1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.07.2010 - Avrupa basınından özetler

Avrupa gazetelerinde bugün yarı finale yükselen Almanya'nın Arjantin karşısında elde ettiği başarı ve Polonya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin değerlendirmeler dikkat çekiyor.

default

Fransız gazetesi Le Figaro, Alman milli takımının başarısını uyum tartışmalarıyla birlikte değerlendiriyor. Gazetete yer alan dikkat çekici analiz şöyle:

“Oyuncularının yarısı göçmen kökenli olan Alman milli takımının başarısı, ülkedeki uyum sorununu da unutturdu. Türk kökenli Mesut Özil, konsantre olabilmek için her maçtan önce Kur'an'dan ayetler okuyor. Brezilyalı Cacau, Tunuslu Khedira, Polonya doğumlu Klose ve Podolski, artık her beş kişiden birinin göçmen kökenli olduğu ve giderek çok kültürlü bir ülkeye dönüşen Almanya'nın yeni kahramanları. Almanya'nın yeni Cumhurbaşkanı Christian Wulff da Almanya'nın milli takımdan ilham alıp, uyumun ilerleyebileceğini söyleyerek doğru bir noktayı gündeme getiriyor.”

Macar gazetesi Nepszava ise Maradona'yı eleştiren bir yoruma yer veriyor. Yorumda, Alman milli takımının galibiyeti ile Maradona'nın başarısızlığının ortaya çıktığı savunuluyor:

“Maradona, tahammül edilemez kibrini sanki takımı kazanmış gibi sürdürdü. Ancak eleştirilemez bir lider görüntüsüyle ortaya koyduğu kült kişilik, takımının Almanya'ya karşı oynadığı 90 dakika içinde tamamen yok olup gitti. Maradona'nın en sevdiği şey, kendisinin mükemmel olduğuna inanması. Ancak son yaşanan olay, bunun artık geçerli olmadığını mükemmel şekilde ispatladı. Şu durumda doğru yolu gösterecek tek bir kurtarıcı bile yok. Futbol, ulusal birliği ifade edebilecek yeteneneğe sahip 11 oyuncu ve bir antrenörden meydana gelen bir oyun. Ve Maradona bu yeteneğe sahip değil. Hiç kimse ile uzlaşmıyor ve bu tutumunu sona erdirmiyor. Birleştiren değil, kutuplaştıran olan Maradona bir antrenör olarak tam anlamıyla başarısızlığa uğradı.”

Avrupa gazetelerinde Polonya'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri de geniş yer tutuyor. Sol - liberal eğilimli Polonya gazetesi Gazeta Wyborcza'da yer alan değerlendirme şöyle:

“Bu, sembolik bir seçimdi. İki adayın sloganları arasında büyük bir fark yoktu, ancak pratikteki tutumlarında temel farklılıklar var. Adaylar arasındaki bu nüans, Fransız politikacılar De Gaulle ve Le Pen'in taraftarları arasındaki uçurumu hatırlatıyor. Dolayısıyla Avrupa demokrasisi yanlısı orta sağla ile Yaroslav Kaçinski'nin otoriter sağcılığının karşı karşıya gelmesi söz konusu. Komorovski'yi seçen Polonyalılar ise Avrupa ve demokrasi değerleri ile birlikte piyasa ekonomisi ve hukuk devletini tercih ettiğini ortaya koymuş oldu.”

Hollanda basınında da bu seçimi ilişkin bir yorum yer alıyor. De Volkskrant gazetesinde şu satırları okuyoruz:

“Bronislav Komorovski'nin zaferi, Polonya hükümeti için iyi bir gelişme. Başbakan Donald Tusk da sonucu öncelikle hayatının en mutlu anı olarak nitelendirdi. Komorovski dürüst bir politikacı, dürüst bir parti üyesi olarak biliniyor. Cumhurbaşkanının yetkileri Polonya'da sınırlandırılmış olsa da veto hakkı sayesinde hâlâ hükümete hayatı zorlaştırabilir. Zira geçtiğimiz yıllarda Tusk ve hayatını kaybeden cumhurbaşkanı Leh Kaçinski arasında bu nedenle büyük sorunlar yaşanmıştı.”


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Köylü

Editör: Murat Çelikkafa