1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.06.2011 - Alman basınından özetler

Türkiye’nin Avusturya eski Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in AGİT Genel Sekreterliği adaylığını veto etmesi, EHEC salgını ve Alman hükümetinin nükleere veda kararı, bugün basında öne çıkan yorum konuları

default

Türkiye’nin AB adaylığına karşı çıkan Avusturya eski Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Genel Sekreterliği adaylığı tehlikeye girdi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, AGİT Dönem Başkanı Litvanya'ya Plassnik’in genel sekreter olmasını kabul etmediğini bildirdi. Frankfurter Allgemeine Zeitung, ‘Türkler Viyana önünde’ başlıklı yorumunda Türkiye'yi eleştiriyor:

“Avusturya’nın eski Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik AGİT'e iyi bir genel sekreter olurdu. Çoğu zaman AB ve NATO’nun gölgesinde kalan AGİT’in öneminin kavranması için geçen aylarda çok güzel açıklamalar yapmıştı. Ancak Bayan Plassnik’in çok güçlü bir rakibi var: Türkiye. Ankara, Plassnik’in genel sekreterlik adaylığına itiraz etmekle Plassnik’in planını bozmuş oldu. Türkiye, dışişleri bakanlığı sırasında Türkiye’nin AB'ye üyeliğini en iyi çözüm olmadığı gerekçesiyle idrak etmek istemeyip, haklı olarak ülkenin AB’ye başka bir biçimde bağlanmasına açık olduğunu gösteren bir tavır sergilediği için, Bayan Plassnik'e hâlâ dargın. Plassnik şimdi bunun cezasını ödemek zorunda. Bu süreç fena hâlde Danimarkalı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliğ adaylığını hatırlatıyor. Türkler o zaman da ona bir ders vermek istemişler ve büyük çabalar sonucunda Rasmussen’i veto kararından vazgeçirtilebilmişlerdi. AGİT ve Avusturya konusunda ise çok inatçılar. Ne kadar ucuz bir zafer!”

Bugünkü Alman gazetelerinin geniş yer ayırdığı bir başka konu ise Almanya’nın nükleer enerjiden en geç 2022 yılına kadar vazgeçme kararı. Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung bu konuyu şöyle yorumluyor:

“Hrıstiyan Birlik-Hür Demokrat koalisyonu bundan birkaç ay önce Federal Meclis'te nükleer santrallerin faaliyet süresini uzatmak için bastırdığında, Yeşiller karalara büründü, Sosyal Demokrat Parti ise kendisi yerine, siyasi rakiplerini azarladı. Şimdi her ikisinin de hükümetin, kendilerinin nükleer enerjiden vazgeçme kararını onaylamakta neden tereddüt ettiğini anlamak güç. ‘Evet' ve ‘teşekkkürler' demeliler. Merkel ve ekibi için bundan daha kötü bir aşağılama olamaz.”

Neue Westfälische ise aynı konuyla ilgili yorumunda Merkel’in karar verirken acele davrandığı görüşünde:

“En tehlikeli medeniyet hastalıklarından birisi aceleciliktir. Bu, yaşama sevincini ve düşünüp taşınmayı öldürür. Ayrıca zamanın dar olması da kendi sorunlarını yaratır. Örneğin Başbakan Angela Merkel geçen yıl nükleer santrallerin işletme süresinin uzatılması sırasında sabırlı ve soğukkanlı olsaydı, o zaman şimdi kendi partisine enerji politikasında 180 derecelik dönüş yapmasını da anlatmak zorunda kalmazdı. Şimdi nükleer enerjiden vazgeçilmesini öngören yasaların çıkarılmasında da çok acele davranılarak, hataya düşülmesi sözkonusu.”

Gazetelerde son günlerde olduğu gibi bugün de yer bulan bir başka konu ise, Almanya’nın kuzeyinde ortaya çıkar ve kısa süre içinde diğer ülkelere de sıçrayan EHEC bakterisinin kaynağının bir türlü bulunamaması. Volksstimme’nin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Araştırmacılar ve doktorlar ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak onların da, bakterinin yayılmasını önleyecek sihirli iksirleri yok. Buna karşı etkili önlemlerin alınması için zamana ihtiyaç var. EHEC bakterisinin kaynağı kesin biçimde belirlenemediği sürece, Alman makamları ve politikacılar mümkün mertebe temkinli davranmalı. Peki bunun yerine ne oluyor? Önce İspanya’dan gelen salatalıklar EHEC’in sorumlusu olarak gösteriliyor, ardından ispat edilmeksizin Aşağı Saksonya’da yetişen sebze filizleri… Artık buna bir son verilsin. Tüketici bilgilendirilip, aydınlatılmak yerine paniğe sevkediliyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız