1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

DÜNYA

Ülkeler siber birlikler kuruyor

Berlin Hür Üniversitesi’nden Sandro Gaycken, gelecekte askerî görevli hackerlerin önemli bir rol oynayacağını kaydetti. Siber birliklerin artmaya başladığını belirten Gaycken, DW'nin sorularını yanıtladı.

default

İran yönetimi, bir süre önce Batılı istihbarat servisleri tarafından ortaya atılan İran'daki bilgisayar ağlarına “Stuxnet” adlı bir virüsün bulaştığı yönünde iddialara yanıt verdi. Hafta sonu bir açıklama yapan İranlı yetkililer, söz konusu virüsten İran'daki 30 bin bilgisayarın etkilendiğini doğruladı. Ancak Buşehr'deki nükleer tesisin söz konusu virüsten etkilenmediği ve yakında faaliyetlerine başlayacağı belirtildi.

Yaşanan bu son olay, siber saldırıları da tekrar gündeme getirdi. Berlin Hür Üniversitesi'nden Sandro Gaycken, “siber saldırılarda seçeneklerin sınırsız olduğunu” belirtiyor. Deutsche Welle’ye açıklamalarda bulunan Gaycken, İran’a yönelik saldırının sadece bir başlangıç olduğunu, askerî görevli hackerlerin faaliyetlerinin gelecekte oldukça önemli bir rol oynayacağını kaydetti. Gaycken DW'nin sorularını yanıtladı:

Iranian Cyber Army

Geçtiğimiz günlerde İran'ın nükleer tesislerine virüs saldırısı düzenlendiği iddia edilmişti, ancak yetkililer bunu yalanladı

DW: Modern orduların, bilgisayar hackerlerini bünyelerine katmaya başladıkları doğru mu?

Gaycken: "Evet, elbette bu bir süredir zaten geçerli. Örneğin ABD’liler bu konuda bilinen en büyük programa sahip. Geçen yıl 30 bin hava kuvvetleri askeri, siber savaş askeri olarak tahsis edildi. Yani şu anda 30 bin kişilik bir birlikleri var. Diğer ülkeler de birkaç yıldır daha da büyük birliklere sahipler. Rusya ya da örneğin Çin’de siber birlik sayısının altı haneli rakamlarda olduğu tahmin ediliyor.

DW: Peki, Federal Alman Ordusu’nda durum nasıl?

Gaycken: "Bu konuda pek bir bilgi yok. Köln - Bonn askerî hava üssünde yaklaşık 80 kişiden oluşan küçük bir birliğin varlığı biliniyor. Hava kuvvetlerine bağlılar. Ancak ne yaptıkları henüz pek belli değil."

DW: Bu “bilgisayar askerlerinin” görevlerini nasıl ifade edebiliriz? Tam olarak ne yapıyorlar?

Gaycken: "Temel olarak, diğer seçenekleri izleyebilmek için düşman bilgisayar sistemlerine girmeye çalışıyorlar. Bunlar tabii ki üst düzeyde korunan sistemler. Ardından ya bilgileri ele geçirmek ya da sabotaj eylemleri gerçekleştirmek, uzaktan kumanda sistemleri oluşturmak gibi seçenekler bulunuyor."

DW: Bu tarz bir savaşın avantajları neler?

Gaycken: "Tüm bilgisayarlara sızacak ve onları devre dışı bırakacak ya da manipüle edecek durumda olan bir hacker birliğine sahip oldukları zaman, daha sonra bununla mümkün olan her şeyi yapabilirler. Orada bulunan taktiksel yeni fırsatlar konusunda inanılmaz geniş bir oyun alanına sahip oluyorlar. Onları yanlış bir yöne gönderebilir, kasıtlı olarak yanlış bilgi sağlayabilir, önemli anlarda onları tedirgin edebilirler. Hatta füzeleri saldırganların üzerine doğru geri döndürebilirler. Yani seçenekler neredeyse sonsuz."

DW: Bu saldırılar sonrasında arkada hiçbir iz kalmıyor mu?

Gaycken: "Kesinlikle arkada hiçbir iz kalmıyor. Bu, siber savaşlarda hepimizin karşı karşıya olduğu en karanlık nokta ve en büyük problem. Saldırganın kim olduğu söylenemiyor. Stuxnet olayında da durum böyle. Saldırganın kim olduğu yönündeki tüm spekülâsyonlar havada kalıyor."

DW: Peki, sizin tahmininiz nedir? Bu virüs bir hacker askerden mi geliyor?

Gaycken: "Her halükârda öyle. Yüksek gelişim standardı, arka planda resmi bir aktörün bulunduğunu gösteriyor. Ancak Stuxnet olayında, bunun kesinlikle İran’a karşı doğrudan bir sabotaj olamayacağı da açıkça söylenebilir.“

DW: Stuxnet’in yanı sıra internette böyle başka askerî faaliyet örnekleri görüyor musunuz?

Gaycken: "Evet, birkaç yıldır görüyoruz. Stuxnet gerçekten bilinen ilk vaka oldu ancak aslında bir kaç yıldan bu yana bir dizi olay yaşadık. Örneğin hackerler, Amerikan elektrik hatlarına sızdılar ve orada yüksek gelişim standardında arka kapılar oluşturdular. Güney Amerika’da da elektrik ağlarında benzer vakalar yaşandı ve askerî tesislere de sıklıkla saldırıldı. Örneğin Çin, büyük oranda hackerlerden oluşan bir anti-GPS birliği geliştirdi. Bu birlik, savaş durumlarında düşman askerlerin GPS uydularını ve GPS sistemlerini hackleyecek seviyede."

© Deutsche Welle Türkçe

Tobias Armbrüster / Çeviri: Başak Sezen

Editör: Beklan Kulaksızoğlu

DW TÜRKÇE'Yİ TAKİP EDİN