1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.05.2005 - Avrupa basınından özetler...

1 Mayıs İşçi Bayramı, Avrupa Birliği’nin genişlemesinin birinci yıldönümü, Fransa’daki Anayasa tartışmaları, İngiltere’de seçimler öncesi son durum ve Bayern Münih’in Bundesliga’da 19’uncu kez şampiyon olması, bugünkü Alman ve Avrupa basınında ön plana çıkan konular…

Basın özetlerimize 1 Mayıs İşçi Bayramı ile ilgili yorumlarla başlıyoruz. Almanya’da iktidarın büyük ortağı Sosyal Demokrat Parti’nin Genel Başkanı Franz Müntefering’in başlattığı kapitalizm tartışması, 1 Mayıs mitinglerine de damgasını vurdu. Müntefering, haftasonu Bild am Sonntag gazetesine verdiği demeçte, Alman firmalarının çoğunun yabancı yatırımcıların pençesinde olduğunu ifade etmiş, bu güçleri, istihdam piyasasını istila ederek ona zarar veren “çekirge sürüsüne“ benzetmişti. Bugünkü Alman gazetelerinde çıkan 1 Mayıs yorumlarında da bu tartışmalara atıfta bulunuluyor. Konuyla ilgili Frankfurter Allgemeine Zeitung’dan seçtiğimiz yorumda şu ifadeler yeralıyor:

“Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Müntefering’in kapitalzme yönelik eleştirilerin, sendikaların da uzun süreden beri ilk kez iktidar partisiyle aynı telden çalmasına vesile oldu. Her ne kadar 1 Mayıs etkinliklerinde Müntefering’e yönelik bazı eleştiriler de olsa, bunlar, sözkonusu söylemleri reddeder mahiyette değildi. Daha ziyade ’laf değil, icraat istiyoruz’ sözleriyle sendikalar, iktidardan beklentilerini dile getirdiler. Ancak Sosyal Demokratlar ile sendikaların aynı telden çalması, bu partinin Kuzey Ren Vestfalya’daki eyalet seçimleri ile gelecek yılki genel seçimlerde alacağı olası bir yenilgide pek bir işe yaramayacaktır. Zira işbaşına gelecek Hristiyan Demokratlar ile Liberaller’in sendikaların aleyhine bir politika uygulayacakları açık. Alman Sendikalar Birliği, bunu önlemek için tüm üyelerini harekete geçirmelidir. Ancak 1 Mayıs’daki manzara-i umumiyeye bakılırsa, buna pek muktedir değiller.“

1 Mayıs, sadece İşçi Bayramı olması nedeniyle değil, aynı zamanda Avrupa Birliği’nin tarihî genişlemesinin birinci yıldönümü olması bakımından da önemli bir gündü. Bugünkü gazetelerde, 25’ler Avrupası ile ilgili yorumlar da yeralıyor. Kuzey Almanya’daki Lüneburg kentinde çıkan ve Türkiye’ye de atıfta bulunulan Landeszeitung gazetesinin yorumunda şu satırları okuyoruz:

“Avrupa Birliği’nin doğuya genişlemesi, etkileyici bir başarı öyküsü gibi görünüyor. En azından, yeni üye olan ülkeler açısından durum böyle. Hatta bu olumlu görüntü o kadar etkili bir reklam yaptı ki, hemen yeni adaylar kapıyı çalmaya başladı. Ancak Birliğin çekirdeğini oluşturan Fransa ve Almanya’da keyifler kaçmış durumda. Balkan ülkeleri ve Türkiye’ye ile müzakereler başlamadan önce bir nefes arası verilmesinde yarar var. Böyle bir davranış, idare edilenlerin yönetime demokratik katılımlarını icad eden bir kıtanın, halkına, hedeflerine ve ideallerine karşı bir sorumluluğu ve borcudur.“

Aynı konuyla ilgili Nürnberger Nachrichten’de ise şu görüşler dile getiriliyor:

