1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.07.2010 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün ön plana çıkan konu, Bayvera eyaletinde yapılan sigara referandumu. Polonya'daki cumhurbaşkanlığı seçimi de Alman basının ağırlık verdiği bir diğer konu.

default

Sigara yasağı konusunda Almanya genelinde tek bir yasal düzenleme olması gerektiğini savunan Brauenschweiger Zeitung, şu değerlendirmeye yer veriyor:

“Birçok Avrupa ülkesinde hükümetler, son derece sert sigara yasakları yürürlüğe koydu. Başka Avrupa ülkelerinde de tütün lobicileri ve restoran işletmecileri homurdanıp durdu. Elbette oralarda da publar ve barlar maddi kayba uğramaktan endişelendi, ancak yine de birahaneler kepenk indirmek zorunda kalmadı. Peki ya Almanya? Bırakın genel bir sigara yasağı, yarım yamalak çözümler üretmeye bile cesaret edemiyor. Bununla birlikte her eyaletin sigara yasağıyla ilgili kendi yasasına sahip olması tamamen anlamsız. Bunun yerine hükümet artık konuyu sürüncemede bırakmaya son verip, halkın sesine kulak vermeli. Kamuoyu anketleri, Almanların büyük çoğunluğunun ülke genelinde tek bir düzenlemeden yana olduğunu gösteriyor. Yani sigara içmeyenler nefes almak için dışarı çıkmak zorunda kalmamalı, tiryakiler sigaralarını dışarıda tellendirmeli.”

Almanya'nın önde gelen gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'da sigara yasağıyla ilgili şu satırlar yer alıyor:

“Politikacıların halkın isteği doğrultusunda yaptığını zannettiği şeylerle halkın gerçek beklentileri arasında her zaman fark vardır. Bavyera hükümetinin de halkla onların sesi olduğunu iddia eden lobiciler ve çatı örgütlerini birbirine karıştırmasından dolayı böyle bir sigara kararı gerekliydi…”

Leipziger Volkszeitung'da yer alan yorumda da sigara lobicilerinin etkisine değinilerek şeffaflığa işaret ediliyor:

“Bayvera dışındaki eyalet hükümetleri de sigara yasağıyla ilgili düzenlemelerini yeniden gözden geçirmeli ve halkın beklentileri ile lobicilerin çıkarlarını karşı karşıya getirmek yerine, alınan kararı seçmenlere açıklamalı. Zira şeffaflık her zaman gerekli.”

Polonya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri de Alman gazetelerinde geniş yer tutuyor. Almanya ve Polonya'yı karşılaştıran Frankfurter Rundschau'da şu satırları okuyoruz:

“Polonya Başbakanı da Angela Merkel gibi işine yarayacak bir cumhurbaşkanı buldu ve tıpkı Merkel gibi Tusk da istediği adayı seçtirebilmek için büyük çaba sarfetmek zorunda kaldı. Ancak Bronislav Komorovski zafer kazanmadı, sadece zorlu bir süreçten sağ salim çıktı. Ve şu anda Polonya'da Cumhurbaşkanı ve Başbakan aynı siyasi partiye mensup. Bunun tek iyi yanı, güçlü bir reform zaruretinin olması. Zira bütün güçleri bir araya getirenler, büyük bir sorumluluk taşıyor demektir…”

Tagesspiegel gazetesinde ise Polonya'ya ilişkin şu değerlendirme yer alıyor:

“Hemen şu andan itibaren Polonya'nın yönetilmesi gerekiyor. Zira büyük bir kitle icraat bekliyor ve diğer yandan can sıkıcı kararlar alınması da söz konusu. Polonya Başbakanı Donald Tusk ve partisi Liberal Vatandaş Platformu, Polonya'ya demokrasinin geldiği 21 yıl öncesinden bu yana iktidara gelen partilerden daha fazla güce sahip. Tusk bu gücünü akıllıca kullanarak ülkesinde ikinci kez seçilen ilk cumhurbaşkanı olarak tarihe geçebilir. Ayrıca 2012 yılında Polonya'da yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası'nın da parlak bir ev sahibi olabilir. Ancak Tusk bu fırsatları değerlendiremezse hemen cezalandırılacaktır. Nitekim 2011 sonbaharında parlamento ve yerel seçimler var. Yaroslav Kaçinski de heyecanla geri dönüşünü bekliyor…”

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Köylü


Editör: Murat Çelikkafa