1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

05.01.2004 - Alman basınından özetler...

Avusturya’da yayımlanan Salzburger Nachrichten gazetesi, yeni Afgan Anayasası'nda kadınlara verilen hakların ”tarihi nitelik” taşıdığına dikkat çekiyor. Gazetenin yorumu şöyle devam ediyor:

”Kadınların en azından kağıt üzerinde de olsa eşit haklara sahip olması, gerçekten de tarihsel bir önem taşıyor. Çünkü yeni anayasayla ilk kez kadınlar bu ülkede mülkiyet hakkına kavuştu. Batının önemsediği bir başka nokta ise adalet alanında şeriatın geçerli olmamasıydı. Ancak durum rahatlamak için henüz erken. Çünkü Loya Cirga’nın anayasa görüşmeleri o kadar tartışmalı geçti ki, anayasanın uygulanıp uygulanmayacağı konusunda ciddi kuşkular ortaya çıktı. Diğer yandan yeni anayasa, ülkenin etnik bölünmesini de bir belgeye geçirmiş oldu. Bir yanda ülkenin baskın etnik grubu olan Paştunlar, diğer yanda öteki milli unsurlar.”

Essen’de yayımlanan Westdeutsche Allgemeine Gazetesi, yeni Afgan Anayasası'na daha olumsuz bakıyor:

"Ülkeyi karanlığa sürüklemiş olan Taliban yönetiminin devrilmesinin iki yıl ardından, Afganistan sonunda yeni bir anayasaya sahip oldu. Yeni anayasa, ilk bakışta liberal ana hatlarıyla dikkat çekiyor. Her şey toz pembe gözüküyor. Ancak anayasa şimdilik yalnızca kağıt üzerinde ve kesinlikle Afgan toplumunu yansıtmaktan uzak. Hala Afganistan’da kadınlar baskı görüyor. Hala ülkede savaş ağaları insanları korkutuyor. Hala Afganistan etnik hatlarla bölünmüş durumda. Hala yoksulluk insanları inim inim inletiyor. Bütün bu gerçekler, anayasaya eklenen birkaç paragrafla dünden bugüne değişmez. Bütün bu gerçeklerden söz etmek karamsarlık değil, olsa olsa Afganistan’ı daha ileriye taşıma yönündeki çabalara ara verilmemesi için bir çağrıdır.”

Basler Gazetesi , Afganistan’da yaklaşık 3 haftadır süren anayasa tartışmalarının yanılsamaya yol açmaması gerektiğini yazdı. Gazete, konuyu sütunlarında şöyle değerlendirmeye devam ediyor:

”Afganistan etnik anlamda bölünmüş durumda. Gerçekte, katiller ve suçlular olarak adlandırılması gereken savaş ağalarının tezgahları aynen duruyor. Yalnızca Taliban militanları arasında değil, bugün demokrasi yanlısı gözüken Afganlar arasında da aşırı dinciler var. Tüm bu manzaraya Amerika tarafından yanlış yönlendirilen Devlet Başkanı Hamit Karzai’nin uygulamaları da tuz biber oluyor doğrusu.”

Berlin’de yayımlanan Die Welt , sütunlarında Almanya'da Cumhurbaşkanlığı seçimlerini irdeliyor:

”Birlik partileri içinden cumhurbaşkanlığı adaylığı için bilinen isimlerin dışında kimsenin çıkmasını beklememek lazım. İsmi dolaşanlar arasında da ön plana çıkan birisi var: Wolfgang Schaeuble. Üstelik Schaeuble, partiler üstü bir konumda, geniş çevrelerin onayını alıyor. Görünen köy kılavuz istemez. Zaman kaybetmeye o yüzden gerek yok. Hristiyan Demokratların Başkanı Angela Merkel’in parti içi tartışmalara bir çizgi çekip, artık adayın ismini telaffuz etmesi gerekir.”

Avusturya’da yayımlanan Der Standard gazetesi, Almanya’da Johannes Rau’yu izleyecek yeni cumhurbaşkanının, kadın siyasetçiler arasından seçilmesi tartışmasına değiniyor:

”Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’e göre cumhurbaşkanlığı koltuğunda artık bir kadının oturmasının zamanı geldi. Schröder bu yüzden muhalefete şu öneride bulundu: 'Kadın aday eğer saflarınız arasından çıkarsa, Sosyal Demokratlar başka bir aday çıkarmayacak, sizin adayınıza destek verecek. Kadın adaya önyargısız yaklaşacağız.' Ne kadar da eli açık bir başbakan! Önemli olan kadın olmasıymış, niteliği önem taşımıyormuş! Aslında Schröder’ün bu tavrının kendisi bir önyargıdır."

Köln’de yayımlanan Express gazetesi, Almanya Cumhurbaşkanı Rau’nun halefinin kim olacağı tartışmalarının ”Almanya pop starını arıyor” düzeyine vardığını yazıyor. Gazete yorumuna şöyle devam ediyor:

”Aslında adaylardan değil de, perde arkasında duranlardan kaynaklanan katlanılmaz bir gösteriyle karşı karşıyayız. Çığırtkanlar er meydanına pehlivan çağırır gibi, durmadan yeni isimleri sıralayıp duruyor. Ama adayın kendisi hazır mı, soran yok. Almanya Başbakanı Gerhard Schröder de tartışmaya enfes bir katkıda bulundu. Başbakan muhalefete bir kadını aday olarak gösterirlerse Sosyal Demokratların aday çıkarmayacaklarını söyledi. Bunun adı at pazarlığından başka bir şey değil! Almanya cumhurbaşkanını seçerken cinsiyetinin ve partisinin değil, adayın sahip olduğu niteliklerin gözönünde bulundurulması lazım. Meclisin yemekhanesine şef beğenmiyoruz ki, cumhuriyetin en üst düzey temsilcisini belirliyoruz!”

Münih’te yayımlanan Abendzeitung, cumhurbaşkanlığı adayları arasında adı en çok ön plana çıkan Wolfgang Schaeuble ile ilgili değerlendirmede bulunuyor:

”Schaeuble ilk bakışta çok ideal bir isim gibi gelebilir. Ancak her şey o kadar kolay yürümüyor. Schaeuble’un adı 2000 yılında yaşanan Schreiber olayına karışmıştı. Adı usulsüz bağış skandalına karışan bazı Hristiyan Demokrat yöneticilerin arasında Wolfgang Schaeuble da vardı. O olayın ardından Schaeuble’un yetkileri budanmıştı. Ancak cumhurbaşkanlığı için şimdi uygun bir isim olarak konuşuluyor. Schaeuble’ın tartışılması, şimdiye kadar yaptığı olumlu işlerin allanıp pullanması, olumsuz yanlarının ise gözlerden köşe bucak kaçırılması doğru olmaz.”