1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.02.2011 - Avrupa basınından özetler

Bugünkü Avrupa basınının ağırlıklı konularını Mısır'daki protesto gösterileri ve şiddet olayları ile AB devlet ve hükümet başkanlarının Brüksel'deki zirvesi oluşturuyor.

default

İtalya'dan liberal La Stampa gazetesi Mısır'daki gelişmeleri şöyle yorumluyor:

"Eğer Hüsnü Mübarek devrilirse, o zaman ordu, muhalefetin hangi lideriyle diyalog içine gireceğine karar verecek. Ordu, Washington'un Mısır üzerindeki etkisinin bundan sonra da büyük oranda devam edeceğinin garantisini verecektir. Washington'un Mısır'a yaptığı yıllık 1 milyar 300 milyon dolarlık yardım nedeniyle bu konuda çok fazla gururlu davranılmazsa iyi olur. Bunun yanı sıra ordu İsrail'le barış için sağlanan uzlaşmaların da sarsılmamasını temin edecektir. Mübarek'in, yani firavunun gözyaşları her koşulda Mısır'ın üzerine düşecektir. Bu ortamdan zaferle çıkacak yeni lider çok kötü bir ekonomik kriz, yüksek orandaki işsizlik ve enflasyon rakamlarıyla uğraşmak zorunda kalacak. Ülkedeki birçok gelişme, yurtdışındaki dost ülkelerin cömertliğine bağlı olacak. Onların da Mısır'dan bunun karşılığında istekleri olacaktır."

Fransız Liberation gazetesi ise Mısır'la ilgili yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Mübarek 30 yıllık bir diktatörün utanmazlığına, çöküşünün kanlı biçimde sonlanması suçunu da eklemiş oldu. Zamanı varken, sürgüne gitmeyi reddetti. Şimdi halk ayaklanmasını cop kullanarak bastırmayı reddeden ordunun desteği olmadan, başının çaresine bakmak zorunda. Bu yüzden vurucu hizmetkârlarını, Kahire sokaklarındaki muhalifleri terörize ya da linç etmek için yolluyor. Korku, anarşi, nefret ve kaos...Bunlar giderek sıkışan bir despotun son silahları."

Fransız Le Monde gazetesi bugünkü sayısında Almanya ve Fransa'nın Euro Bölgesi'nin rekabet gücünü artırmak için önerdiği ekonomik pakt önerisini ele alıyor. Yorum şöyle:

"Pakt Euro'nun yürürlükte olduğu 17 ülkeye sorumluluk ve yükümlülükler konusunda bir asgâri sınır getiriyor. İdeali, bunun bütün AB ülkeleri için geçerli olması. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in 2010 ilkbaharında Yunanistan mali yardım istediği sırada ne kadar kararsız davrandığını hatırlayacak olursak, işte o zaman Alman hükümetinin şimdiki tavrındaki değişikliğe şaşıp, sevinebiliriz. Kendi kabuğuna çekilmiş Almanya'dan eser kalmadı. Tam tersine, Merkel AB'nin ekonomik ve mali açıdan sağlamlaştırılması sürecinde, itici güç olmak istiyor. Buna ikna olmuş bir Avrupalı olarak görünmesinden memnun olunmalı."

Hollanda'dan NRC Handelsblad gazetesinin Almanya ve Fransa'nın ekonomik pakt önerisiyle ilgili yorumunda şu satırları okuyoruz:

"AB'nin kuzeyindeki ülkeler, güneydeki ülkelerle aralarındaki uçurumun büyümemesine dikkat etmeli. Birlik'in güneyindeki ülkelerin, kuzeydekiler tarafından disipline sokulması gereken, paraları çarçur eden, sorumsuzlar grubu olarak lanse edilmesi, alışılmış hâle geldi. Ancak AB içinde bütün hedef ve planların başarılı olabilmesi için geniş bir desteğin sağlanması zorunlu. Kutuplaşmanın kimseye yararı yok. Avrupa içindeki işbirliğinin kalitesinde yeni bir sıçrama yapılması, politik bir parçalanma yüzünden engellenirse, çok yazık olur. Kim aidat ödüyorsa, o zaman karar verme yetkisine de sahip olur. Ancak bu, problemli ülkelerin konuşmasına izin verilmemesi anlamına gelmemeli."

İspanya'dan sağ liberal El Mundo gazetesi ise bugünkü sayısında, Almanya Başbakanı Angela Merkel'le, İspanya Başbakanı Jose Luiz Zapatero'nun Madrid'deki buluşmasını ele alıyor:

"Zapatero, Merkel ile sendikalar arasında bir seçim yapmak zorunda. Başbakan Merkel Madrid ziyaretinde, İspanya Başbakanı'nın elini güçlendirdi. Bu, piyasaların yatışması için önemliydi. Ancak Merkel Zapatero'ya, Mart ayında yapılacak bir sonraki AB zirvesine kadar yerine getirmesi için bir dizi ev ödevi de verdi. Sendikalar bütün önerileri doğrudan reddediyor. Er ya da geç İspanya hükümeti iki yol arasında bir seçim yapacak. Eğer Zapatero Mart ayına kadar yeni ödevleri yapmazsa, o zaman AB'deki partnerleri de onu sınıfta bırakacaktır."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Beklan Kulaks ı zo ğ lu