1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

04.01.2011 - Alman basınından özetler

Yunanistan'ın Türkiye ile kara sınırına güvenlik duvarı çekme planları, Almanya'da zorunlu askerliğin kaldırılması ve yumurtalarda zehirli dioksin maddesine rastlanması, bugünkü Alman gazetelerinde öne çıkan konular.

default

Yunanistan'ın AB'ye yasadışı göçü engellemek amacıyla Türkiye ile kara sınırında duvar örme planları, gazetelerde geniş yer buluyor. Neue Osnabrücker Zeitung, yorumunda şu görüşlere yer veriyor:

"Kabul, yasadışı göç her ülke için çok ciddi bir sorun. AB'nin verilerine göre Yunanistan, doğu sınırında bu sorunu yaşıyor. Türkiye'den her gün yeni bir göçmen dalgasıyla karşı karşıya kalıyor ve bu insanlar arasında suçlular da var. Ancak göçmenlere karşı 12 ya da 200 km uzunluğunda duvar örülmek istenmesi, sorunu çözmeyeceği gibi bu önlem yoksul insanları daha da olumsuz etkileyecek. Yunanistan gerçekten de Meriç nehrine duvar örerse, AB üyesi bir ülke, bu göçmenlerin insani acılarına karşı hareket etmiş, onları korumamış olacak. Kamu Düzeni Bakanı Hristos Papuçis'in bu konuda , ABD ile Meksika sınırını örnek olarak göstermesi, kötü bir şaka olsa gerek. Amerikalılar bu sınırlarında yıllardır suçlulara karşı başarısız olduğu kadar şüpheli biçimde mücadele ediyor. AB Komisyonu, Yunanistan konusunda parmağı ile Atina yönetimini işaret ediyor ama bu konudaki sorumluluğu kendi üzerine de almalı. Her ülkenin sınır koruma ve mülteci konularından kendisinin sorumlu olduğuna işaret edilmesi, yeterli değil. Yasadışı göçmenlere muamele konusunda acilen ortak bir standart getirilmesi gerekiyor."

Düsseldorf'da yayımlanan Rheinische Post da aynı konuyla ilgili yorumunda AB Komisyonu'nu eleştiriyor:

"Yunanistan hükümeti, Türkiye sınırını kapatma düşüncesini sesli bir şekilde dile getirdi. Peki sonra ne oldu? AB Komisyonu yüzünü buruşturdu. Oysa Brüksel, Yunanları yasadışı göçle yeterince ilgilenmemekle suçlamamış mıydı? İnsan hakları organizasyonları, Avrupa'nın, kendini bu yoksul insanlardan korumak istediğinden yakınıyor. Oysa bunu çok uzun süredir yapıyor ve hatta Libya diktatörü Muammer Kaddafi'ye yasadışı göçmenleri yakalaması için para ödemek gibi hiç de iç açıcı olmayan şekilde işbirliğine gidiyoruz. Atina'nın güvenlik duvarı planlarının arkasında Türkiye'ye yönelik gizli politik maksatlarının olması da mümkün. Ancak Ankara, yasadışı göçmenler konusuna uzun süre yeterince ilgi göstermedi. Sınıra güvenlik duvarı inşa edilmesinin elbette sorunu uzun vadede çözemeyeceği doğru. Ancak buna rağmen bu soruna karşı, bir biçimde harekete geçilmeli, hem de şimdi."

Bugünkü gazeteler Almanya'da zorunlu askerliğin tarihe karışmasını da ele alıyor. Gazeteler zorunlu askerliğin rafa kaldırılmasının, aslında tamamen kaldırılmasıyla aynı anlama geldiği değerlendirmesini yapıyor. Schweriner Volkszeitung'un yorumu:

"Askerlik zorunluluğunun rafa kaldırılması ile günün birinde devam etme olasılığı sürüyor gibi görünse de, aslında zorunlu askerlik tümüyle tarihe karışıyor. Bu, Almanya'nın savunma ve güvenlik politikalarında bir dönüm noktası. Demir perdenin yıkılmasının üzerinden 22 yıl geçtikten sonra Federal Almanya Ordusu tamamen yeniden düzenleniyor."


Mannheimer Morgen ise konuyu AB açısından ele alıyor:

"Uzun vadede şu soru sorulacaktır: Giderek büyüyen 27 üyeli AB'nin her ülkesinin kendisine ait bir ordusunun olması ve bu ülkelerin bütün silahları ve silah sistemlerini tek tek kendileri için temin etmek zorunda olması gerekli mi?"

Bugünkü gazeteler Almanya'da çok sayıda tavuk çiftliğinde üretilen yumurtalarda zehirli dioksin maddesine rastlanmasına de yer veriyor. 120 bin dioksinli yumurtanın çoktan marketlere satılması, endişeleri artırdı. Westdeutsche Zeitung'un yorumunda şu satırları okuyoruz:

"Şimdiye dek açıklanandan daha fazla ürünün zehirli olduğu tahmin ediliyor. Olayın ardından gözler Federal Tüketiciyi Koruma Bakanı Ilse Aigner'e çevrildi. Bakanlığı olayın ardından eyalet yönetimlerine işaret ederek, durumu takip etmeye devam edeceğini açıkladı. Eğer burada herkesin sağlığı sözkonusuysa, o zaman bu açıklama elbette yetersiz."

Bielefeld kaynaklı Neue Westf ä lische ise tüketicilerin de skandalda sorumluluk payına sahip olduğu görüşünde:

"Bu skandalın kökleri, bazı üreticilerin açgözlülüğü ile tüketicilerin tasarruflu olmalarına dayanıyor. Sonuç olarak her Alman, gıda maddeleri sözkonusu olduğunda 'cimrilik harika' mentalitesinin son bulup bulmaması gerektiği sorusunu kendisine sormalı."

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Hülya Topçu

Editör: Murat Çelikkafa