1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.12.2005 - Avrupa basınından özetler...

Avrupa basınının bugün öne çıkarttığı konu CIA’in işkence uçakları ve de bu konuyla ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’in Avrupa turunun ayaklarından olan Almanya ziyareti. Ayrıca Avrupa Birliği bütçe görüşmelerine de geniş yer ayrılıyor gazete sayfalarında.

Basın turumuzda ilk olarak Almanya’nın önemli gazetelerinden biri olan Frankfurter Allgemeine Zeitung’a göz atıyoruz. Frankfurter Allgemeine, CIA uçaklarıyla ilgili skandal ve terörle mücadele yöntemleri üzerine şu yorumuyu yapıyor:

„Yüzlerce CIA uçağı Avrupa hava sahasında dolaşırken, Avrupalı liderlerin bu durumdan haberdar olmadığını iddiası abesle iştigal. Siyasetçilerin, bu uçakların hangi amaçlara hizmet ettiklerini de biliyorlardı muhtemelen. Şimdi herkes heyecanla, „terörle mücadelede amaca giden her yol mübah mıdır değil midir?“

Alman Tagesspiegel gazetesi ise teröristlere nasıl davranılması gerektiği konusunda Avrupalılar’ın uzlaşmaya varmaları gerektiğini söylüyor:

„Sorunun temelinde şu soru yatıyor: Teröristlere nasıl muamele edilmeli? Adi suçlu mu yoksa savaş suçlusu sınıfınamı giriyorlar? Yoksa onlar üçüncü bir türe mi ait? Amerika 11 Eylül’den beri bunu tartışıyor. Ama genelde amaca hizmet eden her yol mübah sayılıyor. Bu yüzden de Guantanamo ve Ebu Gureyb olayları yaşandı. Avrupa haklı olarak küplere bindi. Fakat bir tarafta ahlak dururken, karşısında da terörle mücadele duruyor. Terör saldırılarının önlenmesi söz konusu olduğunda yegane yol gösterici Cenevre Anlaşması mıdır? Amerikan yönetimi eleştirilmeyi hak etti belki ama, Avrupa’nın yaptığı gibi de tepeden bakarak yargılamak ve buna rağmen bir taraftan yapılanlardan yararlanmaya çalışmak da pek ahlaklı bir davranış değil doğrusu.

Belçika’da yayımlanan De Morgen gazetesi, CIA’in gizli faaliyetleri ve Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice’in temaslarına ilişkin yorumu için „Condi o kadar da güzel değil“ başlığını kullanmış. Gazetede şu satırlar yer alıyor:

„Condoleezza Rice bu yılın başında Avrupa’ya geldiğinde herkesi pek bir etkilemişti. Ama şimdi aradan aylar geçtikten sonra, Avrupa uyandı. Daha önce Irak söz konusu olduğunda göz yumduğu şeyleri artık görmezlikten gelemiyor. Irak’ta fosfor-napalm bombası kullanan, terör zanlıları için Avrupa’da işkence hapishaneleri kuran Amerika çizmeyi aştı.“

Yerel ölçekli Alman yayın organı Rheinische Post ise „Hür Batı işkence yapmamalı“ başlıklı bir yoruma yer veriyor:

„Tam da Rice’in Almanya ziyareti öncesinde, Almanya’nın eski hükümetinde bazı kimselerin CIA’in gizli faaliyetlerinden haberdar olduklarının ortaya çıkması, Avrupa’ya göz dağı verilmek istendiğine işaret. Amerika, „bizi eleştirmekten vazgeç“ diyor. Ne var ki Washington bu sefer bu tarz oyunlarla sorunun üstesinden gelemeyecek. Çünkü sorun çok büyük. Washington şimdiye kadar işkence iddialarını inandırıcı bir biçimde reddetmeyi başaramadı. Ve bu iddialar doğrulanırsa, bu NATO’nun köklerini batlalar. Zira NATO, belirli değerler etrafında bir araya gelmiş ülkelerden oluşuyor. Hür Batı işkece yapmalalı. Guantanamo’da olup bitenler bile Batı’ya çok zarar veriyor. Elbette Amerika Birleşik Devletleri Avrupa’dan teröre karşı belirli değerleri korumak için kendisiyle birlimte mücadele etmesini isteyebilir. Ama Amerika öncelikle bu değerleri kendi uygulamalı.“

İtalyan La Republica’da ise şu satırlar dikkat çekiyor: „Rice’in gezisi diplomatik olarak okunduğunda bir savunmadan çok saldırı niteliğini taşıyor. Hatta bu saldırı Avrupa demokrasinin köklerinin sorgulanmasına neden olabilir. Rice, CIA faaliyetlerinin hem Amerikalıların hem de Avrupalıların hayatlarını konumaya yönelik olduğunun ve Avrupa istihbarat örgütlerinin de bu faaliyetlerden haberdar olduklarının altını çizdi. Bu nedenle şimdi bilgi istiyor gibi görünmeniz anlamsız. Yapmanız gereken kimin tarafında olduğunuza karar vermek.“

CIA skandalı ve Rice’in Avrupa ziyaretinin yankılarından sonra, bugün gazetelerde çokça yer alan bir başka konuya, Avrupa Birliği’nde süren bütçe görüşmelerine ilişkin yorumlara göz atıyoruz. Belçika gazetesi La Libre Belgique’de şöyle deniliyor:

“Brüksel yapılacak Avrupa Birliği Zirvesi’den on gün önce İngiltere, her açıdan kendisinin çıkarlarını gözeten bir öneriyle çıkageldi. Dönem başkanı İngiltere, acı reçeteyi, yani bütçe kısıtlamalarını sunarken ziyadesiyle kendi çıkarlarını gözetti:

Aynı konuya ilişkin İsveç gazetesi Aftonbladed ise „Avrupa Birliği bütçe tartışması, en fakirlerin yükünü artırma pahasına çözüldü,“ diyor: „Fatura, Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine kesildi. En azından dönem başkanı İngiltere’nin öngördüğü çözüm bu. Bu ülkelere yapılan sübvansyonlar azalacak. Yeni üyeler için bu hiç de iyi bir işaret değil. Bu ülkelerde fakirlik ve çaresizlik, insanların Avrupa Birliği’ne şüpheyle bakmasına neden oluyor. Bütçe sorununu başka türlü de çözmek mümkündü. Fransa tarım süybansiyonu inadından vazgeçebilir, İngiltere de kasaya daha fazla para ödeyebilirdi.”

  • Tarih 06.12.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Yeşim Kasap
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AboG
  • Tarih 06.12.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Yeşim Kasap
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/AboG