1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.04.2011 - Avrupa basınından özetler

Avrupa basınında bugün Libya'daki gelişmeler, Afganistan'daki protestolar ve Fildişi Sahili'ndeki çatışmalarla ilgili yorumlara ağırlıklı olarak yer veriliyor.

default

İspanya'dan El Pais gazetesi ise bugünkü sayısında, Libya'da müttefiklerin hava operasyonunu ve son gelişmeleri değerlendiriyor:

"Eğer eski Dışişleri Bakanı Musa Kussa'nın ülkeyi terkedişi, Muammer Kaddafi'nin yeni bir üç kağıdı değilse, o zaman Libya rejimi için geri sayım süreci hızlanmış demektir. Müzakere yolunun açılması için bir çözüm arayışına girilmesi ya da eski Dışişleri Bakanı Musa Kussa'nın ülkeden kaçması, buna işaret ediyor. Ülkede isyancılarla diktatöre bağlı güçler arasındaki çatışmalarsa devam ediyor. Cephede iki taraf arasındaki çatışmalarda eşit olunduğunun gözlenmesi, her iki taraf açısından da problem teşkil ediyor."

İsveç'in Dagens Nyheter gazetesi, Afganistan'da binlerce kişinin, Florida'da 20 Mart'ta küçük bir kilisede Kuran-ı Kerim'in kopyasının yakılmasını protesto etmesini ve bu nedenle BM'ye saldırmasını ele alıyor:

"Mezar-ı Şerif'te BM çalışanlarının öldürüldüğü trajedi, BM'nin Afganistan misyonu konusunda birçok sorunun gündeme gelmesine neden oldu. Ancak bu soruların yanıtı kesinlikle, ülkede şiddetin arttığı ya da BM'nin insan haklarının korunması yönündeki esasları gözden kaçırdığı değil. Burada huzursuz edici olan nokta, BM'nin ülkedeki misyonuna şeflik eden Staffan die Mistura'nın, saldırının sorumluluğunu katillerden başka bir yerlerde aramayı denemesi. Die Mistura olayın sorumluları olarak Afganların göstrerilmemesi gerektiğini söyledi. Ona göre asıl Kuran-ı Kerim'i yakarak bu saldırının olmasına yol açanlar sorumlu. Oysa BM'nin insan hakları beyannamesinde, din ya da geleneklerin düşünce özgürlüğü için sınır olacağına yönelik hiçbir ibare yok."

Fransız sol liberal Liberation gazetesi, Fildişi Sahili'nde devlet başkanlığı seçimlerinden bu yana süren iktidar mücadelesini ve haftasonundaki saldırıları yorum sütunlarına taşıyor. Seçimleri kaybetmesine rağmen görevini bırakmayan Lauren Gbagbo ile seçimlerin galibi Alassane Quattra'ya bağlı güçler arasındaki çatışmalarda, 800'den fazla kişi öldü. Gazetenin konuyla ilgili yorumu şöyle:

"BM'nin açıklama ve verilerine göre Duekoue kasabasındaki kan gölünden büyük oranda Quattra'nın yandaşları sorumlu. Taraftarlar bir emir alarak mı harekete geçtiler? Yoksa kazandıkları seçim nedeniyle iktidarı yeniden ele geçirmek için kendi kendilerine bir inisiyatif mi geliştirdiler? Bu sorunun yanıtını ancak uluslararası bir soruşturma verebilir. Bu soruşturma aynı zamanda Quattra'nın nasıl bir rejim inşa etmek istediğini de göstermiş olur. Quattra kendisine yöneltilen katliam suçlamalarının tamamını geri çeviriyor. Ancak Quattra gerçek bir demokratsa, o zaman halkına Duekoue kabasasındaki gerçekleri anlatma ve tabii sorumluları da mahkemeye teslim etme borcu var. BM'ye bağlı mavi bereli askerler ile Fransız ordusu gibi bu çıkmaz sokağa asker gönderenlerin durumu ise şöyle açıklanabilir: Olan bitenleri aciz bir biçimde kenarda durup seyretmek."

İtalya'dan liberal La Stampa gazetesi ise aynı konuyla ilgili yorumunda, Batı'nın ancak çıkarları sözkonusu olduğu krizlere ilgi gösterdiğini savunuyor. Yorum şöyle:

"Fildişi Sahili'ndeki iç savaş şimdiye kadar Batı tarafından az ilgi gördü. Bunun çok çeşitli nedenleri var. Kesin olan, bizim doğrudan çıkarlarımızı ilgilendirmeyen ya da doğrudan tehdit oluşturmayan konularda harekete geçmeye yanaşmamamız. Fildişi Sahili'nde kana susamış diktatörler ya da İslamcılar gibi ideal ve tipik düşman resmi de yok. Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, Quattra ile Gbagbo arasındaki çatışmaların şimdiye kadar Arap isyanının gölgesinde kalması bu açılardan bakıldığında çok şaşırtıcı değil."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaksızoğlu