1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

01.10.2009 - Alman basınından özetler

Almanya’da idare mahkemesinin okulda namaza izin vermesi, basında tartışılmaya devam ediyor. Öne çıkan diğer yorum konusu, Çin devriminin 60’ıncı yıldönümü

default

“Dresdner Neueste Nachrichten” gazetesi, Berlin İdare Mahkemesi’nin namaz kararına ilişkin yorumunda, “öyle kararlar vardır ki, bunlara dünyanın ihtiyacı yoktur. Berlin’deki mahkemenin aldığı karar, işte bu kategoride bir numarada yer alıyor” diyor. Yorumun devamını okuyoruz:

“ (…) Yargıçların kararına inanabilmek çok zor. Bayvera’daki okul sınıflarında asılı haçlar indirilirken ve Müslüman öğretmenlerin derste türban takması yasaklanırken, şimdi Müslüman öğrencilerin namaz kılması için yer ayrılması planlanıyor. Bununla neye ulaşılacak? Teneffüslerde okul bahçelerinde öğrencilerin yüzlerini Mekke’ye dönüp namaz kılmaları teminat altına alınarak acaba topluma uyum, yani entegrasyon mu amaçlanıyor? Kin ve nefret saçan radikal vaizlerin amacı entegrasyon değil, saldırgan bir iktidar talebi, genç inananları taraftar yapma girişimidir. Berlin’in namaz kararı, paralel toplumlar yaratma eğilimini güçlendirecektir.”

“Die Welt” gazetesinde Clemens Wergin imzalı yorumda ise, ‘bu konuda biraz daha sağduyulu ve pragmatik yaklaşımlar olsa daha hayırlı olurdu’ deniliyor ve Belçika’nın Anvers kentindeki uygulamadan örnek veriliyor. Yorumun devamı şöyle:

“ (…) Anvers’te türban yeniden yasaklandı, çünkü orada Belçikalı çoğunluğun oluşturduğu kamuoyu, okulda türban takmakta direnen Müslümanlar üzerinde yoğun baskı uyguladı. Bu, dinî (sembollere) karşı ya da yandaş olan kişilerin karar serbestisini genişletmek suretiyle devletin de tavrını belirleyen hedef olmalıdır.”

“Märkische Oderzeitung”’tan seçtiğimiz yorum ise farklı bir konuda, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 60'ıncı yıldönümünü ele alan bir değerlendirme:

“ (…) Kuruluş yıldönümü kutlamaları nedeniyle Pekin’de yine uzun menzilli füzeler ve diğer silahlar görücüye çıkacak. Ama dünya kamuoyu sadece bu durum nedeniyle, dünyanın nüfusu en kalabalık ülkesine endişe ile bakmıyor! Çin, gittikçe artmakta olan ekonomik gücü ile şimdiye kadarki süper güç ABD ile boy ölçüşme aşamasında. Burada şu sorulabilir: Eğer farklı devlet biçimleri daha başarılı oluyorsa, o zaman dünya demokrasilerinin rolü ne olacaktır? Üstüne üstlük Batılı ülkelerin Çin’e yaptıkları demokratikleşme çağrıları da, -ekonomik bazı gereklilikler nedeniyle- gittikçe cılızlaşmıştır.”

Son olarak “Süddeutsche Zeitung”un Almanya’nın dış dünyadaki rolünü irdeleyen yorumuna bakıyoruz:

“ Paris, Pekin ya da Washington’dan bakıldığında Almanya hala kendi kendini kelepçelemiş bir ulus konumunda. Onlarca yıldan beri Almanya’dan önceleri talep edilen, sonraları kabul edilmek zorunda kalınan ve (Berlin) Duvarı’nın yıkılmasından sonra da homurtular içinde sineye çekilen şey, gittikçe bir soruna dönüşüyor. Almanya dış dünyada karmaşık bir ortak olarak algılanıyor. Bunun nedeni Almanya'nın iyi ya da kötü bazı gerekçelerle dış politikalarında keyfine düşkün bir konuma gelmesi. Bu durum Almanya’yı zor, hatta kimi zaman imkânsız bir uluslararası aktöre dönüştürüyor.”

Derleyen: Çelik Akpınar

Editör: Beklan Kulaksızoğlu