1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

07.02.2011 - Alman basınından özetler

Mısır’daki gelişmeler, 7 Şubat 2011 tarihli Alman gazetelerinin ağırlıklı yorum konusunu oluşturuyor. Gazeteler, yaşanan süreci çeşitli boyutlarıyla irdelemeye çalışıyor.

default

İlk yorumumuzu Düsseldorf merkezli Rheinische Post gazetesinden aktarıyoruz. Mısır’daki protestoların, 21’inci yüzyıl tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olacağı öngörüsünde bulunan gazetede "Mübarek hâlâ önemli" başlığıyla özetle şu satırlar yer alıyor:

“Dünyadaki bütün önemli krizlerde olduğu gibi Mısır’daki gelişmeleri yorumlayan ve 'Ben zaten olayların bu noktaya geleceğini biliyordum' diyen 'çokbilmiş‘ yorumcuların sayısı gün geçtikçe artıyor. Gazetelerin yorum sütunlarında kalem oynatan ya da televizyonlardaki haber bültenlerinde boy gösteren sözüm ona Ortadoğu uzmanları, hem Berlin hükümetini, hem de Brüksel ve Washington’u, yıllardan beri Hüsnü Mübarek rejiminin icraatlarına sessiz kalmakla suçluyor. Tüm bunlar lâf-ı güzâftan başka birşey değil. Politika üretmek, olayları gerçekçi bir şekilde değerlendirmekle mümkündür. Mısır konusunda kesin olan tek şey, durumun son derece karmaşık olduğudur. Bu noktada Mübarek yönetimine karşı tehditler savurmak, bu karmaşayı daha da artıracaktır. Federal Alman Hükümeti’nin yaklaşımı doğrudur: Kimsenin, yönetim şekli konusunda Mısır halkına direktif verme yetkisi yoktur. Hariçten gazel okuyup tribünlere oynamaktan ziyade diplomasiye öncelik verilmelidir. Mısır’da otokratik bir rejimden demokrasiye geçişte bazı eski iktidar unsurlarına ihtiyaç duyulacaktır; özellikle de orduya. Muhalefet saflarından bu süreçte kimin aktif rol oynayacağını kestirebilmek ise henüz mümkün değil. Batı’nın öncelikli hedefi, istikrarın tesis edilmesi olmalıdır. Bu nedenle bazılarının 'pasif' olarak değerlendirdiği itidalli diplomasi, doğru bir yaklaşımdır. Mısır’daki olaylar, 21’inci yüzyıl için tarihî bir dönüm noktası olacak. Sorunu bir günde silahlara davranarak çözmeye çalışmaktansa birkaç hafta boyunca müzakere yoluyla çözüm aramak evlâdır.“

Bielefeld kentinde çıkan Neue Westfälische adlı gazete ise Müslüman Kardeşler örgütünü büyüteç altına alıyor. Yorumda, bu örgütün ignore edilmesinin vahim sonuçlara yol açabileceğine vurgu yapılıyor:

“Müslüman Kardeşler! Bu örgütün adı bile Batılıların kulaklarında alarm zillerinin çalması için yeterli. 11 Eylül 2001’den buyana İslam adına yapıldığı söylenen çok sayıda şiddet eylemi ve terör saldırısı, bizleri korku ve dehşet içinde bıraktı. Bu açıdan bakıldığında, radikal bazı güçlerin Mısır’daki kaostan yararlanıp daha etkin bir konuma gelmelerinden duyulan endişe pek de yersiz sayılmaz. Diğer taraftan, geçen yıllar bize şu gerçeği de açık bir şekilde gösterdi: Radikal İslamcı gruplara karşı ‘sıfır tolerans‘ politikası pek bir işe yaramıyor. Mısır’daki değişim süreci, ülkede yeni bir başlangıç yapılması için muazzam bir fırsat sunuyor. Bu aynı zamanda Batılı ülkeler için de İslamcı temellere dayanan örgütlere karşı izledikleri stratejiyi yeniden gözden geçirmeleri için bir fırsat. Washington’dan Tel Aviv’e hemen heryerde endişeli gözlerle izlenen Müslüman Kardeşler, Kahire’de çoktan müzakere masasındaki yerini aldı bile. Zira bu örgüt, geniş bir toplumsal desteği arkasına almış durumda. Bu bakımdan Müslüman Kardeşlerin siyasi olarak izole edilmesi çözüm değil. Bunu görmek için Kahire’nin birkaç kilometre uzağına bakmak yeterli olacaktır: Gazze Şeridi’nde Hamas’ın terör rejimi dimdik ayakta duruyor. Bunun nedenlerinden biri, hatta belki de en önemlisi, kimsenin Hamas’la konuşmaması değil mi?“

Neue Osnabrücker Zeitung ise Mübarek rejiminin sonunu geldiğini savunuyor:

“Hafta sonu Kahire’de meydana gelen dramatik olaylardan sonra görüldü ki, Hüsnü Mübarek, her ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma sevdasından en nihayetinde vazgeçti. Artık olsa olsa hangi koşullarda ayrılacağının hesaplarını yapıyordur. Rejimin sonu geldi. Muhaliflerle yapılan buluşma, geçiş dönemi için bazı ipuçları verdi. Bununla birlikte gösterilerde pasif gibi görünen ordunun etkisini de yabana atmamak gerek. Generaller, eğer Mübarek’e olan desteklerini çoktan geri çekmemiş olsaydı, bugün Kahire sokaklarındaki manzara çok daha vahim olurdu.“

Son olarak başkent Berlin’de yayımlanan Tagesspiegel gazetesinden bir yorum aktarıyoruz. Gazete, Mısır’daki olaylardan yola çıkarak, internetin kriz dönemlerindeki rolünü değerlendiriyor ve şu saptamayı yapıyor:

“İnternet artık ihtilâllerde önemli bir rol üstleniyor. Son yıllarda toplumların daha açık, daha şeffaf ve daha demokratik olmasında en büyük pay internetindir desek yanlış olmaz. Sanal âlem sayesinde insanoğlunun haberleşme ve organizasyon imkanları bariz bir şekilde değişti, gelişti. Ancak milyonlarca kişisel bilgisayara virüs bulaşması, büyük şirketlere hatta ülkelere sanal saldırıların yapılmasının müsebbibi de yine aynı internet. Bundan böyle uluslararası güvenlik konferansları ya da önemli zirvelerde nükleer silahlar ya da klasik anlaşmazlıklardan ziyade 'siber savaş' olgusu en önemli gündem maddesini oluşturacak. Yakın geçmişte Estonya, siber saldırı nedeniyle neredeyse tümüyle felç olmuştu. 'Stuxnet' adlı virüsün İran’ın tartışmalı nükleer programına verdiği zarar ise bugüne kadar uluslararası toplumun uyguladığı tüm yaptırımlardan çok daha büyük oldu. Yanlış kişilerin kontrolüne geçmesi halinde internetin kötü emellere âlet edilen bir silah hâline dönüşmesi hiç de zor değil.“


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Ahmet Günaltay