1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Şiddetle büyüyen çocuklar adalet arıyor

Almanya, savaş sonrası dönemin bazı karanlık sayfalarıyla yüzleşiyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Alman yetiştirme yurtlarında şiddete maruz kalan çocuklar, haklarını Federal Meclis Dilekçe Komisyonu'nda arıyor.

default

İkinci Dünya Savaşı'yla sona eren Nazi rejiminin ardından özellikle 1950’li ve 60’li yıllarda Alman yetiştirme yurtlarına yerleştirilen yüz binlerce çocuğun kötü muamele gördüğü, şiddete ve işkenceye maruz kaldığı, hatta cinsel istismara uğradığı yönündeki iddialar uzun süredir dile getiriliyordu.

Konu artık, vatandaşların devlet ya da eyalet yönetimleri tarafından haksızlığa uğradığı yönündeki şikâyetlerini araştıran Federal Meclis Dilekçe Komisyonu'nun gündeminde. Komisyon, savaş sonrası yerleştirildikleri yetiştirme yurtlarında işkence ve istismara maruz kaldıklarını belirten o dönemin çocukları, günümüzün yetişkinlerinin şikâyet ve taleplerini inceliyor.

Schulkinder - Kriegskinder

1960'lı yıllarda, yaşamının dört yılını yetiştirme yurtlarında geçirmiş Sonja Djurovic, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Dövülüyor, bedensel ve ruhsal şiddete maruz bırakılıyor, taciz ediliyorduk. Tüm hevesimiz, direncimiz kırılıyordu. Aşağılanıyorduk, onurumuz ayaklar altına alınıyordu. Hiçbir şekilde herhangi bir hakkımız yoktu, bize yardım etmek isteyen ya da edebilecek kimse yoktu.”

“Yurdun dışına çıkamıyorduk”

Bugün 59 yaşında olan Sonja Djurovic, yurt hayatı sırasında yaşadığı bu travmadan bir an bile kurtulamadığını belirtiyor. “Birçok kez intihar etmek istedim” diyen Djurovic, iki başarısız evliliğin ardından şimdilerde de depresyondan mustarip. Tüm bu olumsuz deneyimlerin kaynağıysa çocuk yaşta verildiği kiliseye ait bir yetiştirme yurdunda yaşadıkları.

Djurovic, yurda verildiği günü şöyle anlatıyor:

“Bir sabah büyük anne ve büyük babamın evinin önünde bir otomobil durdu. Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'nden bir kadın beni almaya gelmişti. Aileme, arkadaşlarıma veda edecek zamanı bile bulamadım. Nereye gittiğimizi bilmiyordum; bilinmeyene doğru bir yolculuğa başladık. Yolculuğumuz yetiştirme yurdunda son buldu. Yurdun dışarıdan nasıl göründüğünü hatırlamıyorum bile. Çünkü neredeyse üç buçuk-dört yılımızın tamamını sadece içeride geçirdik.”

Djurovic ve arkadaşları bugün “Eski Yurt Çocukları” adında bir dernek kurarak o dönem gördükleri kötü muamele ve verdikleri emeklerin, tazmin edilmesini istiyor.

'Eski Yurt Çocukları'nın talepleri

Annesi ve babası ayrıldıktan sonra 1965’ yılında, kötü muameleyle karşı karşıya kaldığı bir yurda verilen Elenore Fleth ise “tedavi görmek istiyorum” diyerek taleplerini şöyle dile getiriyor:

“ Temel haklarımızın zedelendiğinin kabul edilerek bunun gerekli şekilde tazmin edilmesini ve o dönemki çalışmalarımız karşılığında bir maaş ödenmesini istiyorum. Örneğin ben yıllarca karşılığında hiçbir ödeme yapılmadan çalıştım ve herhangi bir diploma ya da meslek eğitimi görmeden yurttan salıverildim. Bu yüzden orada geçirdiğimiz sürenin bir şekilde telafi edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Nachkriegszeit - Ankunft Vertriebener aus Polen in Friedland

Federal Meclis Dilekçe Komisyonu çerçevesinde İkinci Dünya Savaşı sonrası yurtlarda mağdur olan çocukların durumunu görüşmek üzere yapılan ilk toplantıda Protestan ve Katolik Kilisesi’nin temsilcileri de hazır bulundu.

Kilise temsilcileri, o yıllarda yaşananlardan dolayı büyük bir üzüntü duyduklarını, yetiştirme yurtlarındaki çocukların çektikleri acıları da paylaştıklarını dile getirdiler. Almanya Protestan Kilisesi temsilcisi Hans Ulrich Anke, yaraların geç de olsa sarılmasını umduğunu söyledi. Anke, "Alman Protestan Kilisesi, o dönem kiliseye bağlı yardım kurumlarının yurtlarında da çocuk ve gençlerin bu türden ağır acılarla karşılaşmış olmalardan derin üzüntü duyuyor. Bu toplantıların uzlaşmaya vesile olmasını umuyorum” diye konuştu.

Konuyla ilgili toplantılara başkanlık eden eski Federal Meclis Başkan Yardımcısı Antja Vollmer, mağdurların karşı karşıya kaldıkları zor şartların tazmini konusunda elinden geleni yapacağı sözünü verdi. Soruna çözüm bulmak için başlatılan toplantıların her iki ayda bir yapılması ve 2010 yılına kadar somut bir neticeye ulaşılması hedefleniyor.

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN