1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.03.2010 - Alman basınından özetler

Borç krizindeki Yunanistan'ın açıkladığı tasarruf programı, AB'nin genel ekonomik politikası ve İran'ın nükleer programı, bugünkü Alman gazetelerinden seçtiğimiz ana yorum konularını oluşturuyor.

default

Alman gazetelerinden derlediğimiz basın özetlerine borç krizindeki Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne sunduğu tasarruf programını konu alan yorumlarla başlıyoruz. Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung, Papandreu yönetiminin ülkeyi borç batağından kurtarmasının son derece zor olacağını vurguluyor:

“Yunanistan Başbakanı, açık denizde boğulmak üzere olan bir kazazedeyi andırıyor. Yunanistan'ın selamete kavuşturulması için halktan yardım ve fedakarlık bekliyor. Yunanlar bundan böyle daha az kazanıp, daha çok vergi verecek. Kim kendiliğinden buna razı olur ki? Yunanların büyük çoğunluğu durumun ciddiyetini kavradı. Amma bu idrakin devletin batmasını önlemeye yeteceği şüpheli. Papandreu, yakarmalarının sadece halk tarafından duyulup anlaşılmasını değil ama Berlin ve Brüksel'de de yankı bulmasını umuyor.”

Yunanistan hükümetinin tasarruf paketine Berlin'in Tageszeitung gazetesi ise şu satırları ayırmış:

“Çok daha kötü sonuçlara yol açabileceğinin malum olmasına rağmen, finans piyasalarının Yunanistan'ı neden kemerleri iyice sıkmaya zorladığını merak edenler olabilir. Gerçek şu ki, Yunanistan'ın çok daha kötü duruma düşmesi, ticari bankalara bir şey kaybettirmez. Diğer euro ülkelerinin Yunanistan'ı, Avrupa tahvilleri ya da Avrupa Para Fonu garantileriyle kurtaracağından emin olabilirler.”

Yine Berlin'de yayımlanan Tagesspiegel gazetesi ise euro krizine şu satırlarla değiniyor:

“Yunanistan hükümetinin başarısız kalması durumunda devreye Uluslararası Para Fonu mu girer, yoksa Avrupa Merkez Bankası çatısı altında bir Avrupa Para Fonu mu kurulur, bilinmez. Euro Bölgesi'nde ekonomik politikaların daha iyi koordine edilmek zorunda olduğu da durmadan dile getiriliyor. Bu gibi teorik soruların en geç ay sonundaki Avrupa Birliği zirvesinde yanıt bulması gerekiyor. Ortak ekonomik ve vergi politikalarıyla sağlama alınmadan ortak para birimine geçilmesi, euronun kusurlu doğmasında muhakkak rol oynadı. Uzun yıllarını ekonomik canlanmayla geçiren Avrupa bu kusuru göremedi.”

Basın özetlerine Neue Osnabrücker Zeitung'da yayımlanan ve Avrupa Birliği'nin ekonomik politikalarını konu alan yorumla devam ediyoruz:

“Aşırı yüklenmiş, ayrıntıya inmeyen ve gerçeğe aykırı. Birlik Komisyonu'nun Avrupa'yı ekonomik bakımdan ilerletmek için hazırladığı strateji bütün bu sıfatları hak ediyor. Somut hedeflere yer verilmeyişi, ekonomik politikaların 27 üye ülke arasında daha sıkı koordine edilmesinin 27 farklı vergi rejimi yüzünden mümkün olmamasından kaynaklanıyor. 2020 ajandası özde isabetli adımlar da barındırıyor. Özel sektörün daha serbest kılınması ve büyüme hızının arttırılması gibi. Komisyon'u sosyal boyutu ihmal ettiği gerekçesiyle eleştirenler, tüketim ve sosyal yardımları arttırmanın, daha fazla katma değer yaratılması şartına bağlı olduğunu görmezden geliyorlar.”

Basın özetlerine Düsselodrf'ta yayımlanan Handelsblatt gazetesinin İran'a uygulanması planlanan sertleştirilmiş yaptırımları konu alan yorumuyla son veriyoruz. Yorumda, beş süper güç dışındaki bazı ülkelerin nükleer silahlanmasına ses çıkarılmadığı, İran'a ise farklı standart uygulandığı dile getiriliyor:

“Washington ve Berlin yönetimleri hayale kapılmasın. Ek yaptırımları kabul ettirme ihtimali oldukça düşük. Çünkü çoğu hükümet, nükleer anlaşmazlıkta Washington ve Berlin'in görüşlerini paylaşmıyor. Gerçi Tahran'daki teokratik rejim çoğu devlet tarafından takdir edilmiyor. Ama İsrail'in kaderiyle ilgili endişelere de çoğu devlet ortak olmuyor. Ayrıca Batı'nın tuhaf bir çifte strateji benimsemiş olması da yadırganıyor. Hindistan ve Pakistan nükleer silahlarını geliştirirken ciddi bir direnişle karşılaşmamışlardı. Beş süper devlet de nükleer silahsızlanma yolunda hemen hiç adım atmadı. ABD Başkanı bu cephede de dolaylı yolu tercih ediyor: Nükleer silahsızlanma vizyonunu hararetle savunması, İran'a yaptığı baskıya inandırıcılık kazandırıyor.”


© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız