1. Inhalt
  2. Navigation
  3. Weitere Inhalte
  4. Metanavigation
  5. Suche
  6. Choose from 30 Languages

YAŞAM

Çocuk haklarında gerçekleri görme zamanı

Bugün Dünya Çocuk Hakları Günü. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, 20 yıl önce bugün BM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Ancak çocuk haklarında arzulananla gerçek durum arasındaki derin uçurum varlığını koruyor.

Filipinler'de henüz 9 yaşın altında 20 bin dolayında çocuk cezaevinde bulunuyor

Filipinler'de henüz 9 yaşın altında 20 bin dolayında çocuk cezaevinde bulunuyor

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, örnek niteliğinde bir belge olması nedeniyle Birleşmiş Milletler’in en büyük başarılarından biri olarak kabul ediliyor. Bugüne kadar 193 ülke tarafından imzalanan sözleşme, en fazla ülke tarafından imzalanıp, en hızlı yürürlüğe giren BM sözleşmesi olma özelliğini de taşıyor. Sözleşmeye taraf ülkelerin sözleşmeyi ne ölçüde uygulamaya koyduğu ise BM Çocuk Hakları Komisyonu tarafından denetleniyor. 18 kişiden oluşan komisyonun üyelerinden İsviçreli hukukçu Jean Zermatten, arzulananla gerçek durum arasında derin bir uçurum olduğuna dikkat çekiyor:

“Pek çok ülkede insanlar çocukları her şeyden çok seviyor, ama çocuklara öncelik tanınmıyor. Çocuk hakları mevzu bahis olmadığı sürece, çocuklara karşı çok iyi niyetli bir tutum benimseniyor. Çocuk hakları sanki yeterince ciddiye alınmıyor. Büyükler, çocuklar söz konusu olduğunda iyi niyetli ve sevgi dolu ancak çocukların da bir takım haklara sahip olduğunun anlatmak büyük çaba gerektiriyor. Devletlerin çocuklara karşı bir takım yükümlülükleri olduğu düşüncesi pek yaygın değil.”

"Çocuklar istismar ediliyor"

Sözleşmenin 54 maddesi, çocukların siyasi, kültürel, ekonomik ve sosyal haklarını devletler hukuku kapsamında bağlayıcı bir belgede bir araya getiriyor. Sözleşme maddelerinin önemli bir kısmı, çocukların, yetişkinlerin olası kötü muamelelerinden korunmasını amaçlıyor. Hukukçu Jean Zermatten, çocukların çeşitli şekillerde istismara maruz kaldığına dikkat çekiyor: “Çocukların, yetişkinlerden korunması gerektiğini söylemek biraz tuhaf karşılanabilir. Ancak, dikkatli bakıldığında çocukların, belli başlı yetişkinlerin istismarına karşı korunmasının amaçlandığı anlaşılır. Bunun en klasik örneği çocuk işçiliği. Sayısız çocuk bu şekilde istismar ediliyor. Çocuk ticareti, çocukları fuhuşa zorlama, çatışma ortamlarında çocukları asker olarak kullanma gibi eylemleri de bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Çocuklar hak sahibi özne olarak değil, satılabilir, ticareti yapılabilir, kiralanabilir ve kullanılabilir bir nesne gibi değerlendiriliyor.”

Sözleşmeden doğan haklar

Uzmanlar, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin yalnızca etik bir takım değerler üzerinde buluşulan bir uzlaşı metninden ibaret kalmaması için, sözleşmeye taraf devletleri sorumluluk almaya çağırıyor. Söz konusu hakların uygulamaya konmasında, geçen yıllarda bir takım başarılar da elde edildi. Bu başarı öykülerinden biri Hindistan’da yaşandı. İnsan Hakları Hukuku oluşumundan avukat Sheela Ramanathan, mahkemeye yapılan başvuru sayesinde yoksul semtlerde çocuklara bir öğün okul yemeği verilmesini sağladıklarını belirtiyor: “Zorunlu öğünler, sadece bazı eyaletlerde veriliyordu. Diğer eyaletlerde ise yemekten eser yoktu. Bu konu, en yüksek yargı organı tarafından ele alındı. O günden bu yana bütün devlet okullarında, çocuklara bir öğün yemek veriliyor.”

Bireysel başvuru hakkı talep ediliyor

Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin diğer Birleşmiş Milletler İnsan Hakları sözleşmesinden farkı, mahkemeye bireysel başvuru hakkını öngermemesi. Çocuk hakları komisyonu bunun değişmesini talep ediyor. Avrupa'lı çocuklar ise, sözleşmeden doğan haklarına dayanarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurabiliyorlar.

© Deutsche Welle Türkçe


Claudia Witte / Çeviri: Başak Özay

Editör: Ahmet Günaltay