1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.03.2009 - Avrupa basınından özetler

ABD Başkanı Obama'nın füze kalkanı planından vazgeçebileceğine dair Rusya'ya bir mektup gönderdiği yönündeki haberler ve Ortadoğu sorunu Avrupa basınının konularını oluşturuyor.

default

İtalyan La Stampa gazetesi, Obama'nın bu adımla Rusya'yı bir seçime zorladığı yorumunda bulunuyor:

“Obama, bir takas ticareti niteliğindeki önerisiyle Moskova'yı seçime zorluyor: Ya ABD ve AB'nin, İran'ın nükleer programını durdurması çabalarına tam destek verecek ve bunun için İran'daki ekonomi ve enerjiye yaptığı güçlü yatırımları kullanacak ya da Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne füze savunma sistemi yerleştirilmesini kabul etmek zorunda kalacak. Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev birkaç saat içinde yanıtını verdi. İki kriz arasında siyasi bir takası reddetti, ancak Amerikan Başkanı'na kapıyı tam olarak da kapatmadı.”

İsviçre'den Neue Zürcher Zeitung'un yorumunda ise bu önerinin zamanlamasının yanlış olduğu belirtiliyor.

“Obama'nın Moskova'ya çok da zorunlu nedenler olmadan taviz vermesi, Putin'in, Batı'ya karşı provokasyon ve inatla çok şey elde edilebileceği tezini doğrulamış oluyor. Obama bu teklifle aynı zamanda, füze kalkanı ile ilgili karardan doğrudan etkilenecek tarafların, yani Prag ve Varşova hükümetlerinin çıkarlar için istendiği gibi kullanılabileceği tehlikesini de göze almış oluyor. İlişkilerde yeni bir başlangıç formülü her ne kadar kulağa çok cazip gelse de, ancak mevcut anlaşmazlıkları örtbas etmezse bir anlamı olur. Yeni kavramlardan çok, Rusya ile zorlu yollardan geçilerek şekillendirilen enerji politikaları gibi alanlarda ilerlemelere ihtiyaç var. Üzerinde çok konuşulan, çok şeyler vaadeden ‘değişim', yanlış yola da sürükleyebilir.”

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın Ortadoğu temasları çerçevesinde bölgedeki barış süreci de bugünün Avrupa basınında geniş yer alıyor. Viyana'da yayımlanan Der Standard gazetesi, Clinton'ın karışık mesajlar verdiği yorumunda bulunuyor:

“İçinde bulunduğu nahoş duruma uygun olarak Clinton'ın mesajları da çok karışık bir görünüm sergiliyor. Her tarafa biraz birşeyler… Gazze'ye yardım konferansında terörizm kelimesinden sakınmasından, İsrail'in Gazze operasyonunu savunmasına; Suriye ile diyalog niyetinden İran'a karşı sertlik gösterilmesi mesajına… Clinton bir yandan Ortadoğu'da iki devletli çözüm konseptine bağlılıklarını vurgularken, diğer yanda iki devletli çözümü kabul etmeyen İsrail'in müstakbel başbakanı Benyamin Netanyahu'ya ABD'nin ebedi dayanışma duygularını iletiyor. Sonuç: Hiçkimse Clinton'ın şu an söylediklerinden yeni Ortadoğu politikasıyla ilgili birşeyler çıkarmaya çalışmasın.”

İspanyol El Periodico gazetesi ise Gazze Şeridi'ne yardım planlarının gerçekçi olmadığı yorumunda bulunuyor:

"Gazze Şeridi'ne kararlaştırılan yardımın önkoşulu, Hamas'ın sistem içinde bir siyasi organizasyona dönüşmesi. Bunun gerçekleşmesi olasılığı yok denecek kadar az. Dolayısıyla yardım konferansından çıkan kararların hayata geçirilmesi de mümkün olmayacak. Gazze Şeridi'nin yerle bir edilmesi, Hamas'ın halkın gözünden düşmesini sağlayamadı. Tam tersine. Radikal İslamcı örgüt, yoksulluk ve yıkım içinde yaşayan halkın en önemli siyasi dayanak noktası haline geldi. Bu eğilim, Netanyahu önderliğinde kurulacak yeni İsrail hükümetinin daha da sert bir tutum izlemesi durumunda daha da güçlenecektir.”

Fransız La Voix du Nord gazetesinin yorumunda ise şu satırları okuyoruz:

“İsrail'in Ocak ayındaki Gazze operasyonundan bu yana ne değişti? Hiçbir şey. Seçimlerin ardından Netanyahu ile birlikte İsrail tarihinin en muhafazakar hükümeti kurulacak. Batı Şeria'da 73 bin ek bina inşa edilerek Yahudi yerleşimcilerin sayısını iki katına çıkarma planları üzerinde görüşülüyor. İyi bir bilanço! Sonuç itibariyle hiçbir hedefe ulaşamamış ve bir sonrakinin habercisi niteliğinde bir savaş. Uluslararası topluluk ve özellikle de Filistin hükümetine en büyük mali yardımı yapan Avrupa Birliği tam bir güçsüzlük örneği sergiliyor.”