1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.10.2010 - Avrupa basınından özetler

Batı’nın terörle savaşı, AB’de İstikrar Paktı’nın sertleştirilmesi planları ve Hollanda’da aşırı sağın desteğiyle kurulan azınlık hükümeti, bugünün Avrupa basınında öne çıkan konular arasında.

default

Avusturya'dan Der Standard gazetesi, Pakistan-Afganistan sınırında insansız uçakla düzenlenen bir saldırıda aralarında Alman vatandaşlarının da olduğu sekiz radikal İslamcı militanın öldürülmesini konu alıyor:

“Savaşta bir hedefin böylesine ıskalanmasına ender rastlanır. Yani Afganistan'ın Taliban ve El Kaide'den ‘temizlenmesi', aynı zamanda da Pakistan'ın iyileştirilmesi, istikrara kavuşturulması hedefi. Pakistan'da sadece teröristler bombalanmıyor, bombalarla yeni teröristlere davetiye çıkarılıyor. Buna sevinecek olanlar, her halükârda Irak, Yemen ya da Somali gibi, dünyanın dört bir yanından cihadçıların toplanma merkezi haline gelen ülkelerdir. Pakistan devleti iflas tehlikesiyle karşı karşıya. Askerî diktanın ardından kaydedilen demokratik ilerlemeler tehlikede. Bu da Batı'nın ‘terörle savaşı' için iyi bir haber değil.”

AB, Yunanistan'da yaşanan mali krizin ardından bütçe disiplinini nasıl sağlayacağını tartışıyor. Bu bağlamda İstikrar Paktı'nın sertleştirilmesi gündemde. İspanyol El Pais gazetesi, Almanya'nın bütçe disiplininde sertlik yanlısı tutumunu eleştiriyor:

“AB yetkililerinin İstikrar Paktı'nı yenilemek için büyük çaba göstermesi iyi bir haber. Ancak planlanan anlaşmanın içeriği soru işaretleri yaratıyor. Almanların abartılı önerilerini kabul ettirememelerini özellikle Fransa'nın direnişine borçluyuz. Almanya'nın abartılı önerileri arasında, paktı ihlal eden ülkelerin oy haklarının ellerinden alınması da var. Bu tür bir yaptırım ancak demokratik sisteme yönelik saldırılarda yürürlüğe sokulabilir. Önerilerin bir diğer zayıf noktası, 2005'te yaptırımlar konusunda getirilen istisnaî kuralların değiştirilmemesi. Bu durum, o dönemde paktı ihlal eden Fransa ve Almanya'nın işine yarıyor.”

Almanya'nın Stuttgart kentinde inşaası devam eden ana tren garına karşı düzenlenen protesto gösterilerinin polis şiddetiyle bastırılmaya çalışılması ile ilgili tartışmalar sürüyor. Avusturya'dan Die Presse gazetesi, Alman hükümetinin tutumunu eleştiriyor:

“Almanya'da iktidar sahipleri inatçı vatandaşlarıyla yaşanan anlaşmazlıkta cesur ve kararlı. Kamuoyu yoklamalarına ya da hassasiyetlere kulak asmıyor, bildiklerini okuyorlar. Verdikleri kararların uygulanmasını barikatlarla, metrelerce yükseklikte dikenli tellerle güvenceye alıyorlar. En ufak bir direniş karşısında polise harekete geçme emri veriliyor, tazyikli su, cop ve biber gazı devreye giriyor. O zaman insan kendine soruyor: Hükümet bu konuda hedefe bu kadar kilitlenebiliyorsa, diğer konularda niye olmuyor? İktidardakiler köpüren savaşkanlıklarını niye başka konulara aktaramıyor? Örneğin bu savaşkanlığı niye sokaklardan kurumlara taşımıyor ya da kendi saflarındaki beton kafalılara karşı kullanmıyor?”

Hollanda'da seçimlerin ardından azınlık hükümeti tartışmalar eşliğinde kuruldu. Tartışmaların nedeni ise Hrıstiyan Demokratlar ve sağ liberallerden oluşan koalisyonun, aşırı sağın desteğiyle mümkün olması. Amsterdam'da yayımlanan Trouw gazetesi, aşırı sağcı Geert Wilders'in Özgürlük Partisi'nin dışarıdan destek verdiği koalisyon hükümetini ele alıyor yorumunda:

“Bu bakanlar kurulu Hollanda için tartışmasız bir sevinç kaynağı olmayacak. Hükümetin istikrarlı olup olmayacağını göreceğiz. Ancak koalisyon ortakları sağ liberaller ve Hrıstiyan Demokratlar net bir karar vermiş oldu. Kabinenin izleyeceği politikanın temel çerçevenin dışına çıkmaması ve hukuk devletinin temellerinin sarsılmaması, şimdi özellikle de Hrıstiyan Demokratlar'ın görevidir.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Beklan Kulaksızoğlu

Editör: Murat Çelikkafa