1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.04.2009 - Avrupa basınından özetler

2 Nisan 2009 Perşembe gününün Avrupa gazetelerinden derlediğimiz basın özetlerinin konusu, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Dünya Finans Zirvesi.

default

İtalyan gazetesi “La Repubblica“, Londra'da bir araya gelen liderlerin G20 Zirvesi’nin başarısızlığa uğramamasına çalışacaklarını vurguladığı yorumunda özetle şu görüşleri dile getiriyor.

“Bugün Londra'da bir araya gelen liderler, zirvenin 1933 yılındaki Londra Konferansına benzememesi için çabalayacaklar. Londra Konferansı, dünya büyük buhrana sürüklenirken büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Kitlesel işsizlikle en iyi mücadele eden ülke savıyla ortaya çıkan devlet Hitler Almanya’sıydı. Bugün ufukta yeni bir Hitler görünmüyor. Fakat otoriter ve dar görüşlü bir kapitalizm modeli öne çıkıyor. Çin, dünya genelindeki etkinliğini arttırmak için resesyonu araç olarak kullanıyor.”

Budapeşte’de yayımlanan “Nepszabadsag” adlı Macar gazetesi 20’ler Grubu zirvesinde ayırdığı yorumda Çin’in dünya arenasındaki rolünü ele alıyor:

“Küreselleşmeye bağlı sınırsız büyüme dünyayı yüksek borçlular ve büyük alacaklılar olmak üzere ikiye ayırdı ve dünyanın ekonomik liderliğine oynayan Çin’i de ikinci kategoriye dahil etti. Böylesine bozulan küresel dengenin yeniden sağlanabilmesi için Çin’in daha fazla harcama yapmaya ikna edilmesi, karşılığında da dünya ekonomisinde söz sahibi ülkeler kulübüne alınması gerekiyor. Ama bu devletlerarası nüfuz arayışını zorlayabilecek nazik bir konu. Çünkü ne ABD ne de Avrupa ülkeleri Uluslararası Para Fonu’ndaki belirleyici konumundan vazgeçmeye yanaşıyor. Pekin’in lanse ettiği, doların rolünün küçültülmesi fikri de şimdilik onay bulmuyor. Bu bakımdan mucize beklenmesin, gerçekçi kalınsın.”

İtalya’da yayımlanan “La Stampa“ gazetesi de G20 Zirvesi’ni konu alan yorumunda “mucize beklenmemeli” görüşüne yer vermiş:

“Londra’daki G20 Zirvesi’nin nasıl sonuçlanacağını öngörmek zor. Fakat, ne olmayacağını söylemek şimdiden mümkün. Şiddetli protesto gösterileri ve katılımcılar arasındaki büyük görüş ayrılıklarıyla başlayan konferans, mucizeler yaratıp, ekonomik krize çözüm getiremeyecek. Dünya ekonomisini tekrar ayağa kaldıracak temel ilkeler üzerinde anlaşma sağlanabilirse, ne ala.”

Danimarka’da yayımlanan “Information“ adlı gazetedeyse Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin G20 Zirvesi’nde oynadıkları rol değerlendiriliyor:

“G20’de münferit ve özel bir koalisyon gelişiyor. Bu koalisyona Londra sokaklarındaki Amerikan ve kapitalizm karşıtı göstericiler kadar Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy de dâhil. Hepsi Anglo-Amerikan finansal kapitalizm modelinin tasfiyesini talep ediyor. Sarkozy ve Merkel’in talepleri sempatik bulunabilir. Fakat yangına körükle gidiyor ve popülist davranıyorlar. Merkel, dünya politikasının, ağırlığı en çok ulusal çıkarların korunmasına veren siyasi gücü. Başbakanın ülkesinin ticaret fazlasını iç talebi harekete geçirmede kullanmayı reddetmesi neredeyse inanılmaz bir şey. Berlin yönetimi, diğer ülkelerin ve özellikle borcu sürekli artan ABD’nin, Almanya’nın ihracatını kurtarmaya yönelik yardım paketleri önermesini bekleyemez.“