1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

BASIN

01.07.2009 - Alman basınından özetler

Bugünkü Alman gazetelerinde ABD birliklerinin Irak kentlerinden çekilmesi ve Federal Alman Anayasa Mahkemesi'nin Lizbon Antlaşması'na prensipte "evet" demesiyle ilgili yorumlar öne çıkıyor.

default

Basın özetlerine, Amerikan birliklerinin Irak’taki kent ve köylerden çekilmesini konu alan yorumlarla başlıyoruz. Neue Osnabrücker Zeitung'da şu satırlar gözümüze çarptı:

“Irak’ın batacağı, ABD'nin de bu ülkede ağır bir bozguna uğrayacağı iddialarıyla çok karşılaştık. Ancak Amerikan askerlerinin Irak kentlerinden çekilmesiyle Irak, kriz merkezinden, gelişen demokratik bir ülke olma yolunda önemli bir etabı geride bıraktı. Etnik ve dini bakımdan bölünmüş vaziyetteki Irak, büyük sorunlarla karşı karşıya. El Kaide’nin estirdiği son terör rüzgarları, yeni Irak’ın içte ve dışta bir çok düşmanı olduğunu gösteriyor. Ancak Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin radikal gruplara indirdiği darbeler sayesinde Irak, nispeten daha güvenli hale geldi. Avrupa’da terör ve gerilla ile mücadelenin kazanılamayacağı görüşü yaygındır. Ancak ekonomik büyüme, eğitim ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve medyadaki çoğulculuk, bu görüşü yalanlıyor. Irak’ın durumunu olduğundan iyi gösterecek değiliz. Ama esenliğe kavuşma şansı, risk ve tehlikelerden çok daha fazla. Göreceli istikrarı kalıcı barışa dönüştürmek Kürt, Şii ve Sünnilerin elinde.”

Berlin’de yayımlanan Junge Welt gazetesi ise Amerikan birliklerinin Irak’tan çekilmesinin bölge üzerinde olumsuz etkisi olabileceğini yazıyor:

“Şiilerin, işgal kuvvetlerinin yardımıyla Irak’ın en güçlü halk grubu durumuna gelmesi, İran’ın komşu ülkedeki gelişmeler üzerinde daha etkili hale gelmesine yaradı. Lübnan üzerinden bütün bölgeye yayılan Tahran’ın nüfuzu, Arap ülkelerinde büyük bir tehlike olarak görülüyor. Şiilerin hakim olduğu Bağdat yönetimi de Amerikan işgalcilerin yenilgiye uğratıldığı izlenimini uyandırmaya çalışarak, halkın nabzına göre şerbet veriyor. Washington yönetiminin, Amerikan güdümlü demokratik ‘Irak’ın parlayan feneri’ olacağını söylediği 'Büyük Ortadoğu Projesi’nin geçmişte kaldığı söylenebilir.”

Alman Anayasa Mahkemesi’nin, Alman parlamentosuna daha fazla söz hakkı tanınması şartıyla Lizbon Antlaşması’nı onaylaması bugünkü Alman gazetelerinin önde gelen yorum konuları arasında yer alıyor. Stuttgarter Zeitung'da şu satırları okuyoruz:

“Avrupa hareket kabiliyetini koruyacak. Büyük bir bozgun önlenmiş oldu. Anaya Mahkemesi, bozgunun çok büyük olacağını bildiğinden, bundan farklı bir karar alamazdı. Anayasa hakimleri, rahat ve hür karar alamadılar. Hakikatin gücü, Anayasa Mahkemesi’ne sınırlarını gösterdi. Karar gerekçesini dikkatle okuyanlar, ‘Avrupa’nın ağır siyasi baskısı olmasaydı, Alman Anayasa Mahkemesi’nden farklı karar çıkabilirdi’ diyebilir. Avrupa politikası yapmak zorlaşacak. Çünkü ağırlık, gerisin geriye Avrupa milli devletlerine kayıyor. Bu da Anayasa Mahkemesi kararından çıkarılabilecek ikinci sonuç.”

Ludwigshafen merkezli Rheinpfalz gazetesinin aynı konuya ayırdığı yorumla basın özetlerine son veriyoruz:

“Alman Anayasa Mahkemesi’nin kararı, sürekli olarak siyasi yetkileri emen 'Avrupa Birliği' adlı devletler topluluğu ile üye ülkelerin egemenlik hakları arasında denge kurma arayışı olarak nitelendirilebilir. Milli devletlere bundan böyle de ihtiyaç olacağını, en ateşli Avrupa taraftarları bile teslim ediyor. Siyasi, ekonomik ve sosyal politikaların şekillendirilip uygulanma bölgesi, yine üye ülkeler olacak. Avrupalılar, sadece kendi ülkeleri ile özdeşleşebildikleri için düşünürken, hâlâ milli kategorilerin dışına çıkmıyorlar. Yine de AB gelişecek ve birleşme güçlenecek. Bu bakımdan Alman Anayasa Mahkemesi’nin dünkü kararının, denge arayışlarının sonuncusu olmadığı söylenebilir.”


Derleyen: Ahmet Günaltay


Editör: Murat Çelikkafa