1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.09.2011 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinin ağırlıklı konuları Ortadoğu barış sürecinde gelinen nokta ve dün Paris'te yapılan Libya Konferansı.

default

BM Soruşturma Komisyonu'nun henüz resmî olarak açıklanmayan Mavi Marmara Raporu'ndan bazı bölümleri dün New York Times gazetesi yayımladı. Gazetenin haberine göre raporda, İsrail'in Gazze Şeridi'ne uyguladığı ablukanın uluslararası hukuk kuralları açısından yasal olduğu belirtildi. Ancak İsrail'in abluka bölgesine uzak bir mesafede, önceden uyarmaksızın gemilere düzenlediği operasyonsa 'aşırı' ve 'mantıksız' şeklinde değerlendirildi. Münih merkezli Süddeutsche Zeitung, 'Fırtına öncesi' başlıklı yorumunda, Filistin Özerk Yönetim Konseyi'nin, bu ay içinde BM Genel Kurulu'nda bağımsızlık ilan etmeye hazırlandığını hatırlatarak, devletin tanınma ihtimalinin düşük olduğuna dikkat çekiyor:

"Mahmut Abbas yönetimi de, Filistin Devleti ilan edilmesinin koşullarının henüz yeterince olgunlaşmadığını çok iyi biliyor. Ancak onlar için önemli olan, eve bir kez daha eli boş dönmemek. Çünkü Filistinliler 40 yıldan fazla bir süredir İsrail işgali altında yaşıyor ve  20 yıldır da onlara kendi devletlerini kuracakları sözü veriliyor. BM'nin Filistin'in gözlemci statüsünü yeniden değerlendirmesi, devlet olma sözünün yerine getirilmesi sürecinde atılacak ilk somut adım olur. İkinci adımsa uluslararası toplumun onaylayacağı, Filistin'de devlet kuruluncaya kadarki sürecin somut biçimde planlanacağı bir takvimin hazırlanması olur. Ancak bunlardan sonra bu Eylül ayı gerçekten de Ortadoğu barış sürecinde bir dönüm noktası anlamına geliyor."

Bugünkü Alman gazetelerinde geniş yer bulan bir başka konu ise dün Paris'te düzenlenen Libya Konferansı. Frankfurter Allgemeine Zeitung konuyla ilgili yorumunda, Rusya'nın, isyancıların kurduğu Ulusal Geçiş Konseyi'ni resmen tanımasını şöyle değerlendiriyor:

"Bundan birkaç hafta önce bu aşamaya gelinmemişti. Moskova yönetimi isyancılara ve Kaddafi rejimine, diyaloğa geçmeleri çağrısında bulunuyordu. Ancak Kaddafi rejimi artık yok. Paris Konferansı, Libya'daki yeni iktidarın, fiili olarak uluslararası alanda tescillendiği  bir konferans oldu. Rusya, isyancılardan oluşan yeni iktidarla ilişkiye geçme fırsatını kaçırmak istemiyor. Tam tersine onlarla ticaret yapmak istiyor. Çin, yeni yönetime hâlâ mesafeli, Güney Afrika ise buluşmaya rağmen, uzak kalmayı tercih ediyor. BM'nin Libya'da uçuş yasağı ilan edilmesi yetkisini verdiği karar, NATO bombardımanı koruması altında isyancılar tarafından Kaddafi'nin devrilmesi için kötüye kullanıldı. Karar, kuşkusuz ülkedeki sivil halkın korunması amacıyla askerî şiddetin kullanılmasına da izin veriyordu. İsteyen herkes, Mart ayındaki kararın, Libya'daki rejim değişikliğine izin verdiğini okuyup, anlayabiliyordu. Sonuç olarak müdahale eden güçler, Kaddafi'ye ve onun askerî  gücüne karşı sihaha sarıldı. Bunu Rusya da çok iyi biliyor olmalı. Çünkü BM Güvenlik Konseyi'nde kararın görüşüldüğü oturumda çekimser oy kullandı ve veto hakkını kullanmadı."  

Stuttgarter Nachrichten ise yorumunda Paris'teki konferansa katılan ülkelerin tavrını eleştiriyor:

"Paris'teki konferansta sanki Libya'da durum kontrol altına alınmış ve herşey normal seyrine kavuşmuş gibi hareket edildi. Peki herşey mutlu mu sonlandı? Kesinlikle hayır. Kazanılan ortak zaferin parıltısı altında güneşlenmek için, henüz çok erken."

Potsdam'da yayımlanan Märkische Allgemeine'nin yorumunda ise şu satırlar göze çarpıyor:

"Hiç kimse Libya'daki gelişmelerin uzun vadede iyi bir yöne doğru gideceğini söyleyemiyorsa da, diktatörün devrilmesi, daima Sarkozy adıyla birlikte anılacaktır. Kaddafi'nin devrilmesinin ardından Libya için düzenlenen en büyük konferansın, Paris'te yapılması, çok mantıklı ve yerinde bir karardı."


© Deutsche Welle Türkçe


Derleyen: Hülya Topcu

Editör: Baha Güngör

 

Konuyla ilgili ses ve video dosyalarımız