1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.03.2010 - Alman basınından özetler

Alman Anayasa Mahkemesi'nin kişisel verilerle ilgili kararı, Washington yönetiminin nükleer silahsızlanma girişimi ve Fransa-Rusya ilişkileri, bugünkü Alman gazetelerinden derlediğimiz yorum konularını oluşturuyor.

default

Financial Times Deutschland gazetesinde yayınlanan yorum özetle şöyle:

“Kişisel haberleşme bilgilerinin kaydedilmesiyle ilgili yasaya Anayasa Mahkemesi'nin sert müdahalede bulunması isabetli ve gerekli bir adımdı. Çünkü bu yasa terör ve ağır suçlarla mücadele amacını fazlasıyla aşmaktaydı. Anayasa Mahkemesi'nin yeni yasanın önüne yüksek engeller dikmesi de doğruydu. Yüksek mahkemenin, 'kişisel bilgileri kovuşturma organlarınca istenen şahısların bundan haberdar edilmesi gerektiği' şeklindeki hükmü yol gösterici olabilir. Anayasa Mahkemesi'nin hassas bilgilerin kullanılmasına getirdiği yeni standartlar resmî makamlara ve özel şirketlere emsal teşkil etmelidir.”

Münih'te yayımlanan Süddeutsche Zeitung Anayasa Mahkemesi kararını yeterli bulmuyor:

“Karar ağır ama yeterli ağırlıkta değil. Gerçi şimdiye kadar toplanan verilerin silinmesi emrediliyor ama özel haberleşme verilerinin ilerde arşivlenip resmî makamlara verilmesine de imkan tanınıyor. Karar gerekçesinde dile getirilen tehlikelerin ışığında, özel verilerin arşivlenmesi genel olarak yasaklanmalıydı. Avrupa Birliği ile hukukî anlaşmazlığa yol açacağı için yüksek mahkeme bunu göze alamadı. Anayasa Mahkemesi, Avrupa hukukuna ters düşmekten çekiniyor.”

Alman Anayasa Mahkemesi'nin haberleşme hürriyetini kollayan son kararına Frankfurter Rundschau gazetesi ise şu satırlarla değiniyor:

“Haberleşme verilerinin stoklanmasına son nokta kondu. Ancak, memnuniyetle karşılanan kararın çekirdeğini teşkil eden unsur nedense gözden kaçıyor. Yüksek mahkeme aslında, bütün yurttaşların belli bir ölçüde zan altında tutulmasının Anayasa ile bağdaştığına hükmetti. Resmî makamların kişisel veri toplama hırsını sınırladığı ve 11 Eylül 2001'den beri korku içinde, her türlü tehdit karşısında çaresiz olduğu vehmine kapılan yasama organını düzelttiği için Anayasa Mahkemesi, bu kararıyla sadece yeni bir yön tayin etmiş oldu. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin de aynı korkuya kapıldığı anlaşılıyor.”

Alman basınından özetlere M ä rkische Oderzeitung'un nükleer silahlasızlanma konulu yorumuyla devam ediyoruz. Gazete, ABD Başkanı Barack Obama'nın nükleer silahları azaltma girişimini şöyle değerlendiriyor:

“ABD Başkanı Barack Obama'nın bir vizyonu var: O nükleer silahlardan tamamen arındırılmış bir dünya yaratmak istiyor. Ama ABD uzun vadede etkili bir nükleer silah stokuna, bütün dünyayı kapsayan bir füzesavar sistemine ve modern konvansiyonel silahlara sahip olacak. Bu gerçek, diğer nükleer güçlerle atom silahına sahip olmaya çalışan ülkeleri nükleer silahlardan vazgeçmeye özendirmeyecektir. Bu bakımdan Obama'nın vizyonu, çok çabuk hayale dönüşebilir. ABD aleni bir şekilde askeri üstünlüğünü sabitlemek istiyor. Obama'nın Mesihlik maskesinin altından egemen liderlik arayışı çıkıyor.”

Neue Osnabrücker Zeitung'dan aktaracağımız ve Fransa-Rusya ilişkilerini konu alan yorumla basın özetlerine son veriyoruz:

“Dimitri Medvedev, Paris'e tarih yazmak değil, ticaret yapmak için gitti. Rusya Devlet Başkanı ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy arasındaki ilişkiler de son derece pragmatik. Bu bakımdan, sıkça kullanılan ‘yeni mihver' ya da ‘stratejik ortaklık' gibi kavramlar yanıltıcı olabilir. Medvedev tarihe değil bugüne bakıyor. Bu açıdan, Almanya onun için Fransa'dan daha önemli bir siyasi ve ekonomik ortak sayılıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel de selefi Schröder'in Putin ile başlattığı samimi ilişkiyi Medvedev'le aynen devam ettiriyor. Bu bakımdan, Medvedev'in Paris'te stratejik yön değişikliği yapması için hiçbir neden yoktu.“

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Ahmet Günaltay

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız