1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.10.2009 Alman basınından özetler

Alman gazetelerinde bugün iki konu öne çıkıyor. Berlin’de bugün başlayacak olan koalisyon görüşmeleri ve İrlanda’da yapılan ikinci referandumda kabul edilen Lizbon Antlaşması.

Hür Demokrat Parti (FDP) lideri Guido Westerwelle ile Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi lideri ve Başbakan Angela Merkel

Hür Demokrat Parti (FDP) lideri Guido Westerwelle ile Hrıstiyan Demokrat Birlik Partisi lideri ve Başbakan Angela Merkel

Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, koalisyon pazarlıklarında, reformdan geçirilmesi istenen eğitim sisteminin gündeme alınmamasını eleştiriyor:

“Yeni ortakların gündeminde eksik olan bir görev var: Eğitim, eğitim, eğitim. 1982'de Helmut Kohl'ün başbakanlığı ya da ardından 1998'de Gerhard Schröder'in başbakanlığında nöbeti devralan Sosyal Demokrat-Yeşiller koalisyonundan beri ilk kez yeni bir başlangıç yapılabilirdi. Peki değişim olacağı yönünde bir işaret var mı? Hayır, kesinlikle yok. Hrıstiyan Demokrat Birlik'in genel başkanı, ne istemediğini baştan söyledi. Merkel'ın müstakbel başbakan yardımcısı Westerwelle ise seçimdeki başarısından sonra heyecandan âdeta küçük dilini yuttu!Ve üçüncü ortak Hrıstiyan Sosyal Birlik'in genel başkanı Horst Seehofer de zaten koalisyonun yerlerde sürünen yaralısı olarak dışarıya hiç de iyi bir görüntü vermiyor….”

Halle kentinde yayımlanan Mitteldeutsche Zeitung da koalisyon görüşmelerine değiniyor. Gazete, yeni hükümetin, özellikle de Başbakan Angel Merkel'in çok dikkatli olması gerektiğine dikkat çekiyor:

“Hrıstiyan Demokrat Birlik Genel Başkanı Angela Merkel, şimdiye dek olduğu gibi devam etmek istiyor. Sosyal sistemde değişiklik yapma yanlısı değil. Genel Başkan Yardımcısı Jürgen Rüttgers de Hür Demokrat Parti ile bugün başlayacak koalisyon görüşmeleri öncesi insanlara korkmamaları için güvence verdi. Rüttgers, uygunsuz isteklere kesinlikle karşılık verilmeyeceğini söyledi. Bu durumda Hrıstiyan Demokratların seçim kampanyasının seçimlerden sonra da devam ettiğini söyleyebiliriz. Bu, kaygı verici. Zira Hrıstiyan Demokratlar, mevcut politikalarında ısrar ederse, o zaman Almanya, gerçeklerden uzak bir hükümete sahip olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Peki o zaman ne olur? Hükümet, 2010 yılında şimdiye dek olmadığı kadar çok borçlanmak zorunda kalır. Ayrıca sosyal güvenlik sisteminde de milyarlarca euro açık verilir.”

İrlanda'da geçen cuma günü yapılan ikinci referandumda Lizbon Antlaşması kabul edildi. Ancak antlaşmanın Çek Cumhuriyeti Devlet Başkanı'nın imzasına takıldığına işaret eden Kölnische Rundschau, şu satırlara yer veriyor:

“Lizbon Antlaşması, İrlandalıların da onayıyla 27 AB ülkesinin tümünde, parlamentoların ya da halkın oyuyla kabul edilmiş oldu. Belge, tüm demokratik kurallara göre artık meşru... Yani, artık Avrupa'nın bir antlaşması var. Ancak buna rağmen antlaşma yürürlüğe giremiyor, çünkü Vaclav Klaus buna karşı. Çek Cumhuriyeti Devlet Başkanı'nın dikkafalılığı kızgınlık yaratıyor. Parlamentonun ve halkın eksiksiz onayına rağmen Klaus'un direnmeye devam etmesi skandal… Avrupa Birliği ise bu konuda hiçbir şekilde ödün veremez…”

Hannover merkezli Neue Presse gazetesi de Klaus eleştirerek, Avrupa Birliği'ndeki karar alma sürecine dikkat çekiyor:

“Çek Cumhuriyeti Devlet Başkanı Vaclav Klaus'un inatçı direnişi, bir anarşizm etkisi yaratıyor. Antlaşmayı mümkün olduğunca geciktirip nihayetinde de süreci durdurmak istiyor. Avrupa'nın önünde bir dizi somut güçlük var. Ancak bu sorunlardan hiçbirine, hiçbir ülke tek başına yanıt veremiyor. Ne iklim koruma, ne mali piyasaların düzenlenmesi ne de tarım ya da tüketicinin koruması konularında…”

Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Murat Çelikkafa