1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.05.2009 - Avrupa basınından seçmeler

Avrupa basınında bugün Mardin’deki kanlı düğün baskını Türkiye’nin AB üyeliği penceresinden değerlendiriliyor. Gürcistan – Rusya gerginliği ve Sarkozy’nin ülkesindeki icraatları da ele alınan diğer konular…

default

Bielefeld’de yayımlanan Neue Westfälische gazetesi ile başlıyoruz. Gazetede yer alan yorumda, katliamla Türkiye’nin AB üyeliği arasında bağlantı kurulmaması gerektiği savunuluyor:

“Mardin katliamından sonra gündeme gelen soru, Türkiye’nin AB’ye üye olup olamayacağı olmamalı… Türkiye’nin AB’ye kabul edilip edilemeyeceği elbette sorgulanabilir bir konu. Ama bir suç üzerinden, hem de dehşet verici bir suç üzerinden bu nasıl yapılabilir? Bir babanın, öz kızına tecavüz ettiği Avusturya, Avrupa Birliği’nden atılmalı mı yani? Yoksa ensest ve okul baskınları gibi 'Avrupaî suçlar' ile kan davası gibi 'Avrupaî olmayan suçlar' şeklinde bir ayrım mı söz konusu? Türk hükümeti, kan davası sorununa karşı yeterince mücadele etmemekle suçlanmalıdır. Ancak işlenen her dehşet verici suç, bir ülkenin önüne 'Avrupa’ya uygun değil' mantığı ile engel olarak konsaydı, o zaman yakında AB’de hiçbir üye kalmazdı.”

Avusturya basınında da katliama ilişkin bir değerlendirme dikkat çekiyor. Başkent Viyana merkezli Der Standart gazetesi, AB’nin Ankara’ya baskı yapmakla birlikte destek vermesi gerektiğini söylüyor:

“AB karşıtları ile sağ ve solcu radikaller, seçim kampanyalarında bu konuyu keyifle kullanacaklar ve bunda belki de başarılı olacaklar. Ardından da birçok kişi, şunu söyleyecektir: ‘Aklımız ‘evet’, gönlümüz ‘hayır’ diyor, biz kan davası ve paramiliter grupların sıradan toplumsal olaylar olarak görüldüğü bir AB ortağı istemiyoruz.’ Aslında sorumlu AB kurumları, üyelik persfektifi sunulan Türkiye ile yakınlaşma sürecinin neden önemli olduğunu açıklayabilmeliydi. Türkiye’nin AB üyeliği, tartışılmaz şekilde hukuk devleti ilkelerini, aynı zamanda hem teoride hem de uygulamada insan haklarını garanti altına almasına bağlı. Şurası açık: Türk hükümeti, AB’li ortaklarına kan davası ve orman kanunları ile mücadele etmek ve bitirmek için elinden geleni yapacağını söylüyor. AB de bir yardım programı ile Türkiye’ye bu konuda mali destek vermeli.”

Polonya basınında ise Gürcistan ve Rusya arasındaki gerginlik ağırlıklı olarak işleniyor. Polonya’nın ulusal gazetelerinden Dziennik, Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili’yi eleştirdiği yorumda şu ifadelere yer veriyor:

“Ülkesinin bir NATO ve AB adayı olarak ciddiye alınmamasına sayısız gerekçe öne süren Saakaşvili, yenilgileri ve sorunlarının suçunu hep Rus casusların üstüne atıyor. Ona göre, Rusya’ya karşı yenilen ülkesini istikrarsızlığa sürüklemeye çalışan casuslar, Gürcistan’daki ekonomik sıkıntıların da sorumlusu. Ancak bu arada gücünü kaybederek ülkesini savunmaya çalışan bir başkana dönüşüyor. Gürcistan’da çoğunluk artık onun istifasını istiyor. Bunlar casuslar değil, ülkesinin uçurumun kenarına geldiğini görün yurtseverler. Casuslar, Gürcistan için elbette bir sorun, ancak ülkesi için sorunun daha da büyüğü bizzat kendisi.”

Fransız gazetelerinde Avrupa Parlamentosu için seçim kampanyasını başlatan Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy’nin icraatları değerlendiriliyor. Lyon merkezli Le Progres’de şu değerlendirme yer alıyor:

“Başkanımız krizi seviyor. Krizi taparcasına, hem de utanç duymaksızın seviyor. Ancak şundan emin olabiliriz: Ne o bizim şansızlığımız ne de bu kriz onun isteği. Sarkozy sadist ya da mazoşist de değil. Hayır, Sarkozy sadece yaptığı yeni başlangıçları ve yarıda bıraktıklarını haklı gösterebildiği için krizi seviyor. Şimdiye kadar bize çok sözler verdi. Yeni istihdam alanları, dünyayı idare etme gücü, hastanelerin iyileştirilmesi ya da kapitalist sistemde yeni dönüşümler… Avrupa’yı değiştirmeye, kriz adına, yemin etti. Kimileri onu vizyon eksikliği ile suçluyor, ama o Avrupa’yı daha iyi yapacak, yeni daha Fransız, daha Sarkozyvari, tam dediği gibi. Peki ya diğer 26 ülke bunu istemezse! O zaman sizi de değiştiririz.”


Derleyen: Hülya Köylü
Editör: Murat Çelikkafa