1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.12.2008 - Alman basınından özetler

ABD’nin müstakbel başkanı Obama’nın yaptığı yeni atamalar ve Alman Hristiyan Demokrat Birlik parti kongresinde Başbakan Angela Merkel’in yeniden Genel Başkanlık’a seçilmesi, bugünkü Alman basınının başlıca konuları.

default

Tagesspiegel, ABD'de eski başkan Bill Clinton'ın eşi Hillary Clinton'ın Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmesini şöyle değerlendiriyor:

“Clinton'ın Dışişleri Bakanı olması gerçi bazı sorunları beraberinde getiriyor. Clinton Obama'nın Irak'tan asker çekme, İran ile görüşmelere oturma ve Pakistan planlarını ‘saflık' olarak değerlendirmişti. Eşi Bill Clinton'ın faaliyetleri de onun için risk oluşturuyor. Ama Hillary Clinton'ın göreve getirilmesinin avantajları daha fazla. Bakanlar Kurulu'nda oturuyor olmak onu Başkan'a sadakate zorlayacak ve 2012'de Obama'ya karşı Başkanlık yarışına giremeyecek. Clinton, Gates ve Jones dış politikada ‘şahin' politikacılar olarak görülüyor. İşte tam da bu nedenle Obama hedeflerine güvercinlerle erişebileceğinden daha kolay ulaşabilecek. Bush döneminde Irak'taki Amerikan askerlerinin takviye edilmesini organize eden Gates Irak'tan çekilmeyi düzenlerken, Hillary Clinton İran'daki mollalarla Tahran'da görüşürken kim Obama'yı yeterince sert olmamakla suçlayabilir ki?”

Essen'da yayımlanan Neue Ruhr/Neue Rhein Zeitung, Obama'nın baş rakibi Hillary Clinton'ı Beyaz Saray'a sokarak devlet adamı olarak büyüklüğünü kanıtladığını belirtiyor.

“Hillary'nin arkasında ön seçimlerden 18 milyon taraftarı var ve Demokrat Parti içinde de geniş bir kesimin desteğine sahip. Eski First Lady'nin Beyaz Saray'a geri dönüşünü gözlemlemek heyecanlı olacak. Dışişleri Bakanlığı, Başkanlık yarışında kaybeden Clinton için bir teselli ödülü olsa da dünya sahnesine bir yıldız olarak çıkacak.”

Weiden'da yayımlanan Der Neue Tag gazetesi ise Obama'nın atamalarına değişik bir açıdan bakıyor.

“Obama değişim sözü vermişti. Şimdi ise müstakbel Başkan'ın çevresinde bir çok eski çehre görülüyor. Dış poliitka ve güvenlik politikalarında Clinton, Gates ve Jones, mali ve ekonomik krize karşı uzmanlar ekibini yönetmek için 81 yaşındaki Paul Volcker. Obama bize ne demek istiyor? Değişim istediğini, ama kopma istemediğini mi?”

Alman Hristiyan Demokrat Birlik partisi Başbakan Angela Merkel'i ezici çoğunlukla parti genel başkanlığına yeniden seçti. Frankfurter Allgemeine gazetesinin yorumu şöyle:

“Hristiyan Demokrat Birlik partisinin, Genel Başkan'ın arkasında durmak dışında seçeneği yoktu. Bu fırtınalı dönemde Başbakan Merkel, partinin lokomotifi olmayı sürdürüyor. İnsancıl bir çehreye sahip bir piyasa ekonomisinin bayraktarı olarak Merkel sadece parti ile değil, Almanya'daki siyasi merkez ile de en çok özdeşleşen isim. Ama seçimlere daha on ay var ve çok şey değişebilir.”

Süddeutsche Zeitung'un yorumu ise şöyle:

“Angela Merkel sosyal piyasa ekonomisinden hiç bu kadar çok bahsetmemişti. Parti kongresindeki konuşmasında sosyal piyasa ekonomisi küresel mali ve ekonomik krize karşı her derde deva bir reçete, halkın siyaset ve ekonomiye güvenini yeniden kazanabilmek için bir ilaç gibiydi. Merkel bu şurubu parti kongresinde büyük kaşıklarla verdi, delegeler yuttu ama pek de coşkulu değillerdi. Çünkü Başbakan'ın kendisi de pek coşkulu görünmüyordu. Merkel bu şurubun içeriği ile ilgili bir şey de söylemedi. Piyasa ekonomisi bugün ne anlama geliyor? Merkel iyi bir şeyi kötü sattı. Buna rağmen parti başkanlığına yeniden seçilmek için aldığı oy oranı çok iyiydi.”

Berliner Morgenpost ise Merkel'in partiyi tek başına yöneterek risk aldığı yorumunda bulunuyor:

“Merkel'in parti kongresinde aldığı sonuç, partiyi tek başına yönettiği gerçeğini geri planda bırakmamalı. Neredeyse tüm sorumluluk onda. Ama bu yönetim tarzıyla büyük bir riskin de altına giriyor. Seçimlerin, özellikle de federal meclis seçimlerinin partinin umduğu gibi sonuçlanmaması durumunda hayalkırıklığı ve öfke raydan çıkabilir. Merkel o zaman da tek başına olacak. Bu parti kongresi, Merkel ve partisi arasında ilişkilerin daha çok mantığa dayandığını bir kez daha ortaya koydu. Merkel'in konuşması neredeyse hiçbir coşku yaratmadı. Delegelerin alkışları uzun sürdü, ama bu coşku havası için geçerli değildi.”

Freiburg'da yayımlanan Badische Zeitung da benzer bir değerlendirmede bulunuyor ve “Yüzde 94,83'lük evet oyu herşeye rağmen güçlü bir güven kanıtı değil. Tam tersine. Parti gergin ve seçim yılına büyük korkularla giriyor” diyor.