1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

06.02.2012 - Alman basınından özetler

BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye kararını engelleyen Rusya ve Çin’e yönelik tepkiler, bugün Alman basınında öne çıkan gündem konusu.

default

 Bonn’da yayımlanan General-Anzeiger gazetesi, Almanya’nın Münih kentinde hafta sonu düzenlenen ve gündeminde Suriye’nin de bulunduğu Uluslararası Güvenlik Konferansı’na ilişkin yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

“NATO’nun işlevini hâlâ yerine getirdiğini, çünkü kendisini değiştirebildiğini gözlemliyoruz. Orta ve Doğu Avrupa’ya doğru genişlemesiyle nüfuz alanını da büyütmüş oldu. Afganistan örneğinde görüleceği üzere burada sadece askeri güç de her şey anlamına gelmiyor. İttifakın öncelikle siyasi iradeye ve dirayetli olmaya gereksinimi var. İleri tarihlerdeki kaçınılmaz tüm girişimler için bu noktada çıkartılması gereken dersler var.”

BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin’in vetosu nedeniyle Suriye konusunda bir karar çıkartılamamış olması, Batılı ülkeleri Suriye’de kan dökülmesinin önlenmesi için daha kararlı tavır almaya itti. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, ABD’nin diğer müttefiklerle birlikte Suriye’deki protesto hareketini daha fazla destekleyeceklerini ilan etti. AB temsilcileri de Suriye yönetimine yaptırımları ve baskıları artırmak ve muhalefete daha fazla destek vermek istediklerini açıkladılar. 

Reutlinger General-Anzeiger gazetesinin konuya ilişkin yorumu şöyle:

“Rusya’nın Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu, sadece Kremlin’in Ortadoğu’daki son müttefiki lehinde verilmiş bir karar anlamı taşımıyor. Burada söz konusu olan, diplomasi alanını ve hareket serbestisini batıya kaptırmamaktır. Arap Baharı ve özellikle Libya ile ilgili kararlar Moskova’yı tam olarak teğet geçmişti. Kuzey Afrika'daki devrim hareketlerinin, İran Körfezi ve Orta Asya’ya ilişkin kararların Rusya’nın etki alanı dışında gelişmesi, Kremlin’de büyük bir öfke ve şüphe ile izleniyor.” 

Handelsblatt gazetesi ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya ve Çin’in veto kullanmasının ardından söylediği, “Biz Suriye hükümetinin değil, Suriye halkının dostuyuz” cümlesini yorum köşesine taşımış ve Lavrov'un çok kinayeli konuştuğunu belirtmiş:

“Lavrov’un sözünü ettiği bu dostluk, sarf ettiği bu sözler (Suriye’de) kana bulanmıştır. Bu sözlerle BM’in Arap dünyası ve öncelikle de İran karşısında etkisizmiş gibi gösterilmesi hedefleniyor. Bu ise Moskova ile Pekin’in oynadığı çok tehlikeli bir oyun!”

Frankfurter Allgemeine Zeitung, bundan bir yıl önce Libya’da Kaddafi’nin yapmayı denediği ve NATO’nun girişimiyle önlenen kan gölünün şimdi Suriye’de meydana geldiğine işaret ediyor. Yorumda şu satırları okuyoruz:

“Rusya ile Çin'in Güvenlik Konseyi’ndeki vetosu gerçekten bir ayıptır; zira Suriye hakkında çıkartılacak karar ne ülkeye uygulanacak yaptırımlar ve silah ambargosunu, ne de askeri bir müdahaleyi içeriyordu. Sadece Esad rejiminin kitlesel imha girişimlerinin kınanması söz konusuydu. Bu kadarının bile Moskova ve Pekin yönetimlerine fazla gelmesi, ‘bir diktatör elbette ki kendi halkına karşı savaş yürütecektir” anlayışında olmalarını, onların görüşlerini ve otoriter yönetim anlayışlarını ortaya koyuyor. Aslında böylesi düşünceler çağının çoktan geride bırakılmış olması gerekirdi.”

Frankfurter Rundschau gazetesi, dünya kamuoyunun hafta sonunda bir bütün olarak başarısız kaldığını belirtiyor ve yorumunu şu sözlerle tamamlıyor:

“Şimdi bir an önce Rusya ile Çin’in çekincelerini gidermek gerekiyor. Zira uluslararası baskılar olmadan Suriye’deki mezalim sürüp gidecektir.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Başak Özay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız