1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.03.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınının başlıca konusunu Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında aldığı tutuklama kararı oluşturuyor.

default

Darfur'da savaş suçu işlemekle itham edilen Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında dün Uluslararası Ceza Mahkemesi tutulama kararı çıkardı. Frankfurter Rundschau gazetesinin bu gelişmeye ilişkin yorumu şöyle:

“Uluslararası hukuk böylece büyük bir adım atmıştır. Eleştirmenler, Başsavcı Ocampo’nun bu şekilde şov yapmaya çalıştığını öne sürerek, kararın Darfur’a barış getirmeyeceğini ve Sudan’daki durumu daha da kötüleştireceğini savunuyor. Sanki Afrika’da en büyük topraklara sahip olan ve 2011’de yapılacak referandumla güney bölgelerinden ayrılmayı planlayan ülke, şiddet düşkünü Devlet Başkanı El Beşir tarafından istikrara kavuşturulabilecekmiş gibi! Uluslararası yargıçların gerçek siyasetçiler olmaması ne kadar iyi!”

Berlin’de yayımlanan Tageszeitung gazetesi de aynı konuyu işliyor yorum sütununda:

“Lahey’deki yargıçlar El Beşir hakkında tutuklama emri çıkarılmasına izin vermeselerdi, bu, Darfur’daki soykırıma açık çek verme anlamına gelirdi. Sudan’daki siyasi irade şimdi yıllardır yanlış değerlendirdiği milliyetçilik duygusu ve işbirliğini uluslararası bir mahkeme tarafından aranan bir savaş suçlusuna da gösterip göstermeyeceğini ya da yeni bir başlangıca hazır olup olmadığını gözden geçirecektir.”

Süddeutsche Zeitung gazetesinin yorumundaysa mahkemeye yönelik kaygı ve eleştiriler dile getiriliyor:

“Mahkeme şu an şiddet kullanan tüm iktidarlar için sürekli bir tehdit unsurudur. Tüm karşı koymalara rağmen, mahkemenin caydırıcılığı, yıllar sonra da olsa etkisini gösterecektir. Çoğu Afrikalı'nın, mahkemenin sadece üçüncü dünya ülkeleriyle ilgili yargılamalara baktığı yönündeki eleştirisi, maalesef yerindedir. Herkese insan hakları dersi vermek niyetinde olan güçlü devletlerin bu türlü evrensel bir yargılamadan uzak kalmaları, büyük bir eksikliktir. Zira Guantanamo ve Ebu Greyb'de yıllarca sorumluluk alan Rumsfeld ve Cheney gibiler de Lahey’de bir dava dosyasını hak ediyorlardı.”

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Polonya’dan sürülen Almanların haklarını alması gerektiğini savunan Erika Steinbach'ın Almanya hükümetinin desteğiyle, Doğu Avrupa'dan sürülen Almanların anısına Berlin'de açılacak müzenin yönetim kurulu adaylığının gündeme gelmesi, Polonya ile Almanya arasında soğuk rüzgârlar esmesine neden olmuştu. Bu gerginliğin ardından Steinbach çekilmek zorunda kaldı. Leipziger Volkszeitung gazetesinin yorumunda, Steinbach’ı vazgeçirtmek için baskı yapanların şimdi bu başarılarını kutlamaları gerektiği belirtiliyor. Yorumun devamındaysa şu satırlar göze çarpıyor:

“Steinbach'ın adaylığıyla yaşanan sorunlar seçim kampanyalarına malzeme konusu oldu. Angela Merkel başından beri böyle bir anma merkezini yöneteceklerle ilgili belirli standartlara karar vermesi gerektiğinin farkındaydı. Ancak beklemeyi tercih etti.”

Hamburger Abendblatt gazetesinin aynı konuyla ilgili yorumu ise şöyle:

“Almanya ile Polonya arasındaki gerginlik öyle bir noktaya geldi ki Erika Steinbach’ın başka çıkış yolu kalmamıştı. Böylece sona erme yoluna giren gerginlik, Almanya ve Polonya’nın geçmişleriyle yüzleşmede daha uzun bir yol kat etmeleri gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi. İki ülke de savaştaki kayıplarıyla sürgüne zorlanan vatandaşlarını anarken, Steinbach gibi kişileri bir tahrik unsuru olarak görmeyecektir. Hepimiz için en hayırlısı bu durumun yakın zamanda gerçekleşmesidir.”