1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.01.2012 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman basınının ağırlıklı konusu Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, hakkındaki suçlamalarla ilgili olarak Alman birinci ve ikinci televizyon kanallarına verdiği özel demeç.

default

Cumhurbaşkanı Christian Wulff, aldığı özel kredi ve bu konudaki haberi yayımlamaması için Bild gazetesine baskı yaptığının ortaya çıkması nedeniyle istifa baskısıyla karşı karşıya. Dün akşam Alman birinci ve ikinci televizyon kanalları ARD ve ZDF’den iki gazetecinin sorularını yanıtlayan Wulff, istifa taleplerini geri çevirdi.

Münih’te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, konuyu şöyle yorumluyor:

"Christian Wulff tüm gücüyle durumu açıklamaya ve yaptığı hatalar nedeniyle özür dilemeye çalışıyor. Tıpkı Troyalıları kızdıran rahip Laokoon gibi kendi tutarsızlıkları nedeniyle işleri karıştıran, onlar tarafından gırtlağı sıkılan ve kamuoyuna yaptığı açıklama ile kendine biraz olsun nefes alabileceği bir alan yaratmaya çalışan bir cumhurbaşkanı. Kendi zayıflığına rağmen makamına sıkı sıkıya tutunan bir cumhurbaşkanı, çünkü bu makam ona aksi takdirde sahip olamayacağı bir güç sağlıyor. Cumhurbaşkanı anayasada bulunan af hakkından yararlanmaya çalışıyor. Ancak herhalde kendi kendini affeden ilk cumhurbaşkanı, Christian Wulff."

Frankfurter Allgemeine Zeitung ise aynı konuyla ilgili yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Wulff’un Noel öncesindeki açıklamaları da, şimdi televizyonda yayımlanan söyleşisi de aşırı baskı sonucunda meydana geldi. Bağımsız bir biçimde, kendiliğinden ortaya çıkmadı. Dünyanın Wulff hakkındaki düşüncelerini anlamak için, günlerdir Wulff’un olası halefleri üzerine yapılan tartışmalara ya da bugüne kadar 'onur' ve 'saygı' gibi kavramlarla ilişkilendirilen bir makamla ilgili yapılan prosedür tartışmalarına bakmak yeterli. Cumhurbaşkanı bu makam için yeterli değil. (Bu makamın ahlâki olarak yükseltilmesine katkı sağlayabilmek açısından) İşte bu nedenle Federal Almanya kendini kanıtlayıncaya dek Cumhurbaşkanı’na tahammül edebilir. Ancak politikacıların prestiji azalmaya devam edecektir."

Frankfurter Rundschau gazetesinde ise şu satırlar göze çarpıyor:

"Federal Almanya bir ulusal felaketle karşı karşıya kalsa ne olur? Örneğin Japonya’daki korkunç nükleer kaza ya da Norveç’teki toplu katliam gibi, toplumun sinirlerine dokunan olaylara…Christian Wulff o zaman ne söyleyecek diye merakla beklenen kişi olur mu? Ulusu biraraya getirecek ve teselli edecek doğru cümleleri bulan ve doğru tavrı takınan kişi olur mu? İşte iyi bir cumhurbaşkanına düşen görev, bu. Ancak bunun için Wulff’un makamına sıkı sıkıya kenetlenmekten daha fazlasını yapması gerekiyor."

Bonn’da yayımlanan General Anzeiger de yorumunda aynı şekilde eleştirel:

“Wulff, bir cumhurbaşkanı olarak nasıl daha ölçülü ve örnek davranabileceğini öğrenmek zorunda olduğunu söylüyor. Evet, aynen öyle ama önemli bir şart ile: Birileri Wulff’a nasıl davranması gerektiğini, hangi ölçütlerin geçerli olduğunu ve belki de bunları yerine getiremeyeceğini önceden (!) söyleseydi, çok daha iyi olurdu. Cumhurbaşkanlığı bir süre öğrenim görmeyi gerektiren bir meslek değil. Eğer Wulff’un bu makama saygısı olsaydı, en geç dün istifa ederdi.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Ercan Coşkun

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız