1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.05.2009 - Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde de bugün ön plana çıkan konu, Mardin'de 44 kişinin hayatını kaybettiği kanlı düğün baskını. Gazeteler, bu katliama çoğunlukla Türkiye'nin AB üyeliği penceresinden bakıyor.

default

Bielefeld'de yayımlanan Neue Westf ä lische gazetesi ile başlıyoruz. Gazetede yer alan yorumda, katliamla Türkiye'nin AB üyeliği arasında bağlantı kurulmaması gerektiği savunuluyor:

“Mardin katliamından sonra gündeme gelen soru, Türkiye’nin AB’ye üye olup olamayacağı olmamalı… Türkiye'nin AB'ye kabul edilip edilemeyeceği elbette sorgulanabilir bir konu. Ama bir suç üzerinden, hem de dehşet verici bir suç üzerinden bu nasıl yapılabilir? Bir babanın, öz kızına tecavüz ettiği Avusturya, Avrupa Birliği’nden atılmalı mı yani? Yoksa ensest ve okul baskınları gibi 'Avrupaî suçlar' ile kan davası gibi 'Avrupaî olmayan suçlar' şeklinde bir ayrım mı söz konusu? Türk hükümeti, kan davası sorununa karşı yeterince mücadele etmemekle suçlanmalıdır. Ancak işlenen her dehşet verici suç, bir ülkenin önüne 'Avrupa’ya uygun değil' mantığı ile engel olarak konsaydı, o zaman yakında AB’de hiçbir üye kalmazdı.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung da Mardin'deki olay karşısında hükümetin hemen harekete geçtiğine dikkat çekiyor:

“Güvenlik güçleri, telefon bağlantılarını keserek ve gazetecilerin girişi engelleyerek köyün dış dünyayla bağlantısını kesti. Olayla ilgili sekiz kişi gözaltına alınmış durumda. Kabinesindeki üç bakanıyla birlikte bu korkunç olay karşısında hemen harekete geçen Erdoğan, yaptığı açıklama ile de gelenek ve göreneklerden kaynaklanan dehşet verici saldırıda kumandayı eline aldı. Olayla ilgili ortaya çıkan bütün ayrıntılar da aileler arasındaki bir husumeti işaret ediyor. Ölen 44 kişiden 33’ü aynı soyadını taşıyor ve gözaltına alınanlar arasında aynı soyadına sahip olanlar var.”

Landeszeitung Lüneberg gazetesi ise AB'de Türkiye karşıtlarının elinin güçlendirebileceği değerlendirmesini yapıyor:

“Bir düğünde yaşanan bu akıl ermez kanlı katliam, sadece Türkiye'de değil, aynı zamanda Avrupa Birliği'nde de endişeye neden oldu. Bu yüzden de Türkiye'nin AB üyeliğini savunanlar, tekrar güçlü bir karşı rüzgarla karşı karşıya kalabilirler. Türkiye karşıtlarının öne süreceği argüman, 'anlayışlar arasında büyük farklar bulunduğu' yönünde olacak. Türk yasalarının, Anadolu'nun ücra köşelerinde hâlâ işlemediği aslında bir gerçek. Bunun yerine aşiretlerin kuralları geçerli. Ancak şu da bir gerçek ki; bu katliamın ardında sosyolojik ve etnolojik nedenler yatıyor ve bu nedenleri de insanın doğası yaratıyor. Yani, Almanya'da da cinayetlere ve cinnet olaylarına neden olan insan doğasından…”

Son olarak Bielefeld merkezli West falen–Blatt'tan bir alıntı yapıyoruz. Gazetede, Mardin'deki kanlı düğün baskınıyla ilgili şu satırları okuyoruz:

“Bir düğünde 44 cenaze: Aileler arası husumetten kaynaklanan bu trajik olay, suçun yeni bir boyutunu ortaya koyuyor. Eskiden daha az kurbanın verildiği bu tür olaylarda ihmal edilen sorun, bu kez Türk hükümeti tarafından atlanmadı. Modern bir ülke olan Türkiye'nin hükümeti, bu tür suçlara karşı artık daha az tahammül gösteriyor. Zihniyet değişikliğine katkıda bulunmaları için üniversitelere ve okullara çağrıda bulunan Erdoğan, böyle bir katliamı geleneklerin haklı çıkaramayacağını vurguladı. Ancak maalesef tek başına çağrıda bulunmak, zihniyetlerin değişmesine etki etmiyor. Anadolu'daki halk, kendi yasalarını uygulamaya devam ettikçe ve bu yüzden de yargılanmadıkları sürece, adaletin ilkel örnekleri yaşanmaya devam edecektir.”

Derleyen: Hülya Köylü
Editör: Murat Çelikkafa