zamanda Afganistan’ın, sivil, ekonomik ve askeri bakımlardan kalkındırılması için yapılan destek de artırılacak. Bu çabaların semeresi bir günde alınamaz. Ama ABD, ülkelerini tek başına koruyabilecek duruma gelene kadar Afganlara yardım etmekte kararlı.”

İkinci konumuz, bundan tam bir yıl önce patlak veren ve beş gün süren Rusya–Gürcistan savaşı. Münster’de yayımlanan Westf ä lische Nachrichten gazetesi, Gürcistan’ın savaşı tahrik etmekle NATO hayallerini tehlikeye attığını yazıyor:

“İyi ki Amerikalılarla Ruslar yine birbirleriyle konuşuyorlar. NATO–Rusya Konseyi de yeniden diyalog başlatabildi. Ama kritik konularda iki taraf da şimdiye kadar çözüm üretemedi. Uluslararası kriz mekanizmaları, Gürcistan hadisesinde neden işletilemedi? Ya da Gürcistan ve Güney Osetya’daki şüpheli savaş heveslileri nasıl olur da Doğu ile Batı’yı büyük bir savaşın eşiğine sürükleyebiliyor? Bu açıdan bakıldığında, Gürcistan’ın NATO üyeliği, Batı’nın arzulayabileceği son şey olmalı. İşte savaşın, bir yıl ardından çıkarılabilecek ayıltıcı bilançosu.”

Stuttgarter Zeitung'dan aldığımız yorumun konusu ise Filistinli El Fetih’in parti kongresi:

“El Fetih’in liderlik kadrosu yıllardır yönetim ve program reformlarını engelledi. Bunun sonucunda da, zirvedeki yaşlı liderlerin yerini alabilecek inandırıcı ve nüfuz sahibi kimse kalmadı. Meselelerin üzerine pragmacı bir üçüncü yoldan gidilmesini isteyen Hanan Aşravi gibi politikacılar bir kenara itildi. El Fetih’e damgasını vuran, yenilikçilik değil adam kayırmacılık oldu. Şayet önümüzdeki yıllarda barış sürecinde ilerleme sağlanamazsa, bunda El Fetih’in büyük sorumluluğu olacaktır.”

Basın özetlerine, küresel mali kriz yüzünden devletin kanatları altına sığınan Alman bankalarıyla ilgili olarak Ekonomi Bakanı Gutenberg’in ortaya attığı kurtarma planını konu alan yorumla devam ediyoruz. Münih’te yayımlanan, Almanya’nın önemli günlük siyasî gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'un yorumu şöyle:

“Almanya Ekonomi Bakanı Gutenberg tarafından hazırlanan yasa taslağı, şeklen ve içerik olarak yere sağlam basmıyor. Her şeyden önce, bu yasanın geciktiği söylenebilir. Belki Bakanlar Kurulu’nda ele alınabilir, ama o kadar. Bu nedenle akla, Hristiyan Sosyal Birlik Partili Ekonomi Bakanı’nı konudan ziyade seçim kampanyasının ilgilendirdiği gelebilir. Öte yandan bakanın, müflis bankaları kayyum idaresine verme fikri önemli noktalardan birinde oldukça güdük kalıyor. Gutenberg, kapanma tehlikesi bulunan bankayı, kurtarma planının eski yöneticileri tarafından hazırlanmasını öngörmekle, onları batırdıkları bankayı kurtarmakla görevlendirmiş oluyor.”

Basın özetlerinde son olarak, Alman futbol kulübü Schalke’nin marşında Hz.Muhammed’in adının geçmesi nedeniyle başlatılan tartışmalara dair bir yorum sunuyoruz. İşte Berliner Zeitung'un görüşü:

“Son derece anlamsız bir mısra yüzünden kafa patlatmaya değer mi? Mantık ve kurallara bağlı dünyamızda sosyal hayatı düzenleyen mekanizmalar mükemmelleştikçe, zırva ve bastırılmış şiddet karşısındaki korkumuz o kadar artıyor. Oysa Schhalke marşının kökleri çok eskilere uzanıyor. Arşivlere bakılsa, yeşil renk sevgisinin işlendiği mısraların 18'inci yüzyıldan kalma bir Alman halk şiirinde yer aldığı görülür. Şair, 1797 yılında kaleme aldığı şiirinde mealen, ‘Gerçek güzellikleri tanıyan Muhammed azizimdi, renkler arasından sadece yeşil onun için kutsaldı’, diyor. Kulüp marşındaysa yeşilin yerini Schalke’nin mavi ve beyaz renkleri aldıysa, ne çıkar! Saçmalık da biraz tolerans hak etmez mi?”



Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa