1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.12.2003 - Aman basınından özetler

Alman gazetelerinin yorum sütunlarında, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Çin Halk Cumhuriyeti'ne yaptığı gezinin yankıları ve Hristiyan Demokrat Birlik'in Leipzig'de yapılan parti kongresine ağırlıklı olarak yer veriliyor.

Schröder'in dünkü temasları sırasında dile getirilen ve Almanya’nın Hanau kentinde işletilmeyen bir nükleer santralin demonte edilerek Çin’e satılması yönündeki planlar, yoğun tepkiyle karşılandı. Frankfurter Rundschau gazetesinin yorumu kısaca şöyle:

"Hanau teknolojisi sayesinde, Çin, nükleer silah üretiminde de kullanılabilecek yüksek miktarda plütonyum elde etme olanağına kavuşacak. İşin püf noktası bu. Çünkü atom bombasına sahip diğer ülkelerde olduğu gibi, Çin'de de sivil ve askeri nükleer kullanım arasında kesin bir ayrım yapılmıyor. Hanau nükleer santrali ile birlikte Pekin'e kullanma kuralları da ithal edebileceğimize inanmak, tam anlamıyla saflık olur."

Hamburg'da çıkan Financial Times Deutschland ise Çin'e nükleer santral satma planlarını şu satırlarla değerlendiriyor:

"Schröder'in bu tutumu, Sosyal Demokratlar ve Yeşiller koalisyonunun inandırıcılığını zedeliyor. Yeşiller, plütonyum üretim tesislerinin satılmasına karşı çıkıyor. Tesise iki yıl önce de Rusya talip çıkmıştı ve bu talep reddedilmişti. Şimdi Çin'e ayrı bir muamele yapılırsa, bunu Yeşiller'in seçmenine anlatmak hiç de kolay olmayacaktır. Schröder sözünü geçirirse, koalisyon krizi patlak verir. Ayrıca, kendi ülkesinde adım adım nükleer enerji kullanımına son veren bir hükümetin, dünyanın başka ülkelerinde nükleer tesislerin kurulmasına destek vermesi de olmaz."

Kieler Nachrichten adlı gazetenin yorumu da şöyle:

"Bir düşünün, en kısa zamanda nükleer enerji kullanımına son vermek isteyen bir hükümet, Hanau'daki eski plütonyum fabrikasını Çin'e kakalamayı planlıyor! Jeostratejik açıdan çok istikrarsız olan bölgede palazlanmaya başlayan Çin'e, daha fazla atom bombası yapabilmesi için tesis mi satacağız?! Alman dış politikasının yeni çizgisi buysa, ciddi bir şekilde korkmamız gerek."

Kamuoyu araştırmalarında, iktidardaki Sosyal Demokratlar ile arasında tarihi bir fark açarak önde giden, muhalefetteki Hristiyan Demokrat Birlik'in Leipzig'de yapılan kongresine ilişkin, Berlin'de çıkan Der Tagesspiegel gazetesinin yorumu özetle şöyle:

"Yıllar süren liderlik yarışından sonra, Hristiyan Demokrat Birlik'in ayakları yere sağlam basıyor; parti genel başkanı Angela Merkel tartışmasız bir konumda, kongrede cesur kararlar alındı ve Birlik reform partisi kimliğine büründü."

rkische Oderzeitung adlı gazete de Merkel'in kongreden büyük başarıyla çıktığına dikkat çekiyor:

"Angela Merkel, başarılı bir performans sergileyerek güç kazandı. Doğu eyaletlerinden gelen hiçbir kadın politikacı Hristiyan Demokrat Birlik içinde bu kadar tartışmasız bir konuma gelmemişti. Eğer gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Hristiyan Birlik'in adayının başarıya ulaşmasını sağlarsa, Merkel'in başbakanlığa adaylığının önünde hiçbir engel kalmayacaktır."

Alman basınından seçtiğimiz son yorum ise Neue Osnabrücker Zeitung adlı gazeteden. Hollanda'nın Maastricht kentinde dün sona eren Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Zirvesi'nde özellikle Gürcistan konusunda çıkan anlaşmazlık, bu sabahki yorumun konusu:

"AGİT Zirvesi'nin Gürcistan konusunda tartışmalara sahne olması, tesadüf değil. Ülke, Moskova için de Washington için de askeri açıdan büyük önem taşıyor. Şevardnadze'nin devrilmesinden sonra, Rusya'nın güneyinde bir iktidar boşluğu oluştu. Gürcistan yoksul bir ülke, ancak jeostratejik açıdan çok önemli. Ülkenin sınır komşuları bir tarafta kriz odağı Çeçenistan, diğer tarafta NATO üyesi Türkiye. Gürcistan son yıllarda yüzünü giderek daha yoğun bir şekilde batıya çeviriyor. Amerikalılar da, bölgede askeri bir üsten büyük çıkar sağlayacakları için Gürcistan'dan kolay kolay vazgeçmeye yanaşmıyor."