1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.08.2009 - Avrupa basınından özetler

Afganistan konusunda farklı strateji önerileri, İran’da reformcular üzerindeki baskı ve Almanya seçimleri bugün Avrupa basınında öne çıkan yorum konularını oluşturuyor.

default

Afganistan ordusundan bir asker, Taliban ile çarpışmalar öncesinde

Avrupa gazetelerinden derlediğimiz basın özetlerine Afganistan’daki gelişmeleri konu alan yorumlarla başlıyoruz. Presse de la Manche adlı Fransız gazetesi devlet başkanlığı seçimini bekleyen tehlikeye işaret ediyor:

“Taliban, öncelikle ikinci kez hür ve çoğulcu devlet başkanlığı seçimi yapılmasını önlemek istiyor. Bütün mesele, demokrasinin Taliban’ı çileden çıkarması. Taliban kazanırsa, zaten son derece nazik durumda olan Pakistan’daki siyasi sistem de tehlikeye girer. Domino teorisindeki gibi Pakistan da Taliban’ın boyunduruğu altına girer. Bunun anlamı da Pakistan’daki atom bombalarının gözü dönmüş çılgınların eline geçmesidir.”

Bir diğer Fransız gazetesi, L'Alsace NATO’nun Afganistan misyonuna yönelttiği eleştirileri şöyle sıralıyor:

“Son teknolojiyle mücehhez ordularla savaş başlatmak kolaydır. Ama başlatılan savaşı kazanmak bambaşka bir konudur. 2001 yılındaki müdahale ilk bakışta gayet normal karşılanabilirdi. Gerçi Afganların çoğu New York ya da Washington’un nerede olduğunu bile bilmiyordu ama fark etmezdi. Nihayetinde, El Kaide’nin üstlendiği saldırıların hesabını birileri vermeliydi. Ama intikam duygusundan çıkarılacak sonuçlar yanıltıcı olabilir. Nitekim ne Bin Ladin yakalanabildi ne de Taliban’ın elebaşı Molla Ömer.”

İran’daki reform yanlısı muhalefetin durumu ve Mahmud Ahmedinejad’ın seçim galibiyetinin resmiyet kazanması İtalyan La Stampa gazetesinin yorum sütunlarına şöyle yansımış:

“İran’daki rejim, ülke anayasasını İslam’ın kurallarıyla uyumlaştırmaya çalışan demokratik hakları devre dışı bırakmakla, inandırıcılık iddiasından da uzaklaşmış oldu. Bir polis devletine yaraşır şekilde terör estirdi, bastırdı, nefes aldırmadı, aşağıladı. Ama bu kaba kuvvet depreminin dalgaları sonunda sahiplerine de ulaştı ve iktidarın kaleleri sarsılmaya başladı. Rejim, askerî ve ekonomik gücüne rağmen bünyesindeki mücadeleler yüzünden zayıflıyor. Bunun gerçekten büyük bir deprem mi olduğu zamanla anlaşılacak.”

Fransız La Croix gazetesi de İran’daki muhalefet mensuplarının yargılanmasına ayırdığı yorumda şu görüşlere yer veriyor:

“Propaganda amaçlı davada bazı muhaliflerin pişmanlık duyduğunu açıklaması, İran’da nasıl bir düzen olduğunun korkutucu bir belgesidir. Büyük baskı altında oldukları anlaşılan sanıkların sözde itiraflarını alan bu adaletsiz dava, acımasız dikta rejimlerinin sembolü sayılan keyfi yönetiminin maskesini düşürmüştür. Yüz dolayındaki İranlı, cumhurbaşkanlığı seçimini protesto ettiği ve gösterilere katıldığı için yargılanıyor. Bu göstermelik dava, İran’ın itibarına bir darbe daha indirmiştir.”

İtalyan Corriere della Sera gazetesi, İran’ın nükleer programı yüzünden çıkan anlaşmazlığa şu satırları ayırmış:

“İran’ın dikbaşlılığı ve etkili bir diplomatik strateji hazırlanamaması yüzünden askeri opsiyon ihtimal dahiline giriyor. Askerî uzmanların, bölgede doğuracağı etkileri ve muhtemel sonuçları karşısındaki uyarılarına rağmen, İsrail’in yıldırım taarruzda bulunması beklenebilir. Kudüs yönetimi, İran’ın nükleer tesislerini hiç olmazsa kısmen tahrip etmeye yeltenebilir. Böyle bir darbenin hedefi, yeraltındaki nükleer tesisleri tümüyle ortadan kaldırmak değil araştırma çalışmalarını yavaşlatmak olabilir.”

Basın özetlerimize, Almanya’daki seçim kampanyasını konu alan bir yorumla son veriyoruz. Neue Zürcher Zeitung adlı İsviçre gazetesi, 2020 yılına kadar 4 milyonluk ek istihdam imkânı yaratabileceğini söyleyen sosyal demokrat başbakan adayı Frank-Walter Steinmeier’i eleştiriyor:

“İnsan sosyalistlerin on yıllık plan dönemlerini anımsar gibi oluyor. Sosyalistlerin hedefleri bile rüya âleminde kalmıştı. Almanya’nın yapısal işsizliği ancak devletin istihdam piyasasındaki müdahaleciliği bittikten sonra azaltılabilir. Ama istihdamdaki devlet güdümünün artırılmasına sosyal demokratlar da katkıda bulunmuştu. İstihdamın, işveren kadar çalışanın da işine yarayabilmesi için Almanya’nın özgürlüğe ihtiyacı var.”

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa