1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.12.2010 - Alman basınından özetler

İsrail'deki orman yangını, İran'ın nükleer programı ve İspanya'da hava trafik kontrolörlerinin grevi, Alman basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kenti etrafında bulunan dağlık Karmel bölgesinde geçen perşembe günü başlayan yangının söndürüldüğü açıklandı. Yangında 42 kişi öldü, 5 milyon ağaç yandı. Süddeutsche Zeitung gazetesinde “En kötü düşman doğadır” başlığıyla yer alan yorumda, yangının, komşularına karşı silahlanan İsrail’e birtakım sınırlar olduğunu hatırlattığına dikkat çekiliyor:

“Askerî bakımdan İsrail hertürlü saldırıya karşı silahlanmış durumda. Uzayda uydular, karada füze savunma sistemleri ve düşman korkutan savaş uçakları… Ama aniden orman yanmaya başlıyor ve İsrail ulusunu çaresiz bırakıyor. Orman, günlerce cayır cayır yanıyor, kırkın üzerinde kişi hayatını kaybediyor binlercesi kaçıyor, milyarlar tutarında zarar var. İşte bazen doğa en büyük düşman olabiliyor ve ne kadar silahlanırsanız silahlanın, düşmana karşı koyamıyorsunuz.”

Bugün İsviçre’de, 14 ay aradan sonra uluslararası toplumla İran arasında nükleer görüşmeler başlıyor. BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ve Almanya adına AB Dış politika yüksek temsilcisi Catherine Ashton, İran'ın nükleer başmüzakerecisi Said Celil ile biraraya gelecek. Frankfurter Allgemeine gazetesi barış için İran’ın nükleer programına sınırlar çizilmesi gerektiğini ve bunun BM’nin yükümlülüğü olduğuna dikkat çekiyor:

“İran’ın nükleer silahlara sahip olmasını kimse istiyor olamaz. Çünkü bu Ortadoğu’daki dengeleri İran lehine değiştirir. Ayrıca nükleer silahların yayılmasını önlemeyi öngören antlaşmanın sulandırılmasının olumsuz sonuçları sadece bu bölgeyle sınırlı olmaz. İran’a karşı ‘Önleyici bir askeri müdahale’ seçeneği, sonuçlarının öngörülemez olması sebebiyle kolayca bir felakete dönüşebilir. Bu koşullar altında askeri şiddete başvurulması hiçbir şekilde gerekçelendirilemez. Bu nedenle elde kalan tek seçenek müzakereler yoluyla İran rejimi üzerinde baskı uygulanmasıdır. Gerekirse de İran uluslararası toplumdan dışlanmaya devam edilmeli.”

Alman basınında öne çıkan bir diğer konu da İspanya'da hava trafik kontrolörlerin grevi. Sosyalist hükümetin grevi durdurmak için orduyu göreve çağırması konusunda Junge Welt gazetesinde şu yorum yer alıyor:

“Grevin sona erdirilmesi için orduya müdahale emri veren hükümetin sağ muhafazakâr bir hükümet değil de sosyal demokrat bir hükümet olması sosyal krizin derinliğini ve Avrupa Birliği genelinde örgütlenmiş oligarşinin gücünü ortaya koyuyor… Alman kamuoyu İspanya'da yaşananları kanıksamış görünüyor. Grev hakkına yapılan askeri darbe ciddiye alınmamış görülüyor. Sendikalar ve Sol Parti dahil tüm partilerden tepki gelmemesi bundan olsa gerek. Bu Almanya'da gelecekte yaşanabilecekler konusunda da kaygı yaratıyor.”

Westdeutsche Allgemeine Zeitung ise şu yorumu aktarıyor:

“İspanyol hükümeti tedirgin. Ülke bir mali ve ekonomik krize saplanmış durumda. Haftalardır İspanya'nın Yunanistan ve İrlanda gibi Avrupa'dan mali destek talep edeceği iddia ediliyor. Uluslararası baskı büyük. Grevin sona erdirilmesi için olağanüstü hal ilan eden hükümet aslında bu yolla dünyaya her şeyi kontrol altında tuttuğunu göstermek istiyor. Demokratik bir ülkede grevciler askerlerin onlara çevirdikleri silahlarla çalışmaya zorlanıyor. Franco diktatörlüğü döneminin bu yöntemi çok sert. Hava kontrolörlerinin, yıllık gelirlerini 200 bin euroya düşüren önlemlere karşı tatil döneminde greve gitmeleri sorumsuzluktu. Ancak İspanyol hükümeti, olağanüstü hal konusunda gelecekte daha orantılı hareket etmeli.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Değer Akal


Editör: Murat Çelikkafa