1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.10.2009 - Avrupa basınından özetler

Lizbon Antlaşması'nın İrlanda'da onaylanması, Yunanistan'daki seçim sonuçları ve Almanya'da başlayan koalisyon görüşmeleri, bugünkü Avrupa basınından seçtiğimiz yorum konularını oluşturuyor.

default

Zürih'te yayımlanan Neue Zürcher Zeitung, İrlanda'da kabul edilen Lizbon Antlaşması'na değinerek Avrupa Birliği'nin asıl sorununu başka olduğunu söylüyor:

“Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girecek olmasıyla AB, uzunca bir süreç sonunda Hırvatistan ve İzlanda'nın da üyeliğini hazmedebilecek bir güce kavuşabilir belki. Ancak Türkiye'nin üyeliği ya da daha cesur bir Doğu politikası gibi tartışmalı konular da rafa kaldırılacaktır. Lizbon Antlaşması'nın AB'nin başlıca meselesi olmadığını göstermek ve temel sorunlara ilişkin açık bir tartışma ortamı yaratmak daha dürüst bir davranış olurdu. Birliğin bugünkü şekli nihai yapıyı mı teşkil ediyor yoksa genişleme devam etmeli midir? Pek çok kişi, Lizbon Antlaşması sürecinde yaşananların 'sonun başlangıcı' olmasından endişe ediyor. Bunu açıkça ifade etmeyeyse hemen hemen hiç kimse cesaret edemiyor."

Sol-liberal eğilimli Polonya gazetesi Gazeta Wyborcza da Avrupa Birliği'nin asıl meselesinin genişleme olduğu kanısında. Gazetede şu satırları okuyoruz:

“Lizbon Antlaşması'nın onaylanmasıyla Avrupa Birliği'nde sorunların tümü çözülmüş değil. Ancak İrlandalıların ‘evet'i, asıl güçlüklerden ve Birlik'in çözüm bulması gereken gereken asıl sorunlardan kaçmak için kullanılan bahanelerden birini sona erdiyor. Bu yeni antlaşma, Avrupa Birliği'nin daha etkin olup olmadığını gösteren ilk sınav olacak. Zira Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve Almanya Başbakanı Angela Merkel, Lizbon olmadan genişlemenin mümkün olmayacağı söylemişlerdi. Antlaşmanın yürürlüğe girme süreci neredeyse tamamlanıyor, dolayısıyla şimdi ayaklarını frenden çekmeleri gerek. Hırvatistan, İzlanda, Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek ve Kosova üyelik için sırada bekliyor. Ukrayna da 2010 yılında adaylık başvurusunu yapmaya hazırlanıyor. Ayrıca er ya da geç Belarus ve Moldova da bunu yapacaktır.”

Torino'da yayımlanan İtalyan gazetesi La Stampa ise Yunanistan'da PASOK lideri Yorgo Papandreu'nun zaferi ile sonuçlanan seçimlere değiniyor. Gazeteye göre, Papandreu'nun ekonomik krize nasıl bir çözüm bulacağı belirsiz.

“Sosyalistlerin lideri Yorgo Papandreu, Başbakan Kostas Karamanlis'e yaklaşık 10 puan fark attı. Karamanlis, aylardır ekonomik krizi yönetmekten aciz bir görüntü sergiliyordu. Ve nihayetinde ‘Yunanistan'da tekrar yüzlerin gülmesini sağlamak istiyorum' diyen Papandreu kazandı. Yunanistan'ın ekonomik gidişatında değişiklikler yapılması şart. Bunun için de Papandreu'nun paraya ihtiyacı var. Ancak PASOK lideri, kendisine miras kalan boş devlet kasalarına nasıl bir çözüm bulacağını şimdiye dek açıklamadı…”

İspanyol gazetesi El Pais'de de Yunanistan'daki seçim sonuçları ışığında Avrupa solunu değerlendiren bir yorum dikkat çekiyor:

“Avrupa'daki sosyal demokrat partiler, siyasi ağırlıklarını giderek kaybediyor. Alman Sosyal Demokrat Parti'nin seçim yenilgisinin ardından yaşadığı kriz, muhafazakarların üstünlüğünü açıkça ortaya koyuyor. İngiltere'de solun durumu için yapılan tahminler de pek farklı ve iç açıcı değil. İspanya'da da kamuoyu yoklamalarına göre, muhafazakârlar önde görünüyor. Yunanistan ve Portekiz ise bu eğilimin dışında istisnai bir tablo var…”

Alman basınında da bugün başlayan koalisyon görüşmeleri ön planda. Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, koalisyon pazarlıklarında, reformdan geçirilmesi istenen eğitim sisteminin gündeme alınmamasını eleştiriyor:

“Yeni ortakların gündeminde eksik olan bir görev var: Eğitim, eğitim, eğitim. 1982'de Helmut Kohl'ün başbakanlığı ya da ardından 1998'de Gerhard Schröder'in başbakanlığında nöbeti devralan Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonundan beri ilk kez yeni bir başlangıç yapılabilirdi. Peki değişim olacağı yönünde bir işaret var mı? Hayır, kesinlikle yok. Hrıstiyan Demokrat Birlik'in genel başkanı, ne istemediğini baştan söyledi. Merkel'ın müstakbel başbakan yardımcısı Westerwelle ise seçimdeki başarısından sonra heyecandan âdeta küçük dilini yuttu!Ve üçüncü ortak Hrıstiyan Sosyal Birlik'in genel başkanı Horst Seehofer de zaten koalisyonun yerlerde sürünen yaralısı olarak dışarıya hiç de iyi bir görüntü vermiyor.”

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Murat Çelikkafa