“AB’nin genişleme süreci henüz sindirilebilmiş değil. Özellikle de Almanya için bu geçerli. Bir zamanlar demir perde ile sınır olan Almanya, doğuya genişlemenin olumsuz etkilerini İngiltere ya da İspanya gibi ülekelere nazaran daha fazla hissetti. Ancak aceleyle yapılan işlerde bunlar normal olsa gerek. Sindire sindire bir genişleme sürecinin terkedilip hızlı genişleme yönteminin benimsenmesi, AB’nin parçalanması tehlikesini bile doğurabilir. Bu nedenle Avrupa biran önce kendine gelmeli. Birliğin içindeki güç eksikliği, büyüyerek telafi edilemez.“

Alman gazetelerinden geçiyoruz Avrupa basınına… Avusturya’nın başkenti Viyana’da yayımlanan Kurier gazetesi, Fransa’da Anayasa referandumu öncesi durumu büyüteç altına alıyor:

“Fransa Cumhurbaşkanı’nı yakından tanıyanlardan biri şöyle bir benzetme yapmıştı: ’Chirac, rakip takımın kalesi önünde gol atmak için bekleyen ancak bu arada topu almayı unutan bir futbolcuya benziyor!’ Gerçekten de Fransa Cumhurbaşkanı’nın siyasi alandaki atakları arasında başarılı olanların yanısıra fiyaskoyla sonuçlananlar da hayli fazla. Geçen yıl Avrupa Anayasası’nı referanduma sunmaya karar verdiğinde de halkın red oyu kullanacağına pek ihtimal vermemişti. Ancak kim bilir; belki de herşeye rağmen Fransız seçmen, Cumhurbaşkanı’nın AB ile ilgili bu karar sürecine halkı da dahil etme fikrini, referandum sandığında ’evet’ ile ödüllendirebilir.“

İngiltere’de 5 Mayıs’ta yapılacak parlamento seçimleri öncesi bu ülkedeki genel siyasi hava, Avrupa basınının ilgi gösterdiği bir başka konu. Sağ-liberal Danimarka gazetesi Juyllands-Posten, Avam Kamarası seçimleri sonrası İngiltere’de hükümet değişikliği olma ihtimaline dikkat çekiyor:

“Tony Blair’in Perşembe günkü seçimleri kaybetmesi, aslında büyük bir sürpriz olur. Ancak İngilizler’in geçmişte pekçok kez sürpriz kararlar verdiklerini de unutmamak gerek. Örneğin 1992’de, tüm beklentilerin aksine John Major yeniden seçilmişti. 1945’te ise Churchill, 2’inci Dünya Savaşı’nı galibiyetle noktaladıktan sonra seçim kaybetmişti. Ayrıca Tony Blair’in, parlamentodaki ezici çoğunluğuna rağmen, hiçbir zaman yüzde 50 ve üzerinde bir oy oranına ulaşamadığı da dikkate alınmalı. Son seçimlere göre oy oranlarında meydana gelebilecek yüzde 6 ile 8 arasındaki dalgalanma, hükümet değişikliğine yolaçabilir. Kamuoyu yoklamalarına bakılacak olursa, bu hiç de uzak bir ihtimal gibi görünmüyor.“

Son olarak gazetelerin spor sayfalarından bir yoruma yer veriyoruz. Alman Birinci Futbol Ligi Bundesliga’da sezonun bitimine üç hafta kala 19’uncu şampiyonluğunu garantileyen Bayern Münih’in bu başarısını Münchner Merkur adlı gazete şöyle yorumluyor:

“Bugüne kadar Bayern’e meydan okuma iddiasıyla yola çıkan pekçok ekip, sezon bitiminde vasatı aşamazken, Bavyera ekibi hep zirvede yeraldı. Kulüp yöneticileri, bir yandan sportif alanda isikrarlı bir grafik için gerekli önemleri alırken, diğer yandan da rakiplerine oranla mali açıdan çok daha bilinçli hareket ettiler. Menajer Ulli Hoeness, asla birtakım mali maceralara girmedi. Bugün maddi kaynak bulmak için olmadık yollara başvuran rakiplerine rağmen, Bayern’in bu başarısı, takdire şâyan ve umut verici bir gelişme. Bayern Münih, gelecekte daha büyük başarılar elde etme yolunda emin adımlarla ilerliyor.“

  • Tarih 02.05.2005
  • Hazırlayan Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abql
  • Tarih 02.05.2005
  • Hazırlayan Murat Çelikkafa
  • Yazdır Bu sayfayı yazdır
  • Kısa link http://p.dw.com/p/Abql