1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

02.01.2009 - Alman basınından özetler

Alman basınında 2009 yılında çıkan ilk yorumlar iki konu üzerine odaklanıyor: Ortadoğu'daki şiddet ve Rusya ile Ukrayna arasındaki doğal gaz krizi.

default

Başkent gazetesi Die Tageszeitung "Arabulucu Türkiye mi?" başlığıyla yaptığı yorumda, Ankara hükümetinin Ortadoğu'daki çabalarını değerlendiriyor:

"Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede mekik dokuyor ve gerçekten Türkiye'nin 'diplomatik müdahalesi' birtakım yenilikler getirebilir belki. Hem İsrail'e hem de Arap âlemine eşit mesafede olan, aynı zamanda ılımlı İslamcı bir hükümete sahip Ankara, dürüst bir arabulucunun taşıması gereken tüm koşulları yerine getiriyor. Tabi alınacak sonuca dair herhangi bir garanti vermek - her zaman olduğu gibi- mümkün değil. Ama her iki tarafı da bağlayıcı bir ateşkes için iknâ etmenin hiç de kolay olmayacağı kesin."

İsrail-Hamas çatışmasını yorumlayan Frankfurter Allgemeine Zeitung, bölgede barış ortamının tesis edilebilmesi için uluslararası toplumun desteğinin şart olduğu saptamasını yapıyor:

"Filistinlilerin on yıllardır sergiledikleri tavır da gösteriyor ki, bağımsız bir Filistin devletinin kurulması mümkün değil. Tüm tarafların tanıyacağı bir Filistin devletinin kurulması, şu anda devam eden savaşın iki ülke arasındaki bir savaşa dönüşmesi anlamına gelir. Diğer yandan her iki tarafın da -bir ateşkes hâmiliği yapmak için bile olsa- yardım çağrılarında bulunması da barış yolunda kaybolmak üzere olan ümitleri yeniden yeşertiyor. Dış destek olmadan İsrail ve Filistin arasında kalıcı bir barış tesis edilemez. Ancak uluslararası toplumun içi boş söylemlerinin kimseye bir yarar sağlamayacağı açık. Bu noktada asıl ihtiyaç duyulan, sağlam zemine oturtulacak somut eylemlerdir."

Berlin merkezli ulusal gazetelerden Die Welt ise Ortadoğu'daki krizde Avrupa'nın rolünü sorguluyor:

"İyi de Avrupalılar nerede hani? İran tarafından finanse edilen ilk roketler İsrail toprağına fırlatıldığında Avrupalı politikacıların hemen harekete geçmesi gerekirdi. Yüzyıllar boyunca Yahudilere karşı nefret tohumlarının ekildiği Avrupa, bugün İsrail'e karşı sorumludur. Ancak bu yaşlı kıtanın, herkese uygun bir dış politikası mevcut değil. Laf çok, icraat yok! Ancak Ortadoğu'daki barut fıçısı bir patlarsa, bunun şiddetinden Avrupa'nın da nasibini alması kaçınılmazdır. İşin bu raddeye gelmesini beklemek doğru mudur gerçekten?"

Alman basınında bugün öne çıkan bir diğer konu da Rusya ve Ukrayna arasındaki doğal gaz gerginliği. Berliner Zeitung'da şu satırlar yer alıyor:

"Kremlin, bilinçli şekilde doğalgazı bir 'siyasi güç aracı' olarak kullanıyor. Stratejik çıkarlarına hizmet ettiği sürece böyle yapmaya da devam edecek. Avrupa'nın bu durumda her türlü hammadde ihtiyacını giderme konusunda Rusya'ya bağımlı olmaktan kurtulması gerekiyor. Bunun için de örneği biyogaz gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimine ağırlık verilmesi şart. Almanya'ysa çeşitli tedarikçi ülkelerle iyi ilişkiler yürütmelidir. Eski Başbakan Gerhard Schröder döneminde Almanya'nın sadece Rusya'ya bağımlı hale getirilmesi vahim bir hataydı. Şimdiki Başbakan Angela Merkel ise Rusya'yla ilişkilerde daha itidalli davranmakla iyi ediyor."

Bu arada hemen belirtelim: Her ne kadar yorum sayfalarına pek yansımasa dahi, TRT'nin Kürtçe televizyon yayınına başlamış olması da Alman gazetelerinde geniş bir şekilde yer alıyor. Hemen hemen tüm gazeteler gerek basılı nüshalarında gerekse internet sitelerinde bu konuyla ilgili haberleri okuyucularına duyuruyor. Kimi gazeteler gelişmeyi "Ankara'nın reform politikasının yeni bir adımı" olarak değerlendirirken, kimileri de TRT 6'yı "PKK'nın yayın organına karşı rakip bir kanal" olarak tanıtıyor.