1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.10.2010 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin büyük bir bölümü, iki Almanya’nın birleşmesinin 20’inci yıldönümü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un yaptığı konuşmayı taşıyor yorum sütunlarına.

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff (solda) ve Başbakan Angela Merkel

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff (solda) ve Başbakan Angela Merkel

Kimi gazeteler Wulff'un konuşmasını beğenirken, kimileri de cumhurbaşkanının iyi niyetli ama yetersiz bir konuşma yaptığını savunuyor. Kassel merkezli Hessische/Niedersächsische Allgemeine gazetesinde şu satırları okuyoruz:

“Wulff’un konuşması yön tayin ediyordu. Cumhurbaşkanı, Almanya’nın tek sorununun Müslümanlar ya da yabancılar olmadığını –yanlış anlamaya mahal vermeyecek şekilde- vurguladı. Almanya’nın gerçek sorunu, topluma hizmet etmek ya da hiç değilse gerekli desteği sağlamak yerine, sistemin sunduğu tüm imkânları kendi çıkarları doğrultusunda kullananlardır.“

Braunschweiger Zeitung da cumhurbaşkanının özellikle göçmenlere de hitap etmesini övüyor ve ekliyor:

“Cumhurbaşkanı Wulff, konuşmasında Sarrazin’in talihsiz tezlerine karşı gerekli cevabı da verdi: Göçmen kökenlilerin topluma uyum derecesinin, şu anda gösterilmeye çalışılandan çok daha ileri seviyede olduğunu kaydeden Wulff, bu konuda masallar anlatarak göçmen kökenlileri dışlayan ya da incitenlerin, aslında Almanya’nın ulusal çıkarlarına zarar verdiğini söyledi. Çoğu kimsenin hafife aldığı bir cumhurbaşkanından beklenmeyen ve son derece açık sözler bunlar. Tamam, bazı konulara üstünkörü değindi. Ama yine de herkes şu gerçeği gördü: Alman devletinin en tepesindeki isim, engin bir siyasi deneyime sahip olmasına rağmen henüz yıpranmamış bir kişilik. O sadece herkese hoş görünmek istemiyor, toplumdaki sorunların üstüne giderek, yön gösterici olmayı da hedefliyor. Aferin! Cumhurbaşkanının bundan sonraki icraatlarını insan daha şimdiden merak ediyor doğrusu.“

Almanya’nın doğusunda yayımlanan Leipziger Volkszeitung ise konuşmayı yetersiz bulan gazetelerden:

“Wulff’un konuşmasında şaşırtan tek şey, İslam dinini Hrıstiyanlık ve Musevilik ile aynı kefeye koymasıydı. Önemli bir konuşma olarak sınıflandırılabilmesi içinse en önemli eksik nokta, ömrü 24 saatten daha fazla olacak ve hafızalarda kalacak çarpıcı bir cümlenin olmayışıydı. Cumhurbaşkanı, birleşmenin kısa bir bilançosunu çıkarmakla yetindi: İkiyken bir olduk ve birlikte büyüdük! Tamam, kulağa hoş geliyor. Ama bu, konuşmanın tarih kitaplarına geçebilmesi için yine de yeterli değil.“

Münchner Merkur adlı gazetenin yorumundaysa şu görüşler dikkat çekiyor:

“Siyasetçiler ve partilerle vatandaşlar arasındaki uçurumun giderek derinleşmesi, kitle partilerine güven ve desteğin hızla kaybolması ve yurttaşların siyasetteki etkinliğinin azalması gibi hayatî konularda Cumhurbaşkanı Wulff hiçbir şey söylemedi. Toplumda var olan çeşitliliğin kıymetini bilip toplumun farklı kesimlerinin yakınlaşması çağrısıyla yetindi. Buysa cumhurbaşkanlığı makamının gereği olan rehberlik görevinin yerine getirilmesi noktasında fazla yeterli değildi.“

Stuttgarter Zeitung ise övmek ya da yermek yerine iki Almanya’nın birleşmesi konusuna genel bir bakış açısıyla yaklaşıyor ve şu saptamayı yapıyor:

“Elbette daha bertaraf edilmesi gereken eksiklikler ya da eşitsizlikler var. Birleşme daha henüz tam olarak nihayete ermedi. Bazılarının hayal ettiğinin aksine, birbirlerine ait olan iki ayrı parça da öyle bugünden yarına yekvücut olmuyor. Birleşme, nesillerin eseri olacaktır. Bu nedenle üzerinde sürekli çalışılmaya devam edilmelidir. İki Almanya’nın birliği, Almanların büyük bir çoğunluğu için de zaten olması gereken bir şeydi. Nitekim bugün artık bu birleşme ‘normal‘ olarak algılanıyor. Doğru olan da budur zaten.“

© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Murat Çelikkafa

Editör: Meltem Karagöz