1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.08.2009 - Avrupa basınından özetler

Türkiye’de hükümetin Kürt açılımı, İran’da reformcular ile muhafazakârlar arasında güç mücadelesi ve Clinton’ın Kuzey Kore diplomasisi, bugünkü Avrupa basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

Avrupa basınından seçtiğimiz yorumlara İsviçre gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung'un yorumuyla başlıyoruz. Yorumda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Kürt açılımı’ ele alınıyor:

PKK zu Feuerpause bereit

“Muhafazakâr Erdoğan hükümeti, bu girişimiyle son derece nazik bir yola girmiş bulunuyor. Gerçi Erdoğan’a sempati duymayan Kemalist kesimin Kürt meselesiyle ilgili görüşlerinde de değişiklik tespit etmek mümkün. Ama milliyetçi siyasi kanat Kürtlerle yakınlaşma adımlarını Atatürk’ün, dilde ve kültürde birliği öngören homojen milli devlet anlayışına ihanet olarak algılıyor. Hükümetin Kürt açılımıyla ilgili planları tam bir açıklık taşımıyor. Önce 1990’ların başlarına kadar yasak olan Kürtçenin teşviki gibi kültürel hakların genişletilmesi üzerinde duruluyor.”

Almanya’nın önde gelen günlük siyasi gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung’un aynı konuya ayırdığı yorum ise özetle şöyle:

“Başbakan Erdoğan’ın muhafazakâr iktidar partisi, Kürt meselesinin çözümünü tamamına erdirmek niyetinde. Erdoğan, Demokratik Toplum Partisi (DTP) ile birlikte ihtilafı siyasi çözüme kavuşturacak bir plan üzerinde çalışıyor. Planın tutması için DTP’nin militan PKK ile ilişkileri tamamen kesmesi şart. Hükümet ayrıca, on yıldır İmralı’da yatan mahkum Abdullah Öcalan’ın affedilmeyeceğini de açıkça ortaya koydu. Yani Kürtlerden de zihniyet değişikliği bekleniyor. Erdoğan’ın partisi başka alanlarda da olduğu gibi, daha önceki hükümetler döneminde düşünülmesi bile mümkün olmayan değişikliklere cesaretle el atabiliyor.”

Türkiye’den İran’a geçiyoruz. İngiliz The Guardian gazetesi, İran’daki siyasî zümrenin politik şovlardan hoşlandığı görüşünde:

“İslam Cumhuriyeti, siyasî tiyatro gösterisinin sahnelenmesinde başarılı oldu. Siyasî zümre politikanın bir çeşit eğlence olabileceğini ve İranlıların şovdan hoşlandığını biliyor. Politikadan rahatsız olduğu izlenimini uyandıran Şah’ın eksine, İslam Cumhuriyeti, siyasetin yararını kavramışa benziyor. Skandallar, rivayetler ve muhalefet yanlılarının yargılanması, halkın merakını tatmin etmeye ve kuşkuculara, olumsuz da olsa İran’daki siyasi hayatın canlı kaldığını göstermeye yarıyor.”

Eski Başkan Bill Clinton'un Pyöngyang ziyareti ve ABD–Kuzey Kore ilişkileri de Avrupa basınının en çok yorumladığı konular arasında. İtalyan La Stampa gazetesinin yorumu:

“Pyöngyang ile ilişkilere en çok önem veren ve 1994 yılında Kuzey Kore’nin nükleer programıyla ilgili sözleşmeye imza atan Başkan, Bill Clinton olmuştu. Ama son ziyareti, özel ve resmî sıfatların birbirine karışması, eşinin dışişleri bakanı olması ve eskiyle yeni Başkanlar arasındaki ilişkiden kaynaklanan karışık bir izlenim bıraktı. Clinton’un Pyöngyang ziyaretinin, şeffaflık açısından eksik kalması haklı olarak akla bazı soruları getiriyor. Başkan Obama, Clintonlar’dan ne bekliyor? Bay ve Bayan Clinton, Başkan'la birlikte çalışmak yerine kendi başlarına mı oynuyor acaba?”

İngiliz Independent gazetesi, "Clinton’un başarısı" başlıklı yorumunda, "Clinton, müzakere kapısının kapanmadığını sembolize ediyordu ve itibar kazanmak için ne yapması gerektiğini Kim Jong İl’e açıkça anlattı", diyor. Basın özetlerine, de Volkskrant adlı Hollanda gazetesinin taraflara müzakere çağrısı yaptığı yorumuyla son veriyoruz:

“‘Sevgili Kuzey Kore liderinin' hesaba kitaba gelmez mizacı yüzünden tam emin olamayız ama, yeni bir diplomasi turu için zamanın geldiğini söyleyebiliriz. Kim Jong İl, Barack Obama’nın tavize yanaşabileceğini düşünüyor olabilir. Aynı zamanda hamisi Çin’in, Pyöngyang rejiminin bütün bölgenin istikrarını tehdit eden davranışlarından usandığını da fark etmiştir. Washington yönetimi, diplomasi yoluna koyulmaktan çekinmemelidir. Çünkü, Myanmar’ın da Kuzey Kore’nin nükleer rotasına girmek istediğine dair ciddi işaretler gelmektedir.”


Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa