1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

03.02.2010 - Alman basınından özetler

Zengin Alman vatandaşlarının İsviçre’deki gizli hesap bilgilerinin satışıyla ilgili tartışmalar, Berlin'deki koalisyon hükümetinin iktidardaki ilk 100 günü ve iklim koruma çabaları Alman gazetelerinin yorum konularından.

default

Kimliği belirsiz kişilerin İsviçre’de gizli hesabı bulunan Alman milyonerlerin listesini içeren bir veri CD’si karşılığında Almanya’dan 2,5 milyon euro para istemesiyle başlayan tartışmalar sürüyor. Alman hükümeti, vergi kaçakçılarıyla mücadelede kararlı olduğunu vurguladı. Ancak dolandırıcılarla pazarlığa oturuma ihtimali, birçokları tarafından eleştiriliyor. Berlin’de yayımlanan Tageszeitung’un eleştirileri de aynı yönde:

“Yasadışı yollarla temin edilmiş verilerin vergi toplamak için kullanılmasını yasaklayan düzenlemelere ihtiyacımız var. Bu sayede, vergi kaçakçılığıyla baş etmek mümkün olabilir. Özellikle de İsviçre, Lüksemburg ve Lichtenstein gibi komşu ülkeler, bankalarında hesabı bulunan zengin vergi kaçakçılarını deşifre etmeye gönüllü olmadıkça... Uygulamaya konacak yeni yasal düzenlemeyle el altından temin edilmiş verilerin hangi suçların cezalandırılması için kullanılabileceği belirlenmiş olur. Devlet bazı uygulamalarıyla suçları teşvik edip ödüllendiremez. Vergi kaçakçılığıyla mücadele etmek için gelecekte de komşu ülkelere ait bilgilerin çalınması ve polise bu yönde bir yetki verilmesi meşru sayılmamalı.”

Bundan tam 100 gün önce Federal Alman Hükümeti'nin temeli 26 Ekim’de imzalanan koalisyon sözleşmesiyle atılmış oldu. Hrıstiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) ve Hür Demokrat Parti’den (FDP) oluşan Almanya’nın yeni hükümeti, bundan iki gün sonra da yemin ederek göreve başladı. Heidelberg merkezli Rhein - Neckar - Zeitung, yorumunda hükümetin ilk 100 günlük bilançosunu çıkarıyor:

“Koalisyon hükümetini istediğimiz gibi eleştirebiliriz. Ancak bize güçlü ve hazır cevap bir muhalefet kazandırdığı yadsınamaz. Federal Meclis’teki güç dağılımı, dört yıllık büyük koalisyon iktidarının ardından dengelenmiş oldu. Şayet Hrıstiyan Birlik Partileri ve Hür Demokratlar, mayıs ayında Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde yapılacak seçimlerde Federal Eyalet Temsilciler Meclisi’ndeki çoğunluğu kaybedecek olurlarsa, 100 gündür ellerinde bulundurdukları siyasi gücü iyi kullanamadıkları da tescillenmiş olur.”

Aralarında önemli sanayi ülkelerinin de bulunduğu 55 ülke 2020 yılına kadar izleyecekleri iklim koruma hedeflerini açıkladı. BM İklim Sekretaryası’nın Bonn'daki merkezinden yapılan açıklamada, iklim konusunda hedeflerini ortaya koyan bu ülkelerin dünya genelinde enerji kullanımından kaynaklanan emisyonların yüzde 78’inden sorumlu olduğu belirtildi. Ancak söz konusu ülkelerin açıkladığı hedeflerin bağlayıcılığı bulunmuyor. Münih kentinde yayımlanan ulusal gazetelerden Süddeutsche Zeitung, Kopenhag’da düzenlenen Dünya İklim Zirvesi’nin başarısızlığa uğramasından sonra iklimin korunması konusunda verilen çabaları şöyle değerlendiriyor:

“İklim değişikliği ve öz kaynak yetersizliği, milyonlarca insanı göçe zorluyor. Uzun vadede zengin ülkeler bile bu durumdan etkilenecektir. Tüm bu olumsuzluklar, bu yılki iklim zirvesinin gündemini oluşturacak. Ancak uluslararası toplum, Kopenhag’daki toplantının ardından neredeyse tek bir yönde ilerliyor. Şimdi alternatif bir planı ortaya koyma zamanıdır. Örneğin Obama’nın, ülkesindeki iklim koruma yasasını yürürlüğe geçirmesi uzun sürecekse, Kyoto Protokolü’nün süresi iki yıl daha uzatılabilir. Çeşitli ülkelerin ortaya koydukları son çevre koruma önerileri kabul edilecekse, o zaman iklim antlaşmasının bir anlamı kalmaz.”

Bu yıl 82'nci kez dağıtılacak Oscar ödüllerinin adayları açıklandı. Sinema dünyasının en büyük ödülleri 7 Mart’ta düzenlenecek törenle sahiplerine dağıtılacak. Oscar'da bu yılın favorileri 3 boyutlu animasyon "Avatar" ve savaş filmi "The Hurt Locker"("Ölümcül Tuzak"). Her iki film de 9 dalda aday gösterildi. Lübecker Nachrichten gazetesinin Oscar Ödülleri ile ilgili yorumunda şu satırlar dikkat çekiyor:

“Avatar’ın Oscar törenlerinin bir numaralı ismi olacağı ortada. Güçlü Amerikan sineması, başka rakiplere geçit vermez. Ancak Alman yapımları ve Almanlardan oluşan kadrolarının yer aldığı filmlerin bu önemli ödülün adayları arasında sıralanması da takdire şayan. 3 yıl önce Florian Henckel von Donnersmarck'ın “Başkalarının Hayatı” adlı filmiyle Oscar'ı kazanmış olması istisna değil. Alman sineması, iddiasını ortaya koymaya başladı. Hem de bunu Hollywood'u taklit ederek yapmıyor. Bunu sadece bu ülkede ve bu ülkenin anlatabileceği hikâyelerle, çok fazla teknolojiye gerek duymayan, tiyatrolarda yetişmiş parlak oyuncuların yer aldığı yapımlarla başarıyor.”

© Deutsche Welle Türkçe

Derleyen: Meltem Karagöz

Editör: Murat Çelikkafa

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız