1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.07.2011 - Alman basınından özetler

2018 Kış Olimpiyatları'nın Pyöngçang'a verilmesi ve BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'nin yıllık raporunda Almanya'ya yönelik eleştiriler, Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin dün 2018 Kış Olimpiyatları'na Güney Kore'nin Pyönçang kentinin ev sahipliği yapacağı yönündeki kararı, bir başka aday kent Münih’de büyük hayal kırıklığı yarattı. Gazeteler yorumlarında kararın nedenlerini sorguluyor. Süddeutsche Zeitung'un yorumu şöyle:

“Uluslararası Olimpiyat Komitesi, kış sporlarının Asya'da henüz olgunluğa erişmemiş olmasına rağmen ortada dönen milyarlardan nemalanmak için karar verdi. Münih'in ev sahipliği için yarışan ekip önümüzdeki haftalarda şu soruları soracaktır: Neyi yanlış yaptık? Yoksa sportmenliği gereğinden fazla mı abarttık? Bunun sonucunda 2022 yılı için yeniden aday olunması kararına varılabilir. Olimpiyat fikrinin sadece paraya değil, geleneklere de bağlı olduğunu göstermek için.”

Leipziger Volkszeitung aynı konuyla ilgili yorumunda şu satırlara yer veriyor:

“Münih'in dün aldığı yenilginin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nde işleyen kurallarla yakından bağlantısı var. Dün olan bitenlerden çıkarılması gereken en önemli ders şu: Kim oyunlara ev sahipliği yapmak istiyorsa, uzun bir hamleye, sürece hazır olmalı. Aday olup, kaybettikten sonra küsüp geri çekilmenin, kimseye getirisi olmuyor. Hatırlamak gerekirse: Beş yıl sonraki yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak Brezilya 2012 oyunları için 2004 yılında yapılan değerlendirmede Leipzig'in bile gerisinde kalmış ve ilk turda elenmişti. Güney Amerikalılar olimpiyat çemberine bir kez daha şapka fırlatıp, yeniden aday oldular ve bu kez ödüllendirildiler. Münih'in çekmecelerde kaybolmayacak kadar değerli bir taslağı var.”

BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'nin önümüzdeki hafta açıklayacağı, üye ülkelerdeki sosyal durumu mercek altına aldığı rapor, gazetelerde geniş yer bulan bir başka konu. Raporun Almanya ile ilgili bölümünde olumsuz bir tablo çiziliyor ve 2.5 milyon çocuğun yoksulluk sınırının altında bir hayat sürdüğüne dikkat çekiliyor. Stuttgarter Nachrichten raporu şöyle değerlendiriyor:

“Almanya, yeryüzündeki en zengin ülkelerden biri. Sosyal alandaki harcamaları alışılmışın dışında yüksek ve bu miktar neredeyse devlet harcamalarının yarısını silip süpürüyor. Aynı zamanda devletin borçları sürekli olarak artıyor. Sadece bu nedenden dolayı bile BM’nin raporu, paranın gökyüzünden yağmadığını bilmeyen küçük bir çocuğun istek listesini andırıyor."

Dresdner Neuste Nachrichten gazetesi de aynı konuyla ilgili yorumunda raporu eleştiriyor:

“Burkino Faso? Sudan? Guatemala? BM Komitesi'nin raporunda yer alan Almanya'daki yoksullukla ilgili ifadeler önde gelen bir sanayi ulusundan çok bir üçüncü dünya ülkesindeki durumu hatırlatıyor. Çok fazla sayıda yoksul çocuk, kadınlar için dezavantajlar… BM'nin ahlak bekçilerinin Almanya’daki sosyal yapı ve durumla ilgili kararları işte böyle sert ve keskin. Durum böyle olunca, peki Baltık Denizi ve Kuzey Denizi’nden mülteci tekneleri Almanya’nın sosyal cehennemlerinden travma geçiren milyonlanlarca insanı karaya çıkarırsa ne olacak sorusu soruluyor. Hayır, BM’nin analizi raporun genel sunumuna bakıldığında, ölçüsüzce çizgiyi aşmış durumda.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız