1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.05.2010 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa gazetelerinden seçtiğimiz yorumlar, Meksika Körfezi’ndeki çevre felaketi ve Yunanistan’a yapılacak mali yardımlara ilişkin değerlendirmelerden oluşuyor.

default

Fransız L'Alsace gazetesi, Meksika Körfezi açıklarında batan petrol platformundan denize akan petrolün çevre felaketine yol açmasıyla ilgili olarak yayınladığı yorumda şu görüşlere yer veriyor:

“Amerikan Başkanı Barack Obama BP tröstüne çağrı yaparak, çevre faciasından doğan zararları karşılamasını talep etti. Güzel bir girişim ama, bu talep birçok ülkenin ve en başta da ABD’nin 150 yıldan bu yana bu tröstlerin istedikleri gibi, hiç kontrol edilmeden petrol aramasına izin vermiş oldukları gerçeğini de ortadan kaldırmıyor. Ham petrol, adeta liberal ekoniminin yaşam alanı gibidir. Barack Obama bundan bir ay önce Meksika Körfezi’ndeki yeni petrol araştırmalarına yeşil ışık yaktı. Eğer nükleer enerji santralleri de petrol şirketleri gibi davranmış olsaydı, şimdiye kadar başımızdan birden fazla Çernobil geçerdi.”

Hollanda gazetesi NRC Handelsblad da yine aynı konudaki yorumunda, ABD’nin ham petrole bağımlı olduğunu ve denizden ham petrol çıkarma olanaklarını kullandığını anımsatıyor, ancak bunun bir bedeli de olduğunu vurguluyor:

“Cumhuriyetçiler 2008 yılındaki seçim kampanyası sırasında, petrol sözkonusu olduğunda neredeyse ödenmeyecek hiçbir bedel olmadığını savunuyorlardı. Ama şimdiki çevre faciasından sonra, sınır tanımayan ham petrol üretimi lehindeki savunmalar epeyce güç yitirmiş oldu. Petrol platformundaki patlamayı önlemek -büyük olasılıkla- mümkün değildi. Ne var ki insanoğlu, yaşamının engel tanımayan ham petrol üretimi ve tüketimine endekslenmesini pekala önleyebilir.”

Barcelona’da yayınlanan El Periodico de Catalunya adlı gazetenin, Euro bölgesi ülkelerinin Yunanistan'a yapacakları kredi yardımına değindiği yorumunda, Almanya’nın sert tavır takınmakta haklı olduğu görüşünü savunuyor ve şöyle devam ediyor:

“Almanya Atina’ya yardımlarını ancak bu sert tavrıyla gerekçelendirebilir. Zira Euro’nun varlığını sürdürmesi için sert düzenlemelere ihtiyaç var. Kriz ise mevcut sistemin işlemediğini ortaya koydu. Sistem geçmişteki hatalı gelişmelerin zamanla çoğalmasını önleyemedi ve şimdi de acilen çözüm bulunmasına katkıda bulunamıyor. AB’nin krizleri önlemek üzere yeni bir mekanizmaya ihtiyacı bulunuyor. Bu da, Almanların önerdiği gibi, bir Avrupa Para Fonu oluşturarak ve vergi politikalarını daha iyi koordine etmekle ile mümkün olabilir.”

Polonya’da yayımlanan Rzeczpospolita da aynı konudaki yorumunda, iflas durumundaki ülkelere finans yardımının bir biçimde bulunabileceğini belirtiyor ve 22 milyar Euro yardımla aslan payını üstlenecek olan Almanya’yı işaret ediyor:

“Ancak Angela Merkel’in bu konuda yapacağı fedakarlık gittikçe azalmaya yüz tutacak. Almanya bir yandan para birliğinin bozulmasını önlemek durumunda. Öte yandan Şansölye Merkel, Alman seçmenin Güney Avrupa’daki ‘parazit’i desteklemeye gönüllü olmadığını da biliyor. O yüzden Merkel’in yardım paketinde ayak sürümesi, Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti’ndeki seçimlerden çıkacak sonuçtan çekindiği içindir. Almanya’nın cebinden çıkacak olan paranın bedeli ise, finans piyasalarının bu sayede yeniden düzenlenmesi, özel banka vergisi konması ve hatta istikrar paktının, günahkarların ihrac edilmesine imkan tanıyacak şekilde değiştirilmesi olacaktır.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Ahmet Günaltay

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız