1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.09.2011 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar, Almanya'da federal hükümetin geleceğini de etkilemesi beklenen eyalet seçimlerinin sonuçları ile Libya ve İsrail'deki gelişmeler üzerinde odaklanıyor.

default

Avusturya’da yayımlanan  Der Standart gazetesi yorumuna, “Almanya’nın Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde yapılan seçimde eğer Liberal Parti, aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin topladığı oyların yarısını bile alamıyorsa, o zaman alarm zillerinin çalması gerekir” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:    

“Sadece Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle saf dışı bırakılarak umutsuz duruma çare bulunabilseydi fena olmazdı. Tabii ki bu o kadar basit değil; her ne kadar Westerwelle gerçekten ayak bağı olsa da! Hür Demokrat Parti ortaya attığı akılcı önerilerle değil, daha çok parti içindeki dalgalanmalarla dikkatleri üzerine çekiyor. Bu durum değişmez ise, tabandaki öfkenin istikameti parti lideri Rösler ile sınırlı kalmaz.”

Muhafazakar Norveç gazetesi Aftenposten, Almanya’da Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin Mecklenburg-Vorpommern seçimlerinde aldığı yenilgiden sonra bu partinin lideri olan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in durumunu analiz ediyor. Yorum şöyle:

“Burada söz konusu olan sadece seçmenin artan güvensizliği değil; Hıristiyan Demokrat Birlik içerisinde Merkel'in yönetim tarzından duyulan rahatsızlıklar da artıyor. Eğer Başbakan Merkel, parti içindeki muhalefeti ehlileştiremezse, Almanya'da erken seçim gündeme gelebilir. Bunun ise tüm Euro'yu kurtarma paketine ve güney Avrupa ülkelerinin sarsıntı içindeki ekonomilerine etkisi olur. Dünya çapındaki ekonomik durum o kadar kırılgan ki, Almanya’da yapılan bir eyalet seçimi bile küresel ilginin odağı olabiliyor. Merkel dev bir sınavla karşı karşıya. Onun anlaşmazlıklardan çekinen ve karar vermekte zorlanan bir lider olduğu biliniyor. Ama artık şimdi tavır almak zorunda.”      

Sol liberal İngiliz gazetesi Independent, İngiliz istihbarat birimlerinin Kaddafi rejimi ile işbirliği yaptığı yönündeki suçlamaları yorumuna konu seçmiş. Yorumda özetle şu görüşler yer alıyor: 

“Başbakan David Cameron İngiliz istihbarat servislerinin Libya'daki faaliyetlerini araştıracağı vaadinde bulundu. Ne var ki geçmişteki bazı ilişkilerin varlığı öyle bir çırpıda ortadan kaldırılamıyor. Ülkemizin itibarı, ulus olarak kendimizi tanımamız ve de İngiliz diplomasisi açısından hükümetin ya da hükümete bağlı kurumların ABD Başkanı Bush’un terörle mücadele planlarına ne ölçüde dahil olduklarının, bu kapsamda ne gibi günahlar işlemeye teşvik edildiklerinin tam olarak aydınlatılması önemlidir. Böyle bir araştırmaya gerek duyulması bile gizli servislerin denetiminin ne kadar gevşek olduğunu gösteriyor. Kontrollerin sıkılaştırılması ve bu kontrollerin yapanların da sorumluluklarına sahip çıkmaları gerekir.”   

Fransız Le Monde ise İsrail’deki hükümet karşıtı kitlesel gösterileri işlediği yorumunda, İsrail’in demokrasi konusunda uzun süre örnek oluşturduğunu, ancak neredeyse otomatik olarak görüş birliğinin bulunduğu, güvenlik konusunda ise hastalıklı bir yapıya sahip olduğu görüşünü savunuyor:

“Ayrıca İsrail yolsuzluklar ve görevlerini suiistimal eden politikacılarının tavırlarından da muzdarip ve bu durum seçmenin öfkesine neden oluyor. Seçmenin güvensizliği milliyetçi Likud’dan, merkezdeki Kadima ve İşçi Partisi’ne kadar tüm siyasi grupları kapsıyor. Ülke ekonomisi ise sağlıklı temeller üzerinde duruyor. Yüzde dördün üzerinde ekonomik büyüme kaydediliyor. Ne var ki bu büyümeden orta hallilerle yoksul kesimler pay alamıyor. İsrailli politikacıların tabanla ilişkilerini düzeltmeleri için 2013 seçimlerine kadar zamanları kaldı.”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız