1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

ALMANYA

Şeften övgü ve takdir yok

Almanya’da yönetici pozisyonundaki kişilerde, çalışanlarını övme, takdir etme ya da dertlerini dinleme gibi alışkanlıklar çok ender görülüyor. Bu yüzden her dört kişiden birinin “ruhen inzivaya” çekiliyor.

İşletmelere danışmanlık hizmeti veren Amerikan Gallup araştırma kuruluşunun bin 200 çalışan ile yaptığı telefon mülakatının sonuçlarına göre, eğer bir şef, yönetici kadro seminerinden yeni gelmiş ve personeli için otomatikman sırt sıvazlama işine girişmişse, bu tür abartılı övgülerin ardındaki amaç çalışanlar tarafından hemen fark ediliyor ve hoş karşılanmıyor. Gallup araştırma şirketinin bu konuda yaptırdığı anketi hazırlayan Marco Nink buna şöyle açıklık getiriyor: “Personelin bu konuda çok hassas antenleri var ve söylenen gerçekten ciddi bir övgü mü, değil mi, bunu çok iyi ayırt edebiliyor.”

"Kızmıyorsak, bu, yeteri kadar övgüdür"

Lupe vor Auge

Yapılan ankete göre Almanya’da yönetici kademesinde olanlar, personelin yaptığı işi takdir edici sözleri nadiren kullanıyor

Yapılan ankete göre Almanya’da yönetici kademesinde olanlar, bürolarda ya da işletmelerde personelin yaptığı işi takdir edici sözleri nadiren kullanıyor. Araştırmacı Marco Nink, “Kızmıyorsak, bu zaten yeteri kadar övgüdür” şeklindeki anlayışın çalışan personeli motive etmekten uzak olacağını söylüyor ve şunları ekliyor: “Bu durumda çalışanlar fazla faal olmayacak, devre dışı kalacak, kendi içine çekilecek ve bir zaman sonra da yılgınlığa düşecektir. Ve gerçekten onlardan talep edilen şey dışında bir şey yapmaya istekli olmayacak, düşünme süreçlerine katılmayacak, sadece ellerindeki işi bitirmekle meşgul olacaklardır.”

Gözlerimi kaparım, vazifemi yaparım

Araştırmaya göre, Almanya'da her dört çalışandan biri şefi tarafından övgü alıyor ve her üç çalışandan biri de fikirlerine işletmede kulak kabartıldığı kanısında. Ancak yüzde 63 gibi bir çoğunluk, genel olarak “Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” prensibi uyarınca çalışıyor. Söz konusu anketi hazırlayan Marco Nink, Almanya’da ekonomide güçlü canlanmaya rağmen bu mantalitenin değişmediğine de dikkat çekiyor. Nink, “Özellikle personel müdürlerinin bilmesi gereken bir gerçek de, aşağı yukarı her dört memurdan birinin ‘iç inzivaya' çekilmiş olduğudur” diyor ve ekliyor: “İç inzivaya çekilmiş olan kişi genelde yapıcı değil, yıkıcı özelliktedir; çevresindeki iş arkadaşlarını da kışkırtarak, işini yaparken ne kadar mutsuz olduğunu sürekli söyler durur. Bu tür şikayetlerin de tabii ki iş ortamındaki enerjiyi ortadan kaldırıcı etkisi ve diğerler çalışanlara da bulaşma tehlikesi vardır. Kendisini ‘iç inzivaya’ çekmiş olan bir çalışanı eski haline döndürmek için ise işletmede onunla samimi ve akılcı bir biçimde uğraşacak en az dört kişiye ihtiyaç duyulmakta.”

Ruhsal olarak işletmeden uzaklaşmış olan çalışanların çok sık olarak işe gelmedikleri, bunun da ekonomiye zarar verdiğine işaret ediliyor.

Alman menajerlerin personel yönetimi kötü mü?

Symbolbild Arbeit Meeting Gespräch

Yüzde 63'lük bir çoğunluk, genel olarak “Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” prensibi uyarınca çalışıyor

Çalışanlar arasında yapılan anket ister istemez şu soruyu da gündeme getiriyor: Almanya’nın menajerleri, personel yönetimi konusunda bu kadar kötü mü? Elbette ki değil. Ancak anketi hazırlayan Marco Nink, menajerlerin bu durumdan ders çıkartmalarının bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor. Zira Nink’e göre, sonuçta işletmenin iyi hizmet vermesi ve rekabet gücü açısından bu öğrenme sürecinin mutlak bir getirisi olacaktır: “Bu nedenle personel yöneticilerine sadece şu tavsiye edilebilir: Düzenli görüşmeler yapsınlar! Ve bunu yaparken de -bu nokta çok önemli- kendilerinin az konuşması, daha çok muhataplarına kulak vermeleri gerekir. Bu tür gayrı resmi görüşmeleri yapanlar, çalışanları ile görüşme fırsatı kollayanlar, onlarla ilgili oldukları mesajını da vermiş olacaklardır.”

Dış ülkelerle kıyaslama yapıldığında, Almanya’daki menajerlerin sadece Japonya, Çin ve Hindistan’daki işletme yöneticilerinden daha iyi not aldıkları da belirtiliyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Monika Lohmüller/Çeviri: Çelik Akpınar

Editör: Ercan Coşkun

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN