1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.10.2005 - Avrupa basınından özetler...

Alman ve Avrupa basınında bugün, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile başladığı müzakere sürecine ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in başbakanlık ısrarından geri adım atmasına geniş yer ayrılıyor. Süddeutsche Zeitung gazetesi, Avusturya’nın Türkiye’nin tam üyeliğine karşı tavrında ısrar etmesinin nedenini araştıran yorumunda, Türkiye’nin gerçekleştirdiği reformlardan da övgüyle bahsediyor:

“Viyana kuşatmasından sonra 20 bin Türk esir alındı. Bu Türkler, Viyana’da kalıp ve asimile oldular. Bu nedenle Viyanalılar’da Türk kanı da var. Bu durum, Avusturya’nın Lüksemburg’daki dışişleri bakanları toplantısına neden arka odada sakladığı yeni bir malı satmaya çalışan doğulu bir tacir gibi girdiğini açıklıyor. Brükselli diplomatlar, Aralık ve Haziran ayındaki zirvelerde 40 yıldır bekleyen Türkiye’nin adaylığını onaylayan Avusturya’nın neden şimdi karşı çıktığını ise anlayamadılar. Türkiye, Avrupa Birliği üyeliği yolunda son beş yılda yaptığı reformlarla, demokratik bir devrim yaşadı. Toplum daha açık bir hale geldi ve tabular yıkıldı. Ekonomide yaşanan büyüme rakamlarını ise Avrupa Birliği sadece hayal edebilir. Yoksul bir ülkeden duyulan korku yakında yerini dinamik bir Türkiye karşısında duyulan endişeye bırakacaktır. Avusturyalılar da Türkler’in 322 yıldır başkentlerinin kapısında ellerinde palalarla beklemediğini artık anlamalılar.”

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi aynı konudaki yorumunda ise Türkiye’nin son dakikada oynadığı Amerika kartınının işe yaradığına değiniyor.

“Türkiye, Washington’ın Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğini bildiği için son dakikada Amerika kartını çekti. Dışişleri Bakanı Condoleeza Rice bazı inatçı Avrupalılar’ın aklını başına getirdi. Birçok Avrupa Birliği kriterini yerine getiren ve müzakere sürecinde yeni engellerle karşılaşan Erdoğan hükümetinin kızgınlığı anlaşılabilir. Ancak Erdoğan, Amerika’yı harekete geçirdi ve bu metod işe yaradı. Müzakerelere başlanmasını isteyen Avrupalılar için de bu sefer Washington’ın işlere karışması o kadar da hoşnutsuzluk yaratmadı. Ancak bu kadar zamandır devam eden bu oyunda netice alınmasını sağlayan sadece Amerika kartı da değildi.”

Dresdner Neueste Nachrichten gazetesi ile Türkiye yorumlarımız devam ediyor. Gazete, Viyana’nın yanlış zamanda yanlış yerde tavır takındığına yer veriyor:

“Batı ve İslam arasında bir kültür savaşı değil, yarım kalan cümleler ve eksik gerçekler arasında küçük bir savaş koptu. Avusturya gerginliği tırmandırmaya çalıştı ve görüşmelerde çok eziyet çektirdi. Güven üzerine inşa edilen Avrupa Birliğinde böyle bir durum daha önce yaşanmamıştı. Viyana hükümeti doğru taleplerini yanlış zamanda, yanlış şekilde gündeme getirdi. Böylece Avrupalılar’a kendileri ihanet etmiş oldular. Avusturya kendini destekleyen sessiz çoğunluğuk ve siyasi gösteriş uğruna bunu yaptı.”

Westfalische Rundschau gazetesinin Türkiye yorumunda ise şu satırlar dikkat çekiyor:

“Son dakikada anlaşmak, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında bir gelenek haline geldi. Son tartışmada ise Avrupa Birliği feryat figan koparan bir tablo çizdi. Viyana, Türkiye ile ilgili fikrini değiştirdiği için müzakerelere başlama süreci bir oyuna dönüştü. Ancak Steier’daki eyalet seçimlerinden sonra beklenen değişiklik yaşandı ve Lüksemburg’daki müzakere maratonundan Avusturya’nın istediği sonuç çıkmadı. Viyana amacına ulaşamadı. Ancak Ankara, Avrupa’ya katılırsa bu iki tarafın piyasalarına da fayda sağlayacaktır.”

Brüksel’de yayınlanan Le Soir gazetesi ise Türkiye ve Hırvatistan’ın Birliğe üyeliği arasındaki bağlantıyı yorum sütunlarına taşıyor:

“Söz verildiği gibi Türkiye ile müzakerelere 3 Ekim’de başlandı. Ancak 25 üye ülke Müzakere Çerçeve Belgesi üzerinde bir türlü anlaşamadı. Avusturya çok çekimser bir tavır aldı. Carla Del Ponte’nin kararı ile Avusturya’nın tavrı belli oldu. Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başsavcısı’nın Hırvatistan’ın Lahey ile işbirliğini yaptığını söylemesinden sonra Hırvatistan’ın üyeliği de ufukta göründü. Avusturya’nın da istediği buydu. Böylece Türkiye ile müzakere süreci başladı.”

Almanya Başbakanı Gerhard Schröder Dresden seçimlerinden sonra başbakanlık yarışında ilk geri adım atma sinyallerini verdi. Augsburger Allgemeine Zeitung gazetesinin konuyla ilgili yorumu şöyle:

“Schröder ayrılmanın ilk işaretlerini verirken, partisi poker oynamaya hala devam ediyor. Sosyal Demokrat Parti, başbakanları Schröder’i joker olarak kullanmaya hala devam ediyor ve ayrılması durumunda en fazla getiriyi elde etmeyi umuyor. Parti içi çevrelerde bu akılcı bir yaklaşım olarak görülüyor. Kamuoyu ise Franz Müntefering’in poker muhabbetlerinden sıkıntı duyuyor. Müntefering’in, Almanya’nın içinde bulunduğu durumu tamamen unuttuğunu düşünüyorlar. İstikrarlı bir hükümetin dinamik reformlar yapması gerekiyor. Seçmenin seçimi bu yöndeydi. Berlin’de anlaşma sağlanana kadar daha zaman var gibi görünüyor.”

Berliner Zeitung gazetesi ise iktidar mücadelesinin bittiği görüşünde:

“Pazar akşamından beri Gerhard Schröder’in görev süresinin bittiği belli oldu. Müntefering aksini söylese de yeni hükümette başbakan Schröder olmayacak. 226 milletvekili sosyal demokratların matemetiğiyle bile 222 milletvekiline göre daha fazla ve hangi partinin daha fazla milletvekili varsa, o parti başbakanı belirler. Schröder artık bitti dedi, zaten söyleyecek başka birşeyi de yoktu.”

  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Seda Sezer
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aboz
  • Tarih 04.10.2005
  • Hazırlayan Derleyen: Seda Sezer
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Aboz