1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.12.2003 - Alman basınından özetler...

Almanya’da bugün yayınlanan gazetelerin yorumlarında baş sırayı Başbakan Gerhard Schröder’in Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki temasları alıyor. Başbakan Schröder Avrupa Birliği’nin Çin’e uyguladığı silah ambargosunun kaldırılması yönünde görüş belirtmişti. Schröder’in bu talebi Almanya’da yoğun bir biçimde tartışılıyor.

Avrupa Birliği’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ne yönelik silah ambargosunun kaldırılması konusunun yanı sıra Almanya’nın Hanau kentinde nükleer yakıt çubukları üreten ancak kapatılan bir tesisin Çin Halk Cumhuriyeti’ne satılması konusundaki tartışmalar da sürüyor. Süddeutsche Zeitung, Schröder’in beşinci Çin ziyareti ile ilgili olarak şunları yazıyor:

”Hadi, Hanau’daki yakıt çubukları fabrikasının askeri amaçlar için kullanılacak durumda olmadığını varsayalım. Mesele fabrika meselesi değil; Schröder’in eleştirileri geri çevirme tarzı ya da silah ambargosunun kaldırılması yönündeki talebi, ticari menfaatlerin öncelik taşıdığını ortaya koyuyor. Başbakan insan hakları konusunu iyice salladı. Schröder, Almanya’da ‘safsata’ olarak nitelediği insan haklarının kollanmasının uzun vadeli yatırımlar için bir koşul olduğunu anlayamamış durumda. Vatandaşlarının medeni haklarını ve özgürlüklerini tanımayan bir devletin istikrarı da tehlikededir.”

Başbakan Gerhard Schröder’in Çin Halk Cumhuriyeti’nde söyledikleri ve silah ambargosu konusundaki tutumu başkent Berlin’de yayınlanan Tagesspiegel gazetesinde de ağır sözlerle eleştiriliyor:

”Bugün Çin’de yaşayan insanların çoğu eskiye oranla çok daha büyük özgürlükler yaşıyor. Ancak insan hakları hala çiğneniyor. Falun Gong tarikatına mensup binlerce kişi çalışma kamplarında tutuluyor, çoğu yaşamını bu propaganda mekanizması içinde yitiriyor. Tibet ya da Müslümanlar'ın yaşadığı Sincan bölgesinde durum daha da kötü. Schröder insan hakları konusunu yerinde değil de, köyde kasabada dile getirir ve gündem dışına iterse, Pekin’in demokratik bir ülke olan Tayvan’a karşı tehditlerini de anlayışla karşıladığı izlenimini uyandırırsa, hem kendisinin hem de Çin politikasının inandırıcılığını kaybeder.”

Berlin’den bir gazete daha. Die Welt gazetesinin aynı konudaki yorumu şöyle:

”Schröder’in Çin’deki pazarlama turlarında vermek istediği mesaj çok açık: 'Almanya’da benimle istediğinizi yapabilirsiniz, başımı bütçe krizleri ve sosyal reformlarla ağırtabilirsiniz. Ama yurtdışına çıktığımda ahlaki ve siyasi tüm ihracaat engellerini istediğim gibi kaldırırım.' Bu tavır evdekilerin moralini bozuyor tabii. Avrupa Komisyonu’ndan koalisyonun küçük ortağı Yeşiller’e kadar herkesin moralini, hatta kendi partisinin bile. Ama Schröder yarın yuvasına dönüyor. Almanya’ya dönünce ‘big in China’ faslı kapanacak ve başbakan etrafıyla barışıp, durumu kurtarmaya çalışacak.”

Hannover’de yayınlanan Neue Presse gazetesi de bugün Türkiye’deki terör olaylarının Almanya’daki yansımasına ve bu bağlamda Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği ile ilgili yeni tartışmalara değinmiş.

”Konu terör olunca her iki gözümüzü sıkı sıkaya kapatmayı iyi beceriyoruz. Ana muhalefet Hristiyan Birlik partilerinin İçişleri Sözcüsü Wolfgang Bosbach da öyle. Bosbach, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne alınması durumunda, terör sorununun da birlik sınırları içine ithal edilmiş olacağını söylemişti. Bu görüşün ne kadar yanlış olduğu dün anlaşıldı. Terör sorununun Avrupa Birliği’ne ya da Almanya’ya gelmesi gerekmiyor, terör sorunu zaten burada da mevcut. Münih’te dün tutuklanan 29 yaşındaki terör zanlısı ilk değil. Birkaç gün önce Hamburg’da tutuklanan Cezayirli Abdürezzak M. gibi bu kişi de intihar saldırganlarının Irak’a sızmalarına yardımcı olmakla suçlanıyor. Bu bağlamda Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik 11 Eylül terör saldırılarını Hamburg’dan yola koyan Muhammed Atta ve arkadaşlarını da unutmamak lazım.”